GÜNDEM

İzmir Barosundan Valiliğin Yasak Kararına Karşı Hukuki Hamle

İzmir Valiliği tarafından 14. Onur Yürüyüşü kapsamındaki tüm etkinliklerin kent genelinde yasaklanmasına İzmir Barosundan hukuki itiraz geldi.

Abone Ol

İzmir kent genelinde düzenlenmesi planlanan 14. Onur Yürüyüşü ve buna bağlı tüm açık alan etkinlikleri, İzmir Valiliğinin aldığı bir kararla tamamen yasaklandı. Valiliğin resmi internet sitesi üzerinden 26 Haziran Cuma günü mesai saatinin bitiminde yayımladığı bu kısıtlama kararı, sivil toplum kuruluşları ve hukuk camiasında geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi. İlgili yasaklama kararının metninde, planlanan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının genel ahlak, toplumun muhtemel tepkisi, provokasyon ihtimali ve kamu düzeninin korunması gibi tamamen soyut ve yoruma açık gerekçelere dayandırıldığı görüldü. Bu gelişmenin duyulmasının hemen ardından kentteki hukuki süreçlerin yakın takipçisi olan İzmir Barosu, hızla harekete geçerek karara karşı çok sert bir hukuki tepki ortaya koydu.

İdarenin Temel Görevi Yurttaşların Güvenliğini Sağlamaktır

Yasak kararının kamuoyuna ilan edilmesinin ardından kapsamlı bir değerlendirme metni yayımlayan İzmir Barosu, devletin ve idari makamların anayasal sorumluluklarına dikkat çeken önemli vurgular yaptı. Hukukçular, idarenin asli görevinin anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen yurttaşların önünü kesmek değil, tam aksine onların güvenliğinin eksiksiz bir şekilde tesis edilmesini sağlamak olduğunu belirtti. Olası tehditler veya provokasyon duyumları karşısında toptancı bir yasaklama zihniyetine başvurmak yerine, idari makamların sadece gerekli ve ölçülü güvenlik tedbirlerini alarak demokratik hakların özgürce kullanımına zemin hazırlaması gerektiği şiddetle savunuldu.

Hukuk Devleti İlkesine Uygunluk Ve Yargı Kararları Hatırlatıldı

Geçmiş yıllarda da benzer etkinliklere getirilen kısıtlamaları ve bu kısıtlamaların yargıdan dönüş süreçlerini anımsatan İzmir Barosu, idarenin aynı kısıtlayıcı tutumda ısrar etmesini oldukça sert bir dille eleştirdi. Daha önceki Onur Haftası programlarına yönelik alınan yasaklama kararlarının idare mahkemeleri tarafından hukuka açıkça aykırı bulunarak iptal edildiği gerçeği yeniden gündeme taşındı. Mahkemelerin emsal teşkil eden bu iptal kararlarına rağmen, idarenin aynı nitelikteki yasaklayıcı işlemleri tesis etmekte ısrarcı davranmasının, anayasanın temelini oluşturan hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamanın devamında, yargı içtihatlarında da net bir şekilde vurgulandığı üzere, bu tür barışçıl yürüyüşlerin toplumdaki çoğulculuğa ve farklılıklarla birlikte bir arada yaşama kültürüne doğrudan katkı sağladığı, dolayısıyla demokratik toplumlarda özenle korunması gereken temel özgürlükler arasında yer aldığı belirtildi. Tüm bu idari ve hukuki gerekçeler ışığında İzmir Barosu, anayasaya ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı olduğunu savunduğu söz konusu valilik kararının iptal edilmesi ve yürütmesinin acilen durdurulması talebiyle resmi olarak dava açtığını tüm Türkiye kamuoyuna duyurdu.