GÜNDEM

Fay Hatları Ve Radyo Dalgaları

Kamuoyunda sıklıkla "deprem makinesi" olarak anılan HAARP projesi, bilimsel verilere göre depremleri tetikleme kapasitesine sahip değil.

Abone Ol

Türkiye’de her büyük deprem sonrası sosyal medya ve siyaset kulislerinde yeniden alevlenen "yapay deprem" tartışmaları, bir kez daha bilimsel verilerle masaya yatırıldı. Uzun yıllardır komplo teorilerinin odağında yer alan HAARP hakkındaki iddialar, projenin teknik kapasitesi ve jeolojik gerçeklerle örtüşmüyor.

HAARP Nedir Ve Ne Amaçla Kuruldu

1993 yılında Alaska’nın Gakona bölgesinde hayata geçirilen HAARP, özünde atmosferin üst katmanı olan iyonosferi incelemek için kurulmuş bir bilimsel araştırma tesisidir. ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi gibi kurumların desteğiyle yürütülen proje, radyo dalgalarının iletimini sağlayan bu tabakayı yüksek frekanslı sinyallerle "uyararak" atmosferik süreçleri anlamayı hedefler. 2015 yılından bu yana tamamen sivil bir araştırma altyapısı olarak Alaska Üniversitesi tarafından yönetilen tesis, artık ziyaretçilere de açık bir laboratuvar niteliğindedir.

Fizik Kanunları Ne Diyor

Komplo teorisyenlerinin iddialarının aksine, HAARP’ın bir "deprem makinesi" olarak çalışması fiziksel olarak imkansızdır. Bilimsel hesaplamalar, tesisin ürettiği yaklaşık 3,5 MW'lık iletim gücünün, yer kabuğunda tektonik bir hareket yaratmak için gereken enerjinin yanında "sıfır" hükmünde kaldığını gösteriyor.

Bir benzetme yapmak gerekirse, HAARP tesisinin 7 bin 500 kilometre uzaktaki bir cismi sadece 1 santigrat derece ısıtabilmesi için, evrenin yaşının milyonlarca katı süreyle kesintisiz çalışması gerekiyor. Dolayısıyla, yerin kilometrelerce altındaki devasa plakaları hareket ettirecek enerjiye ulaşması teknik olarak mümkün değil.

Fay Hatları Ve Tektonik Gerçekler

Depremler, gezegenimizin kabuğundaki devasa tektonik plakaların birbirine sürtünmesi, sıkışması ve bu süreçte biriken enerjinin aniden boşalmasıyla gerçekleşir. Bu süreç, insan müdahalesinin çok ötesinde, jeolojik zaman dilimlerine yayılan doğal bir mekanizmadır.

  • Bazı çevrelerin Kuzey Anadolu Fayı ile ABD’deki San Andreas Fayı’nı "aynı sistem" olarak lanse edip deney yapıldığını iddia etmesi bilimsel bir temele dayanmıyor. İki sistemin frekans dağılımı, tektonik yapısı ve sismik davranışları tamamen birbirinden farklıdır.

Uzman Görüşü: Bilgi Eksikliği

Koç Üniversitesi eski rektörü ve dünyaca ünlü jeofizikçi Prof. Dr. Ümran Savaş İnan, HAARP ile ilgili ortaya atılan teorileri "bilimsel bilgi eksikliği" olarak nitelendiriyor. İnan'a göre, atmosferin üst katmanlarına gönderilen radyo dalgalarının gücü, atmosferin kendi içindeki devasa enerji değişimleri yanında ihmal edilebilir düzeydedir.

Sonuç: Depremi Değil, Bilimi Konuşmalıyız

HAARP’ın "gizemli" bir tesis olduğu algısı, 2016 yılında tesisin kapılarını halka ve araştırmacılara açmasıyla büyük ölçüde kırılmış durumda. Bilim dünyası, depremlerle mücadelenin yolunun komplo teorilerinden değil; aktif fay hatlarının doğru izlenmesi, yapı güvenliğinin sağlanması ve afet hazırlık politikalarının güçlendirilmesinden geçtiği konusunda hemfikir.