DÜNYA

İran Dışişleri: Sirikteki Su Tesisleri Hedef Alındı

İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi, ABD’nin Sirik kentindeki su depolarına yönelik askeri müdahalesinin sivil halkın temel yaşam kaynaklarını hedef alan ağır bir hukuk ihlali olduğunu belirtti.

Abone Ol

Kuzey Amerika ile Orta Doğu stratejik hattında, Basra Körfezi ve çevresindeki hava sahası angajman kurallarının esnemesiyle tırmanan durumsal askeri hareketlilik, sivil altyapı tesislerine yönelik dikey operasyonel iddialarla yeni bir uluslararası hukuk tartışmasına evriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkenin güney kesiminde yer alan Sirik kentindeki hayati su depolama ve dağıtım şebekelerine yönelik gerçekleştirilen dikey Amerikan askeri müdahalelerine ilişkin kurumsal bir deklarasyon yayımladı. Yarı resmi Fars Haber Ajansı tarafından servis edilen kurumsal brifing notlarına göre Tahran yönetimi, yirmi binden fazla sivil sakinin asgari insani ihtiyaçlarını karşılayan şebekelerin hedef alınmasını, sivil halkın yaşam döngüsünü kesintiye uğratmayı amaçlayan gayrimeşru bir operasyonel adım olarak tanımladı. Sözcü Bekayi, mülki altyapıya verilen bu mekanik hasarın uluslararası insancıl hukuk sözleşmeleri uyarınca ağır bir cürüm teşkil ettiğinin altını çizdi.

Tesis Hacmi Ve Sivil Popülasyon Üzerindeki Lojistik Etkileri

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, gerçekleştirilen dikey hava operasyonunun teknik bilançosunu kamuoyunun bilgisine sunarak, hedef alınan alanların askeri bir fonksiyon barındırmadığını, tamamen insani tüketim lojistiğine tahsisli olduğunu kaydetti.

Müdahale neticesinde, Sirik mülki sınırlarında yer alan ve toplamda iki bin beş yüz metreküp hacme sahip olan iki ana su toplama deposunun mekanik olarak işlevsiz hale getirildiği tescillendi. Bu durumsal hasar sebebiyle, bölgeye bağlı on köy yerleşkesinin içme suyu lojistik ağından dikey olarak mahrum kaldığı saptandı.

Washington yönetiminin enerji ve su şebekelerini operasyon takvimine dahil etme stratejisini sert bir hitabetle eleştiren Bekayi, bu adımların doğrudan doğruya "İranlıların hayat damarlarını hedef alan" asimetrik bir baskı modeli olduğunu ileri sürdü.

Uluslararası Hukuk Esasları Ve Cenevre Sözleşmesi Koruma Sınırları

Uluslararası kamu hukuku ve savaş kriminolojisi uzmanları, bin dokuz yüz kırk dokuz yılında tescil edilen Cenevre Sözleşmeleri Birinci Ek Protokolü’nün elli dördüncü maddesi uyarınca; sivil nüfusun hayatta kalması için elzem olan içme suyu tesisleri, tarımsal sulama ağları ve gıda depolarının hangi gerekçeyle olursa olsun askeri operasyon sahalarına hedef olarak dahil edilmesinin, uluslararası ceza mahkemeleri nezdinde ağır birer insani hukuk suçu statüsünde taranacağını hatırlatmaktadır.

Bölgesel Su Güvenliği Ve Siyaseten Çaresizlik Söylemi

Dış politika analistleri, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın dün Amerikan tehditlerini "çaresizlik göstergesi" olarak kodlamasının hemen ardından Dışişleri Sözcüsü Bekayi’nin bu spesifik su tesisi verilerini uluslararası ajanslara servis etmesini, Tahran’ın çok taraflı bir kamu diplomasisi taarruzu başlattığının kanıtı olarak okumaktadır. İran hükümeti, sivil ekosistemi felç etmeye yönelik bu Amerikan askeri adımlarını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Genel Sekreterliğine şikayet dilekçesi olarak ileterek, Beyaz Saray'ın bölgedeki durumsal operasyonel meşruiyet tezlerini yasal zeminde tamamen hükümsüz kılma stratejisini işletmektedir.