ANKARA

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Kurultay Mesajı

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına gelen Kemal Kılıçdaroğlu, partinin genel merkezinde konuştu. “Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü” diye soran Kemal Kılıçdaroğlu, “Benim ne yapacağım bellidir, hesap soracağım hesap, herkes böyle bilsin.

Abone Ol

Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim, tertemiz kurultay yapacağım” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde bugün Ankara’da eş zamanlı iki ayrı bayramlaşma programı gerçekleştirilecek. Her iki etkinliğin başlangıç saati 14.00 olarak açıklandı.

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, bayramlaşma programını CHP Genel Merkezi’nde yapacak. Kılıçdaroğlu’nun burada destekçilerine hitap etmesi bekleniyor.

Program kapsamında konuşmanın, CHP Genel Merkezi binasının ön kısmında bulunan ve üzerinde CHP yazısının yer aldığı merdivenlerden yapılacağı öğrenildi. Konuşma için ayrıca bir sahne ya da otobüs kullanılmayacağı belirtildi.

Etkinlik öncesinde genel merkez çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, bahçeye ses sistemi, ekranlar ve platform kurulumu yapıldı. Basın mensupları için de çalışma alanları oluşturuldu.

Kılıçdaroğlu’nun katılacağı programa ilişkin hazırlıklar kapsamında, farklı illerden gelecek partililer için otobüs organizasyonları gerçekleştirildi.

Öte yandan CHP’nin önceki Genel Başkanı Özgür Özel de saat 14.00’te Ankara İl Başkanlığı önünde vatandaşlarla bayramlaşacak.

Genel Merkez önünde toplanan Kılıçdaroğlu destekçileri, “Halkın umudu, Kılıçdaroğlu” ve “Dik dur eğilme” sloganını attı.

Söz konusu slogan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için de kullanılıyor.

KARANFİLLERLE KARŞILANDI

Kılıçdaroğlu 12.40 itibarıyla evinden çıkış yaparak yola çıktı ve 2,5 yıl sonra CHP Genel Başkanı sıfatıyla CHP Genel Merkezi'ne geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP Genel Merkezi girişinde bir grup partili karanfillerle karşıladı.

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'ne geldikten sonra ilk iş olarak makam odasında poz verdi.

TÜZÜK DETAYI

Fotoğraftaki bir detay ise gözlerden kaçmadı.

Kılıçdaroğlu'nun çalışma masasına CHP'nin tüzüğünü koyduğu görüldü.

ADALET MEYDANINA, BABA OCAĞINA HOŞ GELDİNİZ

Kemal Kılıçdaroğlu, ilk kez CHP Genel Merkezi'nde konuştu:

"Bu can bu tende kaldıkça hakkı, hukuku ve adaleti herkes için savunacağım. Arkadaşlar, teşekkür ederim, hep birlikte mücadelemizi yapacağız.

Sevgili kardeşlerim, televizyonları başında bizi dinleyen yurttaşlarım, mücadelesi dağlar kadar büyük, yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım, CHP'nin vefakar kahramanları, kadın kolları, gneçlik kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi aziz sahipleri size sesleniyorum: Adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz!

Size bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum, Adalet Yürüyüşü'nde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alınterini görüyorum. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver CHP'lileri görüyorum; ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sizlerle omuz omuza helalleşerek, kucaklaşarak beraber mücadele edeceğiz. Burası hepimizin, halkın yuvasıdır.

Bugün burada CHP'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz. Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir; kimin genel başkan olacağı meselsi değildir. Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir."

Türkiye’de yaşadığımız mesela yalnızca bir kurultay tartışması değildir. yalnızca Bu mesele Türkiye’de siyaset ahlakla mı parayla mı hukukla mı operasyonla mı millet iradesi ile mi aparatları üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.

Bizim kitabımızda intikam yok.

Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü. Benim ne yapacağım bellidir, hesap soracağım hesap, herkes böyle bilsin. Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim, tertemiz kurultay yapacağım.

Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak diyorum, benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de kendi ellerinde kalacaktır.

NE YAPACAĞIM BELLİ, HESAP SORACAĞIM HESAP

Biliyorsunuz, 38. Kurultay'da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki, başımızın üstüne. Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir. Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa, o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir.

Soruyorum size. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla, kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım hesap. Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim. Güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz.

Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamımda hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana, millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum. Yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım.

Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda.

Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Benim tek bağım bu aziz milletledir. Benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir. Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Değerli yol arkadaşlarım. Ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür. Ve bugün 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletine tarih önündeki millet yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına, o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Birilerinin siparişleriyle, birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış bu adama hain diye bağıranları duydum. Onlara, o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi, kıldan ince, kılıçtan keskindir.

Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir. Şimdi müsaade edin. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam, sizinle tam bu noktada tarih önünde açıkça helalleşsin. Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.