Türkiye'de ana muhalefet partisi koridorlarında yaşanan hukuki ve siyasi hareketliliğin yankıları, kültür sanat dünyasına da sıçrayarak derin bir kutuplaşmanın kapısını araladı. Cumhuriyet Halk Partisinde gerçekleştirilen idari tasarrufların ardından yeniden göreve getirilen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve mevcut parti yönetimine karşı, ülkenin önde gelen bazı sanatçıları tarafından radikal bir ambargo hamlesi başlatıldı. Toplumsal hafızada önemli yer edinen Zülfü Livaneli, Selda Bağcan, Sabahat Akkiraz, Onur Akın ve Suavi gibi duayen isimler, aldıkları ortak kararla kendi teliflerinde bulunan eserlerin parti faaliyetlerinde, mitinglerde ve siyasi videolarda kullanılmasına kesin bir yasak getirdi. "Mutlak butlan" kararı ekseninde şekillenen parti içi tartışmaların hemen ardından gelen bu veto kararı, siyaset ve sanat camiasında geniş çaplı bir tartışma başlatırken, bu tavra karşı ilk organize ve sert tepki Türkiye Sanatçılar Birliği cephesinden geldi.
Kültür Sanat Camiasını Sarsan Yazılı Açıklama
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e yakınlığı ve ulusal sanat çizgisine verdiği destekle tanınan Türkiye Sanatçılar Birliği, yaşanan bu gelişme üzerine vakit kaybetmeden resmi bir bildiri yayımladı. "Sanat Çürümeye Siper Olamaz" başlığı altında kaleme alınan ve kamuoyuyla paylaşılan yazılı açıklamada, şarkı yasağı koyan değerli sanatçıların sergilediği bu tavrın arkasında derin bir düşünsel savrulma yattığı ileri sürüldü. Birliğin yönetim kademesi, her sanatçının kendi eseri üzerinde her türlü hukuki ve bürokratik tasarruf hakkına sahip olduğunu peşinen kabul ettiğini belirtti. Ancak açıklamada, bu kararın ardındaki ideolojik duruşun, sanatın asil, evrensel ve tarafsız misyonuna çok ciddi şekilde gölge düşürdüğü savunuldu. Aydınların ve sanatçıların sadece popüler siyasi rüzgarlara kapılarak ya da salt belli bir kitlenin alkışını kaybetmeme kaygısıyla hareket etmesinin, onları toplumsal vicdan olma vasfından uzaklaştıracağı iddia edildi.
Selda Bağcan’a Yönelik Dikkat Çeken Sorular
Açıklamanın en dikkat çekici ve sarsıcı bölümü ise yıllarca meydanlarda haksızlığa karşı sesini yükselten ünlü sanatçı Selda Bağcan’a yönelik doğrudan yöneltilen sorular oldu. Toplumsal muhalefetin simge isimlerinden olan Bağcan’ın geçmişte yolsuzluğa, rüşvete ve talana karşı seslendirdiği ve halka mal olmuş asil eserlerine atıfta bulunan birlik, mevcut siyasi tablonun çelişkilerine parmak bastı. Sırf aynı muhalif cephede konumlanıyorlar diye, kapalı kapılar ardında rüşvet alanlara, siyasi pazarlıklar yapanlara karşı o gür sesin yükseltilip yükseltilmeyeceği sorusu açıkça soruldu. Gerçek sanatın, bir kesimin içindeki yozlaşmayı ve çürümeyi gizlemek için hiçbir şekilde kalkan olarak kullanılmaması gerektiği ifade edilerek, büyük usta Mahzuni Şerif’in o asil isyan ruhunun, halkın umutlarını kendi çıkarları ve Batı merkezli senaryolar için harcayanların insafına bırakılmaması gerektiği vurgulandı.
Eserlerin Ruhuna Ve Bağımsızlığa Sahip Çıkma Çağrısı
Türkiye Sanatçılar Birliği, yayımladığı bildirinin sonuç bölümünde tüm sanat dünyasını daha ilkeli, tutarlı ve omurgalı bir duruş sergilemeye davet etti. Eserlerin kimler tarafından seslendirileceği veya hangi siyasi organizasyonda yer alacağı hususunda gösterilen yoğun hassasiyetin, o eserlerin asıl can damarını oluşturan bağımsızlık, namus ve dürüstlük gibi temel kavramları korurken de sergilenmesi gerektiği ifade edildi. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine karşı takınılan bu ambargo tavrının, desteklenen diğer siyasi bloklardaki yapısal bozulmaları örtbas etme işlevi görmemesi gerektiğinin altı kalın çizgilerle çizildi. Kültür sanat dünyasında adeta bir deprem etkisi yaratan bu çıkışın ardından, şarkılarına yasak getiren ünlü sanatçıların ve Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezinin bu ağır eleştirilere nasıl bir yanıt vereceği ise merak konusu oldu.