İsrail ordusunun 2 Mart 2026 tarihinde başlattığı ve bölgede büyük yıkıma yol açan saldırıları, Washington'da imzalanan çerçeve anlaşmalarına rağmen sahada karşılığını bulamadı. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son veriler, insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kağıt Üzerinde Ateşkes, Sahada Yıkım
Diplomatik kulislerde "barışa giden yol" olarak lanse edilen ve Haziran sonunda imzalanan çerçeve anlaşmaları, ne yazık ki siviller için güvenli bir ortam oluşturmaktan uzak. Lübnan'ın güneyinde ve farklı bölgelerinde düzenlenen İHA saldırıları ve topçu atışları, ateşkes söyleminin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini kanıtlıyor. Özellikle son günlerde Nebatiye ve civarında düzenlenen hava saldırıları, bölge halkı için korku dolu anların devam ettiğini gösteriyor.
Bakanlıktan Güncel Veriler
Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 2 Mart'tan bu yana kaydedilen sivil can kaybının 4 bin 321’e ulaştığı belirtildi. Yaralıların sayısı ise 12 bin 203 olarak güncellendi. Bölgedeki sivil savunma ekipleri, enkaz altındaki çalışmaları ve yaralı nakillerini kısıtlı imkanlarla sürdürmeye çalışırken, saldırıların yarattığı sistematik yıkım, köyleri adeta yaşanmaz kılıyor.
Çekilme Planı Muammaya Dönüştü
Sahada yaşanan gerilim, Washington'daki müzakerelerin geleceğini de tehdit ediyor. İsrail ordusunun belirlenen pilot bölgelerden çekilmesinin 3 haftayı bulabileceği iddiaları gündemdeki yerini korurken, yerel halk ve siyasi temsilciler, bu belirsizliğin devlet otoritesini zayıflattığını ve barış umutlarını söndürdüğünü savunuyor. Güneydeki aileler, evlerine dönüş hayali kurarken, her geçen gün artan saldırılar bu dönüşü giderek daha uzak bir ihtimal haline getiriyor.
Bölgede Neler Oluyor
-
Washington'daki "çerçeve anlaşması" tarafların iradesini yansıtma iddiasında olsa da, sahadaki askeri hareketlilik anlaşmanın uygulanabilirliğini tartışmaya açıyor.
-
Beyrut ve çevresinde süren alçak irtifa uçuşları, halk üzerindeki psikolojik baskıyı artırıyor.
-
Köylerin topçu atışlarıyla harabeye çevrilmesi, bölge genelinde bir yeniden imar krizini de beraberinde getirecek gibi görünüyor.
Lübnan semalarında ateşkesin huzuru yerine çatışmanın yankıları duyulmaya devam ederken, uluslararası toplumun sessizliği ise bölge halkının en büyük sitemi olmaya devam ediyor.