AK Parti’nin siyasal yazılımı değişiyor. 25 yıllık iktidar döneminin ardından ikinci 25 yılına hazırlanan AK Parti, yeni dönemde hem siyasi söylemini hem de gelecek vizyonunu yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Partinin yeni yol haritasının ipuçlarını veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, “siyasal yazılımımızı güncellemek” sözleriyle değişim mesajı verdi.
Yayman’ın açıklamalarına göre yeni dönemin kodlarında teknoloji, yapay zekâ, dijital dönüşüm, gençlerle kurulacak yeni ilişki, demokratik reformlar ve yeni anayasa başlıkları öne çıkıyor. AK Parti’nin geçmiş 25 yılın siyasi birikimini korurken değişen toplum yapısına ve yeni seçmen kuşaklarına göre kendisini yenilemesi gerektiğini belirten Yayman, “süreklilik içinde değişim” mesajı verdi.
Yeni anayasanın da bu dönüşümün önemli parçalarından biri olacağını söyleyen Yayman, mevcut anayasanın darbe döneminin ürünü olduğunu savunarak Türkiye’nin artık bu kalıplara sığmadığını ifade etti. “Terörsüz Türkiye” sürecinde çözüm adresi olarak TBMM’yi gösteren Yayman, 2053 hedefinden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, muhalefetten genç seçmene kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Hürriyet'in sorularını yanıtladı.
-İkinci 25 yılın Türkiye’ye vereceği en önemli üç yeni söz ne olur?
Birincisi, Türkiye’yi küresel bir güç haline getirmek ve Türkiye yüzyılını milletimizle inşa etmek. İkincisi, Türkiye’nin teknoloji, yapay zekâ, savunma sanayi ve dijital dönüşümde dünyanın öncü ülkelerinden olması. Yani siyasal yazılımımızı güncellemek. Üçüncüsü ise refahı artırırken aileyi, toplumsal yapıyı ve kültürel değerlerimizi korumak, demokratik reformları kurumsallaştırmak. David Hume’un dediği gibi “Burada durup daha ileri gitmeyeceksek buraya kadar neden geldik?” Bizim bir hayalimiz var: 2053 ve 2071. 2053 İstanbul’un fethinin 600, 2071 ise Türklerin Anadolu’ya gelişinin 1000. yıldönümü. 2001’de koyduğumuz 2023 hedefini Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başardık. 2053 hedefimize de gençler gerçekleştirecek. Geçmiş 25 yılın başarılarıyla yetinmiyor, “daha yapacak çok işimiz var” diyerek yeni bir sayfa açıyoruz.
-Bu kadar uzun süre iktidarda kalan bir siyasi hareket için değişim ve yenilenme ne ifade ediyor?
Değişim, kalkınma ve reform gündemimizin birinci sırasında. Toplumsal ve siyasal değişim çok hızlandı, siyaset sosyolojisi de değişti. Türkiye şehirli bir toplum oldu. Dolayısıyla bizim de süreklilik içinde değişmemiz gerekiyor.
Mevlânâ’nın da dediği gibi “Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni sözler söylemek lazım.” Yeni nesil siyaset çok hızlı. AK Parti de öğrenen, değişen bireyi ve toplumu iyi okuyan, kendisini yenileyen bir parti. Bir hata yaptığımızda onu görür, düzeltir ve yeniden yola çıkarız. Ki 25 yıl boyunca zaten aynı şeyleri yaparak ayakta kalamazsınız.
-25 yıl sonunda “Şunu farklı yapabilirdik” ya da “Burada hata yaptık” dediğiniz başlıklar var mı?
Elbette 25 yıllık bir siyasi hareketin “Hiç hata yapmadık” demesi mümkün değil. Önemli olan hatayı görebilmek ve tekrar etmemektir. Bu nedenle de “AK Parti’nin rakibi AK Parti’dir.” Muhalefetin durumu ortada. Biz kendimiz ile yarıştayız. Milletimiz bizden bugün yaptıklarımızdan iyisini bekliyor.
-İkinci 25 yılda gençlerle nasıl yeni bir bağ kuracak AK Parti?
Gençlere “Sizi dinliyoruz” demek yetmez; gerçekten onların bu dünyasını anlamak gerekir. Zira Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi “Gençler geleceğimizdir.” Bugün onların dünyasında yapay zekâ, sosyal medya, yeni meslekler ve yeni üretim biçimleri var. Okuyor ve sorguluyorlar. Tarihi bagajları olmayan, özgüveni yüksek bir gençlik yetişiyor.
Dolayısıyla yalnızca başarı öykülerimizi anlatmakla yetinemeyiz; onlara geleceğin Türkiye’sini kurma imkânı da vermeliyiz. Gençlerimize, öznesi kendisini olan bir hayal, bir ütopya vaat etmeliyiz.
-Yeni anayasa ikinci 25 yılın hedeflerinden. Türkiye’nin neden yeni bir anayasaya ihtiyacı var?
