GÜNDEM

İmralı'dan Demokratik Siyaset Vurgusu

Süreçte ikinci aşamaya ilişkin değerlendirme yapıldı. İmralı heyeti tarafından aktarılan mesajda, demokratik siyaset vurgusu dikkat çekti. Açıklamada, örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisini sonlandırma kararının hem fiilî hem de zihinsel bir değişimi ifade ettiği kaydedildi.

Abone Ol

DEM Parti İmralı heyeti, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısının yıldönümü dolayısıyla saat 11.00’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya heyet üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yanı sıra Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan katıldı. Yapılan açıklamada, Öcalan’ın “ikinci aşama” olarak tanımlanan sürece ilişkin mesajları kamuoyuyla paylaşıldı.

YENİ BİR SİYASET DÖNEMİNE KAPI AÇILIYOR

Açıklamada, şiddet temelli siyasetin geride bırakılması gerektiği vurgulanarak, “Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Heyet, 27 Şubat 2025 tarihli çağrının, silahın anlamsızlaştığı ve tercihin açık biçimde demokratik siyasetten yana yapıldığı bir ilke beyanı olduğunu belirtti.

FESİH KARARI ŞİDDETTEN ARINMAYI ORTAYA KOYDU

Açıklamada, örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisini sonlandırma kararının yalnızca fiili değil zihinsel bir dönüşümü de ifade ettiği savunuldu. Bu kararın, şiddetten arınma ve siyaset zeminine geçiş anlamı taşıdığı belirtildi.

Geçtiğimiz bir yıl içinde sürece katkı sunduğu ifade edilen siyasi aktörlere de değinilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katkısı ve diğer siyasi ve sivil aktörlerin çabalarının “kıymetli” bulunduğu ifade edildi. Ayrıca hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder saygıyla anıldı.

“KARDEŞLİK HUKUKUNU GÜÇLENDİRME” VURGUSU

Metinde, Türk-Kürt ilişkisine tarihsel bir perspektifle atıf yapılarak, “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” ifadesi kullanıldı. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki metinlerde Türk-Kürt birliğinin yer aldığı savunularak, 27 Şubat çağrısının bu birlik ruhunu yeniden canlandırma amacı taşıdığı belirtildi.

Sorunun tarihsel boyutuna dikkat çekilen açıklamada, kısa vadeli siyasi çıkarlar yerine uzun vadeli barış ve demokratik çözüm perspektifiyle hareket edilmesi gerektiği vurgulandı.

POZİTİF İNŞA AŞAMASI

Açıklamanın önemli başlıklarından biri “pozitif inşa” süreci oldu. Negatif olarak tanımlanan çatışma ve ayrışma döneminin ardından, demokratik toplumun inşasına odaklanılması gerektiği ifade edildi.

Pozitif aşamanın, zor ve şiddet yöntemlerini dışladığı belirtilerek, amacın herhangi bir kurumu ele geçirmek değil, toplumun tüm kesimlerinin demokratik inşa sürecine katılımını sağlamak olduğu kaydedildi. Demokratik entegrasyonun, Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemli bir eşik olduğu savunuldu.

Bu çerçevede barış yasalarının gerekliliğine işaret edilerek; siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları kapsayan yeni bir hukuki mimarinin inşa edilmesi gerektiği dile getirildi.

DEMOKRATİK SİYASET VE HUKUK ÇAĞRISI

Açıklamada, günümüzde yaşanan krizlerin temelinde demokratik hukuk eksikliğinin bulunduğu ileri sürüldü. Demokratik siyasetin güçlü hukuki güvencelerle desteklenmesi gerektiği ifade edildi.

Vatandaşlık ilişkisinin millete aidiyet üzerinden değil, devletle kurulan anayasal bağ üzerinden tanımlanması gerektiği savunularak; din, dil, milliyet ve düşünce özgürlüğünü esas alan bir “özgür yurttaşlık” anlayışı vurgulandı. Demokratik sınırlar içinde devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık modelinin; kimliklerin özgürce ifade edilmesini kapsaması gerektiği belirtildi.

KADINLARIN ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada kadınların demokratik entegrasyon sürecindeki rolüne de özel bir vurgu yapıldı. Kadınların toplumsal dönüşümün itici gücü olduğu belirtilerek, aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin tarihsel eşitsizliklerin yansıması olduğu ifade edildi.

“ORTAK AKIL” MESAJI

Son olarak, sürecin buyurgan ve otoriter bir dille yürütülemeyeceği vurgulandı. Karşılıklı saygıya dayalı, diyalog ve ortak aklı esas alan bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekildi.

Heyetin açıklaması, ikinci aşama olarak tanımlanan dönemin demokratik siyaset ve hukuk temelli bir çerçevede ilerlemesi gerektiği mesajıyla sona erdi.