Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu tarafından dokuz milletvekiline yönelik oy birliğiyle alınan tedbirli kesin ihraç istemli disiplin hamlesinin ardından, Türk siyasetinin tecrübeli isimlerinden gelen kurumsal uyarı ve tahliller iç politika kulislerinde geniş yankı bulmaya devam ediyor. Adli yargının tesis ettiği mutlak butlan hükmünün ardından partide başlayan olağanüstü tüzük ve yetki tartışmalarına dair daha önce de serinkanlılık çağrısında bulunan Muharrem İnce, sosyal iletişim ağlarındaki resmi kurumsal hesabı üzerinden yeni bir siyasi deklarasyon yayımladı. Genel merkezin ivedi yetkiyle başlattığı ihraç sürecini hukuka, parti içi demokrasi standartlarına ve mutabakat zeminlerine aykırı bir adım olarak niteleyen İnce, bu kararın partiyi tahkim etmek yerine bütünlüğüne zarar vereceğini savundu. İnce, ülkede nükseden hassas siyasi konjonktürü ve partinin ali menfaatlerini işaret ederek, Merkez Yönetim Kurulu’na bu karar mekanizmasını yeniden gözden geçirme ve resen geri çekme çağrısında bulundu.
Serinkanlılık Vurgusu Ve Kararın Siyasal Analizi
Muharrem İnce, tescilli açıklamasında dokuz haziran iki bin yirmi altı tarihinde yaptığı bir önceki kurumsal uyarısını hatırlatarak, mevcut idari yapının sergilediği refleksleri tahlil etti. Siyasi partilerin emir-komuta zinciriyle yönetilen askeri veya bürokratik mekanizmalar olmadığını vurgulayan İnce, kurumsal yapıların özgürce siyasi faaliyette bulunulan ve delege iradesini yansıtan birer temsiliyet alanı olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında politika yapan her üyenin, parti içi organlara aday olma, tercih ettiği lider adayını destekleme ve kurumsal kongre süreçlerinde başkalarının desteğini toplamak adına özgürce faaliyette bulunma hakkının tüzüksel bir güvence altında olduğunu hatırlattı. Disipline sevk edilen milletvekilleri hakkında kesinleşmiş adli bir hüküm veya partiden ihracı hukuken mecburi kılan yasal bir matris bulunmadığına dikkat çeken İnce, böylesine hassas bir periyotta alınan bu dikey yaptırım kararının rasyonel bir dayanağı olmadığını savundu.
Kadroların Ortak Mücadele Ve Dayanışma İhtiyacı
Muharrem İnce, manifestosunun son bölümünde, ana muhalefet partisinin parçalanma lüksünün bulunmadığını, tüm kadroların el ele ve omuz omuza durarak başı dik bir şekilde ayakta kalması gerektiğinin altını çizdi. İnce'nin bu dengeli ve birleştirici hitabet tarzı, yarın ilan edilen salonda bir araya gelecek olan ve büyük tüzük tartışmalarına ev sahipliği yapması beklenen Parti Meclisi öncesinde stratejik bir arabuluculuk çağrısı olarak yorumlandı. Özgür Özel kanadı milletvekilleri de İnce'nin bu çıkışının tabandaki sağduyu arayışını tahkim ettiğini belirterek, genel merkezin cuma günkü ikinci oturumda bu talebi gündeme alması gerektiğini savundu.