Orta Doğu coğrafyasında sınır hatlarındaki askeri gerilim varlığını korurken, diplomatik kanallarda da son otuz yılın en yoğun ve en üst düzey temasları gerçekleştiriliyor. İsrail Silahlı Kuvvetleri, Lübnan'ın güney şeridinde yer alan stratejik Sur kentine yönelik askeri planlamalarını yeni bir aşamaya taşıyarak bölgedeki yerel unsurlara yönelik tahliye uyarısı sinyalleri verdi. Sahanın sıcaklığına rağmen, her iki ülkenin diplomatik temsilcileri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arabuluculuğunda masada kalıcı bir çözüm formülü aramaya devam ediyor.
Sur Kentindeki Yerel Topluluklara Doğrudan Çağrı
Askeri operasyonların gidişatına dair resmi kanallardan açıklama yapan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabı üzerinden bölgedeki son duruma dair kurumsal parametreleri paylaştı. Geçtiğimiz hafta Sur kenti genelinde ilan edilen tahliye uyarılarının sınırlarını hatırlatan Adraee, daha önce operasyon kapsamı dışında tutulan Hristiyan nüfusun yoğunlukta olduğu bölgelere dair yeni bir ültimatom iletti.
Sözcü Adraee, söz konusu sivil yerleşim alanlarında Hizbullah unsurlarının lojistik ve operasyonel faaliyet yürüttüğünü ileri sürerek, bölgedeki yerel Hristiyan topluluklardan bu unsurları yaşam alanlarından uzaklaştırmalarını talep etti. Bölgede askeri varlığın devam etmesi halinde sivil kayıpları önlemek adına yeni bir tahliye emrinin yayımlanacağını belirten Adraee, yakın gelecekte bu koordinatlara yönelik hava ve kara harekatlarının genişletilebileceği tehdidinde bulundu.
Washington'da 1993 Sınırından Sonra En Üst Düzey Temas
Saha hatlarında bu dinamikler yaşanırken, krizin bölgesel bir savaşa evrilmesini önlemek adına Beyaz Saray ve ABD Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda tarihi adımlar atılıyor. İsrail ve Lübnan'ın Washington büyükelçileri; 14 Nisan, 23 Nisan ve 14 Mayıs tarihlerinde arabuluculuk mekanizması kapsamında bir araya gelerek kapsamlı müzakerelerin ön hazırlık süreçlerini yürüttü.
ABD Dışişleri Bakanlığında icra edilen bu zirve, "1993 yılından bu yana iki ülke arasında gerçekleştirilen en üst düzey doğrudan resmi temas" olarak uluslararası diplomasi tarihine geçti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da bizzat katılım sağladığı bu görüşmelerin ardından küresel ölçekte yeni bir takvim ilan edildi. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı resmi açıklamada, çok yakın bir gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı barış planlamasını netleştirmek üzere Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.
Beyrut İç Siyasetinde Müzakere Ekseni Çatışıyor
Lübnan'da, bölgesel komşusuyla doğrudan masaya oturulması başlığı iç siyasi dengelerde ve kamuoyunda görüş ayrılıklarını da beraberinde getirdi. Kurumsal devlet aklı ile sahadaki silahlı unsurlar arasında sürece yaklaşım noktasında şu temel farklar göze çarpıyor:
-
Hükümet Kanadı (Çözüm Odaklı): Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, yürütülen bu diplomatik temasları "bölgedeki kanın durdurulması, sivil altyapının korunması ve kalıcı sınır güvenliğinin tesisi" adına kaçınılmaz ve tek seçenek olarak değerlendiriyor.
-
Hizbullah Kanadı (Muhalif): Hizbullah yönetimi ve örgüte yakın siyasi çevreler ise ABD nezdinde yürütülen bu doğrudan diyalog kanallarını kurumsal bir "teslimiyet" olarak nitelendirerek diplomasi masasına sert bir şekilde karşı çıkıyor.