Çünkü Türkiye artık mevcut anayasanın kalıplarına sığmıyor. Mevcut anayasa darbe döneminin ürünü. Türkiye ise 21. yüzyılda küresel güç olma iddiasında. Buna uygun siyasi ve hukuki bir zemine ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımız vesayetin ‘prokrutes yatağını’ kırdı; geçmişin yanlış uygulamaları tarihin çöplüğüne atıldı, devlet-millet bağı güçlendi. Dolayısıyla anayasal zeminin de zamanın ruhuna uygun hale gelmesi şart.
Yeni anayasa daha güçlü hak ve özgürlükler, daha demokratik bir devlet yapısı, bireyin daha güçlü korunması demektir. Bu sadece AK Parti değil, milletimizin de beklentisidir.
-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de bu süreçte değerlendirilecek mi?
Türkiye’nin bütün tecrübelerini konuşacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de elbette bunun dışında değildir. Uygulamada ihtiyaçlar varsa bunların konuşulması siyaset ve demokrasinin gereğidir. Hiçbir sistemi tartışılmaz bir dogma olarak görmüyoruz. Esas hedef daha güçlü, daha hızlı karar alan, daha demokratik ve etkin bir devlet yapısıdır.
"MUHALEFET SORUNU MİLLİ GÜVENLİK SORUNUNA DÖNÜŞTÜ"
-Muhalefetle hangi başlıklarda ortak bir zemin kurulabilir?
Yeni anayasanın mümkün olan en geniş toplumsal ve siyasi mutabakatla yapılması arzundayız. “Ben yaptım oldu” değil, Cumhurbaşkanımızın hep dediği gibi “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı içindeyiz. Yeni anayasanın odağında da önce insan var. Muhalefetle Türkiye’nin ortak meseleleri; demokrasi, hak ve özgürlükler, dijitalleşme, değişim, vatandaşın haklarının güçlendirilmesi gibi başlıklarda ortak bir zemin bulunabilir. Ki biz güçlü bir muhalefet de isteriz; eleştirsin, yanlışlarımız varsa söylesin. Fakat biz 2053 planlaması yaparken muhalefet mahkeme koridorlarında mazbata arıyor. Doğrusu buna üzülüyoruz. Çünkü Türkiye’nin geleceği için muhalefetin de katkısına ihtiyaç var. Ne acı ki muhalefet sorunu, milli güvenlik sorununa dönüşmüş durumda.
-Çerçeve Yasa’nın 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmesi siyasette daha geniş bir uzlaşma kültürünün başlangıcı olabilir mi?
Bu basit bir aritmetik sayı değil, yeni siyasetin geniş çerçevesidir. Sürece verilen siyasal desteğin ispatı, Yenikapı ruhunun Meclis’e yansımasıdır. “Terörsüz Türkiye” için TBMM çözüm yeri olarak görülmektedir. Bu meselede ilk defa Meclis’te bu düzeyde ve sorumlulukta inisiyatif alınmıştır. Bunu yeni bir dönemin kapısının aralanması olarak görüyor, “Türkiye ittifakı” kurulması yönünde mütalaa ediyorum. Çünkü bu mesele sadece bir siyasi partinin meselesi değil, devlet ve millet politikasıdır.
-Süreçle ilgili “ihtiyatlı iyimserlik” ifadesi sıkça kullanılıyor. İhtiyatlı olmayı gerektiren noktalar hangileri?
İyimseriz çünkü terörün sona erdirilmesi ve silahların tamamen devreden çıkarılması konusunda ilk kez tarihi bir aşamaya geldik. İhtiyatlıyız; silahların teslim edilmesi ve örgütün feshi sahada da karşılık bulmalı. Bu bizim kırmızı çizgimizdir.
-Önümüzde nasıl bir takvim var?
Silahların teslim edildiğinin ve terör faaliyetlerinin sona erdiğinin sahada görülmesi öncelikli. Devletin ilgili kurumları gerekli tespit ve değerlendirmeleri yapacaktır. Takvim konusunda da kurumlarımızın açıklamalarını esas almak doğru olur.
-Sürecin en hassas taraflarından biri de şehit aileleri ve gaziler. Ne söylemek istersiniz?
Bu, Türkiye’nin terörle mücadelesini unuttuğu değil; tam tersi terörün tamamen sona erdirilmesini hedefleyen bir süreçtir. Onların fedakârlığı her şeyin üzerindedir. Sürecin hedefi de zaten yeni şehitlerimizin ve gazilerimizin olmaması, yeni acılar yaşanmamasıdır. Onların hassasiyetleri gözetmeden hiçbir adım atmayız.
-Son olarak 2053 hedefine dönersek... Bugün doğan bir çocuk 2053’te 27 yaşında olacak. Nasıl bir Türkiye’de yaşayacak?
2053 Türkiye’si dünyada sözü dinlenen, kendi teknolojisini üreten, yapay zekâ ve savunma sanayisinde öncü, güçlü bir ekonomi ve yüksek bir refaha sahip. Kültürü, sanatı, üniversiteleri, şehirleri, demokrasisi, hukuku ile güçlü dünyaya ilham veren bir Türkiye hayalim var. AK Parti’nin 25 yılı bir başarı hikâyesidir, doğru. Ama “Evet, yaptık” deyip durmak istemiyoruz. Son sözüm şu: “Açın kapıları Büyük Türkiye geliyor.”