Türk siyasi tarihinin en köklü kurumsal yapısı olan Cumhuriyet Halk Partisinde (CHP), mahkemenin verdiği tüzük ve usul iptali kararıyla yeniden Genel Başkanlık makamına oturan Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı’nın birinci gününde konutunun önünde basın mensuplarıyla bayramlaşarak gündemi sarsacak hukuki ve siyasi deklarasyonlarda bulundu. Parti içi birliğin yasal ve ahlaki bir zeminde yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, delegasyon yapısından genel merkez lojistiğine kadar mevcut yönetime yönelik ağır eleştiriler yöneltti.
Genel Başkanı Kurultay Seçer, Üye Seçimi Çağrısı Yasal Değildir
Gazetecilerin kurultay takvimine ve Özgür Özel’in "tüm üyelerin katılımıyla seçim yapılması" yönündeki çağrılarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, partinin tüzük hukukuna riayet etme zorunluluğunu şu sözlerle hatırlattı:
"Kurultayı kesinlikle yapacağız, kurultaysız bir siyasi parti mekanizması düşünülemez. Ancak bu sürecin tamamen yasal ve meşru bir zeminde yürütülmesi şarttır. Hukukçu arkadaşlarımızla yaptığımız teknik değerlendirmelerde, mevcut mahkeme tedbiri devam ettiği sürece kurultay delegasyon işlemlerinin yapılamayacağı, tedbir kararı kalktıktan sonra en kısa sürede kurultayın toplanacağı netleşmiştir. Sayın Özgür Özel’in doğrudan üye nezdinde seçim çağrısına gelince; genel başkanın nasıl seçileceği CHP Tüzüğü’nde açıkça belirlenmiştir. Kurultayı devre dışı bırakacak hiçbir formül yasal değildir, genel başkanı yalnızca kurultay delegeleri seçer."
Genel Merkez Önündeki Polis Müdahalesine Sert Tepki: Akıl Tutulması
CHP Genel Merkezi’ne milletvekillerinin alınmaması ve polisin müdahale ettiği sahasal olayları "içi burkularak" izlediğini belirten Kılıçdaroğlu, kurumsal hafızaya aykırı davranıldığını savundu:
"Cumhuriyet tarihinde, CHP’nin kurulduğu günden bu yana hiçbir milletvekili kendi genel merkezine gittiğinde kapılar yüzüne kapatılmamıştır. Bu tam bir akıl tutulmasıdır. Bir siyasi partinin kapısı ne vatandaşa ne de kendi parlamento grubuna kilitlenebilir. Bolu Belediye Başkanı genel merkezin önünde beni en sert şekilde protesto ettiğinde dahi 'Buyursun gelsin, çay ısmarlayayım' diyerek kurumsal hoşgörüyü korudum. Ayrıca o müdahale sırasında Adnan Beker’in, onun otobüsünün ve militanlarının orada ne işi vardı? Taş atmak, olay çıkarmak, CHP’nin kurumsal imajını yaralamak için mi oradaydılar? 'Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy vermedim' diyen gayriahlaki profillerin CHP koridorlarında ne işi var? Bu tablo kabul edilemez."
Yargı, Kurultayın Parayla Satın Alınamayacağını Söylüyor
1 Haziran’da Parti Meclisini (PM) toplayarak Merkez Yönetim Kurulunu (MYK) yeniden şekillendireceklerini ve ardından kitlesel bir halk buluşması düzenleyeceğini açıklayan Kılıçdaroğlu, kurultay delegelerine yönelik yürütülen yargı sürecine dair de çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıdı:
"Ben hukukçu değilim, davanın doğrudan tarafı da olmadım ancak önümüze konan bir yargı kararı var ve buna uymak zorundayız. Bakınız, mahkeme kararında açıkça 'Siz bir kurultayı parayla satın alamazsınız' deniliyor. Bunu söyleyen dışarıdan biri değil, partinin bizzat içindeki isimlerin şahitliğidir. Kararın bizi getirdiği nokta burasıdır: 'Para dağıttılar' iddiası partinin üzerine kara bir leke gibi sürülmüştür. CHP, kuruluşundaki o temiz, şeffaf ve ahlaki kodlara ivedilikle yeniden kavuşmak zorundadır."
Kılıçdaroğlu, yapılacak ilk kurultayda yeniden genel başkan adayı olup olmayacağı yönündeki soruya ise "Kurultay hele bir netleşsin, yasal yolunu açalım; Allah kerim, hiç meraklanmayın" yanıtını vererek açık kapı bıraktı.