Konya'da akıllara durgunluk veren ve detaylarıyla kan donduran bir cinayet soruşturması, adaletin titiz çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarıldı. Geçtiğimiz mart ayında evinde ölü bulunan 39 yaşındaki İbrahim Ekici'nin şüpheli ölümü, ilk bakışta doğal bir vefat gibi görünse de arkasında akılalmaz bir ihanet, manipülasyon ve cinayet planı barındırıyordu. Evli ve bir çocuk babası olan genç adamın cansız bedeni üzerinde yapılan ilk otopside kesin ölüm nedeni belirlenemedi. Ancak olayın seyrini değiştiren gelişme, İbrahim Ekici'nin 14 yıllık hayat arkadaşı olan kırk üç yaşındaki radyoloji teknikeri Mine Ekici'nin kolluk kuvvetlerine verdiği ifadelerdeki tutarsızlıklar oldu. Şüphelerin artması üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı Cinayet Suçları Soruşturma Bürosu dosyayı derinlemesine incelemeye aldı ve olayın perde arkasındaki karanlık ilişkiler ağı deşifre edildi.
Engelli Çocuk Üzerinden Kurulan Acımasız Tuzak
Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte, Ekici çiftinin engelli çocuklarının tedavisi için tıp bilimi yerine akılalmaz bir yola başvurdukları anlaşıldı. Çiftin, çevresinde muskacı ve büyücü olarak tanınan kırk yedi yaşındaki Hüseyin Sarıbaş ile irtibat kurduğu tespit edildi. Çocuklarının sağlığına kavuşması umuduyla bu kişiye başvuran ailenin, zaman içinde nasıl korkunç bir psikolojik manipülasyonun kurbanı olduğu adım adım ortaya çıkarıldı. Sahte hocanın, ailenin çaresizliğini kullanarak onları gerçeklikten tamamen kopardığı ve kendi sapkın senaryosuna inandırdığı belirlendi.
Cinler Alemi Yalanıyla Gelen Karanlık Manipülasyon
Cinayet Suçları Soruşturma Bürosu ekiplerinin elde ettiği bulgular, Hüseyin Sarıbaş'ın uyguladığı akıl yıkama taktiklerinin boyutunu gözler önüne serdi. İddialara göre Sarıbaş, Ekici çiftini, annenin ve engelli çocuğun cinler aleminde seçilmiş safkan insanlar olduğuna inandırdı. İşin en korkunç yanı ise sahte hocanın, Mine Ekici'nin bedeninde bir cin taşıdığını öne sürerek, kendisiyle birlikte olması halinde doğacak erkek çocuğun kendi veliahdı olacağı yalanını uydurmasıydı. Bu korkunç senaryonun bir parçası olarak Sarıbaş, İbrahim Ekici'nin de 21 Ağustos tarihinde öleceğini ve doğrudan cennete gideceğini iddia etti. Akılalmaz bir şekilde bu kehanete inanan ve ölümü kabullenerek ağustos ayını sabırsızlıkla beklemeye başlayan genç adam, beklenen tarihten aylar önce, 31 Mart günü kendi evinde cansız halde bulundu.
Kan Donduran İtiraf Ses Kayıtlarına Yansıdı
İbrahim Ekici'nin ölüm nedeninin otopside dahi tespit edilememesi, kusursuz bir cinayet işlendiği şüphesini doğurdu. Ancak adaletin ağlarından kaçamayan şüphelileri ele veren şey, iletişim kayıtları oldu. Soruşturma kapsamında incelenen ses kayıtları, cinayetin işlendiği gece yaşanan dehşeti tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Kayıtlarda, kocasının öldüğü gece sabaha kadar sahte hoca Hüseyin Sarıbaş ile telefonda görüşen Mine Ekici'nin, "Söylediğin her şeyi harfiyen yaptım. Adamı öldürdüm. Çocuk halen ölmedi" şeklindeki tüyler ürperten itirafı açıkça duyuldu. Bu kan donduran diyalog, cinayetin ne kadar soğukkanlı ve planlı bir şekilde işlendiğinin en büyük kanıtı olarak dava dosyasına girdi.
Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi Ve Şaşırtan Tahliye
Ortaya çıkan bu kesin delillerin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Gözaltına alınan şüphelilerden sahte hoca Hüseyin Sarıbaş çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilirken, cinayeti işlediğini telefonda itiraf eden eş Mine Ekici adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Yürütülen titiz soruşturmanın ardından her iki şüpheli hakkında tasarlayarak öldürme ve eşi tasarlayarak öldürme suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ancak Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davanın ilk duruşmasında, olayın azmettiricisi ve planlayıcısı olmakla suçlanan Hüseyin Sarıbaş'ın da tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesi kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yarattı. Yargı süreci devam ederken, bu akılalmaz cinayet ağının mahkemede nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.