Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz bölgesi için dikkat çeken bir deprem analizi paylaştı. Bektaş, bölgedeki deprem tehlikesinin yalnızca yerel fay hatlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, kıyı şeridindeki zemin yapısının olası bir sarsıntının etkisini büyütebileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Tehlike Sadece Faylardan İbaret Değil
Prof. Dr. Bektaş, Ordu, Trabzon ve Rize sahil hattında yer alan alüvyon ve dolgu zeminlerin, deprem dalgalarını bir "hoparlör" gibi büyütebileceğine dikkat çekti. Uzak mesafelerdeki büyük fay sistemlerinden (Doğu Anadolu Fayı veya Kuzey Anadolu Fayı gibi) gelen uzun periyotlu sismik dalgaların, bu zayıf zeminlerde katlanarak daha yüksek şiddette hissedilebileceğini belirtti.
İkincil Afet Riskleri Kapıda
Bektaş, depremin doğrudan sarsıntı etkisinin yanı sıra bölgeye özgü ikincil afet risklerine de vurgu yaptı:
-
Gevşek ve suya doygun sahil zeminlerinde sıvılaşma riskinin artması, binaların temel stabilitesini tehdit edebilir.
-
Yamaçlardaki dengesiz yapılaşma ve jeolojik yapı, deprem tetiklemesiyle devasa heyelanları beraberinde getirebilir.
-
Dolgu alanlarında meydana gelebilecek oturmalar ve yanal kaymalar, yapı güvenliği için ciddi risk oluşturuyor.
AFAD’ın Öngörüsü: 6,6 Büyüklüğünde Deprem Potansiyeli
Prof. Dr. Bektaş, AFAD verilerine dayanarak bölge için 6,6 büyüklüğünde bir deprem senaryosunun göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlattı. "AFAD, sahil kesimindeki sağlam zemin için yer sarsıntı şiddetini 0,2-0,3 g veya en büyük depremi 6,6 olarak öngörmüştür" diyen Bektaş, bu verilerin bölgedeki yapılaşma standartları için temel teşkil etmesi gerektiğine işaret etti.
Bölge halkını ve yerel yönetimleri uyaran Bektaş, "güvenli şehir" algısının zemin gerçekleriyle güncellenmesi gerektiğini ve özellikle dolgu alanları üzerindeki yapılaşmanın deprem anında daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.