Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, genç bir sanatçı adayının yürek burkan çalışmasıyla sarsıldı. Resim Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Selçukhan Güney, mezuniyet projesi kapsamında hazırladığı enstalasyon çalışmasıyla, dünyada yaşanan savaşların ve soykırımların en masum kurbanları olan çocukların hikâyesine mercek tuttu.
Serum Torbaları Ve Çocuk Ayakkabılarıyla Yarım Kalan Hayatlar
Doç. Dr. Cemile Didem Özışık’ın danışmanlığında hayata geçirilen "El İbada el Jamaiyya - Soykırım" adlı çalışma, izleyenleri derin bir tefekkür ve vicdani sorgulamaya davet ediyor. Sanatçı Güney, eserin teknik detaylarını şu sembollerle kurguladı:
-
Tavandan sarkıtılan ve içerisinden kan kırmızısı sıvı damlayan serumlar, savaşlarda yavaş yavaş eksilen yaşamları ve her damlada yok olan bir geleceği simgeliyor.
-
Savaşın ortasında yarım kalan çocuklukları, sahipleri tarafından doldurulamayacak boşlukları ve bir daha asla gerçekleşmeyecek hayalleri temsil ediyor.
-
Kullanılan beyaz kumaş dokusu, çatışmaların ortasında hayatını kaybeden masum sivillerin ve çocukların safiyetini ve sessizliğini vurguluyor.
Sanatın Toplumsal Farkındalık Gücü
Proje danışmanı Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, çalışmanın ortaya çıkış sürecinin oldukça sancılı ve güncel olaylarla iç içe olduğunu belirtti. Özellikle çalışma planlandığı sırada İran’da bir kız okulunun bombalanması ve Filistin’de devam eden insani krizin, projenin şekillenmesinde temel etkenler olduğunu ifade etti. Özışık, "Selçukhan kapsamlı bir ön hazırlık yaptı. Sanatın en temel işlevlerinden biri olan toplumsal olaylara karşı farkındalık oluşturma görevini bu eserle fazlasıyla yerine getirdi. Ortaya çok anlamlı ve sarsıcı bir eser çıktı" dedi.
Amacım Koparılmış Hayatların Sessizliğini Anlatmaktı
Sanatçı Selçukhan Güney, eserinin sadece bir mezuniyet projesi olmadığını, küresel bir vicdan çağrısı olduğunu vurguladı:
"Dünyanın gözü önünde katledilen çocukların sesini duyurmak istedim. Ayakkabıları seçtim çünkü bir çocuğun hayatı, en çok ayakkabılarıyla, koşturduğu oyunlarla vücut bulur. Onları seçmemin nedeni koparılmış hayatları ve yarım kalan umutları temsil etmeleriydi. Serumlardan damlayan her bir damla ise kaybedilen her bir canın, birer damlaya dönüşüp yok olmasını ifade ediyor."
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sergilenen bu çarpıcı enstalasyon, sanatın çatışmaların soğukluğuna karşı nasıl sıcak ve insani bir cevap verebileceğinin en somut örneklerinden biri olarak izleyicilerin dikkatini çekiyor.