HER HASTA İÇİN ÖNCE AYRINTILI DEĞERLENDİRME YAPIYORUZ
Prof. Dr. Yıldırım, gözlükten ve kontakt lensten bağımsız yaşamak isteyen hastalarda öncelikle detaylı muayene ve tetkik yapıldığını belirterek, “Hastanın göz yapısı uygunsa ve beklentileri gerçekçiyse lazer tedavisi planlanabiliyor. Numaranın doğru tespit edilmesi ve gözün tüm bölümlerinin ayrıntılı incelenmesi büyük önem taşıyor. Yalnızca göz yapısının değil, kişinin yaşam koşulları ve günlük hayata dönüş beklentisi de işlem seçimini etkiliyor” dedi.
3 FARKLI LAZER YÖNTEMİ UYGULANABİLİYOR
Lazer cerrahilerinin genel olarak üç ana başlık altında değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Göz yüzeyine uygulanan PRK ve No Touch lazer, korneadan ince bir tabaka kaldırılarak yapılan Lasik cerrahileri ile son yıllarda daha popüler hale gelen Smile ve Smile Pro yöntemleri hastalarımıza uygulanabiliyor. Bu yöntemler hastanın numarasına, kornea yapısına ve beklentilerine göre seçiliyor. Her hasta için kişiselleştirilmiş planlama yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
AMELİYAT KISA, İYİLEŞME HIZLI
Prof. Dr. Yıldırım, ayrıntılı değerlendirme sonrası cerrahi sürenin oldukça kısa olduğunu dile getirerek, “Görsel rehabilitasyon hızlı gelişiyor. İşlem tipine göre hastaların sosyal ve iş hayatına dönüş süreleri günümüzde oldukça kısalmış durumda. Ameliyat sonrası verilen tedaviler düzenli uygulanmalı. Özellikle ilk günlerde gözün ovuşturulmaması, yıkanmaması ve güneş ışığından korunması gerekiyor” diye konuştu.
UYGUN HASTALARDA BAŞARILI SONUÇLAR ALIYORUZ
Günümüzde gelişmiş teknoloji ve artan cerrahi tecrübeyle lazer tedavilerinin güvenle uygulanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, “Uygun hastalarda gerçekleştirdiğimiz lazer cerrahileriyle hastalarımızı gözlük ve lens bağımlılığından kurtarabiliyor, daha konforlu bir yaşam sunabiliyoruz” dedi.