Türkiye’nin finans merkezi Kapalıçarşı’yı üs olarak kullanan, yasa dışı bahis ve Forex dolandırıcılığı kaynaklı milyarlarca liralık kara parayı aklayan dev şebekenin şifreleri çözüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, 369 paravan şirketin, suç gelirlerini aklamak için "örgütsel bir finansal ağ" olarak kullanıldığı belgelerle ortaya kondu.
Finansal Sistemin Kara Deliği
İddianamede, örgütün kurduğu sistemin basit bir ticari faaliyet olmadığı, MASAK raporları ve banka verileriyle kanıtlanan karmaşık bir "aklama mekanizması" olduğu vurgulandı. Şüphelilerin, Venüs Döviz ve Altın Yetkili Müessese AŞ gibi merkezler üzerinden, suçtan elde edilen fonları kabul ettiği, katmanlaştırdığı ve izini kaybettirdiği tespit edildi.
Şirket Hesaplarına Milyarlar Akmış
İddianamedeki finansal veriler, paravan şirketlerin "ticaret" değil, "para transferi" amacıyla kurulduğunu gözler önüne seriyor. Ticari faaliyetle açıklanamayacak düzeyde yüksek hacimli para girişlerinin gerçekleştiği bazı şirketler ve ulaştıkları büyüklükler ise şu şekilde:
-
Atahan Gıda: Yaklaşık 708 milyon lira
-
Bilhan Group: Yaklaşık 593 milyon lira
-
Biyal Tarım: Yaklaşık 406 milyon lira
-
Yalçın Aktariye: Yaklaşık 257 milyon lira
-
Fast Gayrimenkul: Yaklaşık 233 milyon lira
-
İMA Bilişim: Yaklaşık 213 milyon lira
3 Aşamalı Temizleme Operasyonu
Örgütün, suç gelirlerini kaynağından uzaklaştırmak için kullandığı 3 aşamalı yöntemi, iddianamede adım adım deşifre edildi:
-
Yasa dışı bahis, Forex dolandırıcılığı ve sahte e-pin siteleri üzerinden gelen fonlar, öncelikle sanal POS altyapısına sahip paravan şirket hesaplarında toplandı.
-
Paralar, birbirini tamamlayan 369 farklı şirket hesabı arasında sürekli transfer edilerek izleri birbirine karıştırıldı.
-
Son aşamada Kapalıçarşı’daki döviz bürolarına aktarılan paralar; döviz, altın veya kripto varlıklara dönüştürülerek "kaynağı belirsiz" hale getirildi.
1112 Dosya Tek Bir Ağda Birleşti
İddianame, örgütün çapını gözler önüne seren çarpıcı bir detaya da yer verdi. Türkiye genelinde devam eden 1112 farklı dolandırıcılık soruşturmasının, aslında aynı "finansal akış sistemi"ni kullanan tek bir yapıya hizmet ettiği anlaşıldı. Bilişim sistemleri üzerinden kurulan sahte arayüzler ve e-pin tuzakları ile vatandaşların mağdur edildiği bu süreç, örgütün örgütsel kapasitesinin ve finansal kontrol mekanizmalarının ne kadar profesyonelleştiğini kanıtladı.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde incelemesi süren dosya, Türkiye’nin son yıllardaki en kapsamlı finansal suç yargılamalarından biri olarak dikkat çekiyor.