GÜNDEM

Gürsel Tekin'den Bülent Arınç'a Kritik Kılıçdaroğlu Çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen etkinlikte konuşan Gürsel Tekin, Bülent Arınç'a çağrıda bulunarak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile olan diyaloglarını tüm şeffaflığıyla kamuoyuna açıklamasını istedi.

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen ve partiye yeni katılımların olduğu rozet takma töreni, siyasi kulisleri derinden sarsacak son derece çarpıcı açıklamalara sahne oldu. Törenin en dikkat çekici anlarından biri, Gürsel Tekin'in kürsüye çıkarak geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'a yönelttiği sorular ve siyaset kurumuna yaptığı şeffaflık çağrısıydı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile AK Parti arasında gizli bir siyasi ilişki olduğu yönünde ortaya atılan asılsız iddiaları kesin ve net bir dille reddeden Tekin, asıl odaklanılması gereken noktanın Bülent Arınç'ın izlediği tutum olduğunu vurguladı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi iç dinamiklerine ve meselelerine dışarıdan neden ve hangi motivasyonla müdahil olunduğunu sorgulayan Tekin, Arınç'ın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bu kritik süreçte neler konuştuğunu tüm gerçekliğiyle kamuoyuna açıklaması gerektiğini dile getirdi.

Belediyelerdeki Ticari İlişkiler Ve Hukuki Sessizlik

Siyasi tartışmaların ve kurultay rüzgarlarının gölgesinde kalan bir diğer önemli konu ise belediyeler üzerinden yürütülen ticari faaliyetler ve bu faaliyetlere göz yuman isimlerin yarattığı tahribattı. Gürsel Tekin, iş dünyasında bilinen Aziz İhsan Aktaş isimli şahsın, tam 37 farklı Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi ile kapsamlı ticari ilişkiler yürüttüğünü ve bu durumun derin bir siyasi zafiyet yarattığını ifade etti. Söz konusu iş insanının, geçmişte genel başkan yardımcılığı görevini yürütmüş iki önemli siyasi figürle son derece yakın ve organik bağlar kurduğunu iddia eden Tekin, bu 2 siyasetçinin haklarında ortaya atılan bu denli vahim iddialar karşısında neden adli makamlara başvurarak suç duyurusunda bulunmadıklarını ve neden derin bir sessizliğe büründüklerini sert bir üslupla eleştirdi.

Kurultay Sürecindeki Usulsüzlükler Ve İptal Seçeneği

Toplantının tansiyonunu daha da yükselten isim ise eski milletvekili Berhan Şimşek oldu. Partinin yakın tarihte gerçekleştirdiği kurultay sürecinde yaşananları adeta bir cerrah titizliğiyle masaya yatıran Şimşek, sürece dair bugüne kadar kamuoyunda pek tartışılmayan hukuki ve tüzüksel ihlalleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Kurultay divanının yönetiminde yapılan usul hatalarına dikkat çeken Şimşek, divan başkanının görev yerini terk etmesinin bile hukuken tek başına bir kurultay iptal sebebi olduğunu savundu. O dönemde divan başkanlığı görevini üstlenen Ekrem İmamoğlu'nun, oylamanın en kritik anlarında İstanbul'a dönmesini tarihi bir aymazlık olarak nitelendiren Şimşek, iki seçim turu arasında geçmesi gereken asgari 3 saatlik yasal süreye de kesinlikle uyulmadığını belirtti. Eğer isteseydiler tüm bu açık ihlalleri gerekçe göstererek kurultayı çok rahatlıkla iptal ettirebileceklerini ancak partinin kurumsal kimliğini yıpratmamak adına bu yolu seçmediklerini kamuoyunun takdirine sundu.

Seçim Kaybının Gerçek Faturası Ve İhanet İddiaları

Siyasi eleştirilerini çok daha ileri bir boyuta taşıyan Berhan Şimşek, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki kaybının ardında yatan asıl nedenlere dair oldukça çarpıcı ve sarsıcı bir analiz sundu. Yaşanan bu tarihi mağlubiyetin bir tesadüf veya olağan bir siyasi sonuç olmadığını, aksine tamamen bilinçli bir siyasi mühendisliğin ve içeriden kurgulanan hamlelerin sonucu olduğunu ileri sürdü. Arkadan hançerleme ve ihanet gibi oldukça ağır siyasi kavramlar kullanarak süreci özetleyen Şimşek, bu karanlık tablonun baş aktörleri olarak Ekrem İmamoğlu ve Meral Akşener'i işaret etti. Parti içi muhalefeti yürüten kadroların kurultayı kazanamamaları durumunda yollarını tamamen ayırarak yeni bir siyasi parti kurma hazırlığında olduklarını iddia eden Şimşek, bölünme riskini yaratanların asıl bu çevreler olduğunu ve aslında dışarıdan kurgulanan derin bir projenin parçası olarak hareket ettiklerini vurguladı.

Yerel Seçim Zaferinin Gerçek Mimarı: Helalleşme Politikası

Tüm bu iç çalkantıların, ihanet iddialarının ve zorlu süreçlerin ardından elde edilen 31 Mart yerel seçimleri zaferinin arka planına da geniş bir parantez açan Berhan Şimşek, bu büyük başarının gerçek sahibini açıkça ilan etti. Bu tarihi seçim başarısının, sadece güncel siyasi hamlelerin, ekonomik krizin veya konjonktürel durumların doğal bir sonucu olmadığını belirten Şimşek, temelleri çok daha önceden büyük bir fedakarlıkla atılan bir stratejinin meyvelerinin toplandığını ifade etti. Türkiye genelinde yerel yönetimlerde sağlanan bu geniş çaplı kazanımların, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun uzun yıllar boyunca sabırla ördüğü, toplumun farklı kesimlerini ortak bir masada buluşturan ve cumhuriyet tarihinin derin kırgınlıklarını onarmayı hedefleyen helalleşme politikasının doğrudan bir eseri olduğunu kararlılıkla savundu.