Siyaset sahnesinde taşları yerinden oynatan kurultay davasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde başlayan yeni dönemin artçı sarsıntıları gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun parti liderliğine dönüşüyle hız kazanan arınma sürecinde, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilen on bir ismin ardından gözler yeni haftada alınacak kritik kararlara çevrildi. Parti koridorlarında, grup başkanvekilleri ve il başkanlarını da kapsayacak geniş çaplı bir revizyonun yolda olduğu konuşulurken, bu tarihi dönüşümün mimarlarından biri olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın son açıklamaları tartışmalara yepyeni bir boyut kazandırdı. TGRT Haber ekranlarında Gülden Kalecik Demirtaş'ın sunduğu Gündem Özel programına konuk olan Savaş, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yöneltilen ağır eleştirilere karşı adeta kalkan oldu. Mahkemenin verdiği iptal kararını kabul ettiği için parti içindeki bazı kesimlerce hain ilan edilen Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun haklı duruşunu savunan Savaş, içinde bulunulan durumun vehametini kamuoyunun anlayacağı son derece net bir örnekle gözler önüne serdi.
Hukukun Üstünlüğü Ve Sahte Para Metaforu
Yaşanan karmaşık hukuki süreci sıradan bir vatandaşın da kolaylıkla kavrayabileceği bir dille özetleyen Lütfü Savaş, meseleyi günlük hayattan bir gayrimenkul alım satımı üzerinden örneklendirdi. Kendisinden ev alan birinin sahte para vermesi durumunda tapunun yasal yollarla geri alınmasının en doğal hak olduğunu vurgulayan Savaş, mahkemenin kurultay kararı için de aynı adaletin tecelli ettiğini ve hukukun gereğinin yapıldığını belirtti. Bu hukuki haklılığın karşısında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun görevi reddetmesi halinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin çok daha derin bir girdaba sürükleneceğinin altını çizen Savaş, alternatif senaryoların parti için tam anlamıyla bir felaket olacağını ifade etti. Olası bir ret durumunda partinin kayyıma devredilebileceğini veya tamamen dışarıdan dayatılan listelerle yönetilmek zorunda kalınabileceğini hatırlatan Savaş, liderliğin yeniden üstlenilmesinin aslında parti içindeki çok daha büyük bir kargaşanın önüne geçtiğini kararlılıkla dile getirdi.
Yurt Dışına Şikayet Ve Temiz Siyaset Vurgusu
Ankara kulislerindeki bir diğer sıcak başlık olan ve yolsuzluk ile rüşvet soruşturmaları kapsamında tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu'nun durumu da Lütfü Savaş'ın radarındaydı. Özgür Özel'in bu yargı sürecini dış ülkelere taşıyarak Türkiye'yi uluslararası arenada şikayet etmesi yönündeki hamlesini kesin bir dille eleştiren Savaş, iç meselelerin dışarıya malzeme yapılmasının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu savundu. Hiçbir partilinin kendi ülkesini dış mercilere şikayet etmesini doğru bulmadığını ifade eden Savaş, adaletin kendi ulusal sınırlarımız ve dinamiklerimiz içerisinde aranması gerektiğine dikkat çekti. Temiz bir geçmişe ve vicdana sahip olan hiç kimsenin haksız yere hapis yatamayacağını belirten Savaş, masumiyetin dış müdahalelerle değil hukuki ispatla ortaya konması gerektiği mesajını vererek, isim vermeden parti içindeki belirli odaklara oldukça sert bir göndermede bulundu.
Yerel Seçimlerdeki Anket Oyunları Ve Karalama Kampanyası
2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden yeniden aday gösterilme sürecinde karşılaştığı zorlukları da ilk kez bu kadar şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşan Lütfü Savaş, perde arkasında kurulan siyasi oyunlara ışık tuttu. Başlangıçta Merkez Yönetim Kurulu tarafından adaylığının onaylandığını, üstelik anketlerde diğer beş olası adayın toplamının tam dört katı oranında halk desteği gördüğünün kendisine bizzat parti kurmaylarınca iletildiğini belirten Savaş, son gece yaşanan gizemli değişimle bir anda istenmeyen adam ilan edildiğini aktardı. Adaylık açıklamasından sadece bir gece önce, anketlerinin yüzde yirmiler seviyesine düştüğü gibi asılsız bir bahaneyle saf dışı bırakılmaya çalışıldığını ifade eden Savaş, bu tutarsızlığın arkasında planlı bir itibarsızlaştırma operasyonu olduğunu savundu. Özellikle kendini değişimci olarak tanımlayan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yakınlığıyla bilinen devasa sosyal medya ağlarının, asrın felaketi olan depremin tüm faturasını şahsına kesmeye çalıştığını belirten Savaş, bu sistematik hakaret ve karalama kampanyasının hem kendisine hem de parti içi demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe olduğunu sözlerine ekledi.