GÜNDEM

Edirne'de Hak İsteyen İşçilerin Üzerine Kurşun Yağdı

Edirne'de tam yirmi altı gündür alın terlerinin ve hak edilmiş ücretlerinin karşılığını alabilmek için emsalsiz bir direniş sergileyen Özşen Madencilik işçilerinin ve onlara destek veren ailelerinin üzerine işletme içerisinden silahla ateş açıldı.

Abone Ol

Türkiye'nin dört bir yanında emek mücadeleleri yankılanmaya devam ederken, Edirne'den gelen son dakika haberleri bölgedeki gerilimin tehlikeli bir boyuta ulaştığını gözler önüne serdi. Özşen Madencilik bünyesinde çalışan ve uzun süredir maaş, fazla mesai ile tazminat hakları gasp edilen işçilerin tam 26 gün önce başlattığı hak arayışı, yerini silah seslerinin yankılandığı korkunç bir kaosa bıraktı. Emeklerinin karşılığını alabilmek adına onurlu bir duruş sergileyen madenciler ve onlara destek olmak için bölgede bulunan eşleri ile çocukları, doğrudan şiddetin hedefi haline geldi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası tarafından kamuoyu ile paylaşılan acil kriz bilgilendirmesinde, maden şirketinin patronu Bekir Kiremitçi'nin talimatıyla hareket ettiği iddia edilen şahısların, işletme sınırları içerisinden direnişçi işçilerin ve masum ailelerin üzerine acımasızca 3 el ateş ettiği duyuruldu. Şans eseri kurşunların kimseye isabet etmemesi ve yaralanan olmaması yüreklere bir nebze olsun su serpse de, sendika yetkilileri ve işçiler bu alçakça saldırının ardından geri adım atmak bir yana dursun, maden ocağını tamamen işgal ettiklerini ve haklarını alana kadar ölüm pahasına oradan ayrılmayacaklarını kararlılıkla dile getirdiler.

Yerin Bin İki Yüz Metre Altında İletişimi Koparılmış Bir Açlık Grevi

Giderek tırmanan bu krizin arka planında ise haftalardır süregelen, ancak duymazlıktan gelinen büyük bir feryat yatıyor. Yıllarca yerin yüzlerce metre altında karanlıkla mücadele ederek ülke ekonomisine ve şirket kasalarına katkı sağlayan Özşen Madencilik emekçileri, temel yasal haklarının ödenmemesi üzerine çareyi seslerini başkente duyurmakta aramıştı. Haklarını yasal yollardan aramak ve yaşadıkları büyük mağduriyeti devletin zirvesine iletmek amacıyla Ankara'ya doğru barışçıl bir yürüyüş başlatmak isteyen maden işçileri, ne yazık ki güvenlik güçlerinin engellemesiyle karşılaşarak yollarından geri çevrilmişti. Seslerini yer yüzünde duyuramayan ve yasal hak talepleri şiddetle bastırılmaya çalışılan bu cefakar emekçiler, on üç Haziran tarihinde hayatlarını ortaya koyarak eşine az rastlanır bir eyleme imza attılar. Kendilerini çalıştıkları maden ocağının tam bin iki yüz metre derinliğine kapatan işçiler, bedenlerini ölüme yatırarak süresiz açlık grevine başladıklarını duyurdular.

Patronun Sansür Hamlesi Direnişin Ateşini Söndürmeye Yetmedi

İşçilerin yerin yedi kat dibinde başlattığı bu ölümcül direniş hamlesine karşılık, şirket yönetiminin attığı adımlar ise krizin insani boyutunu daha da vahim bir hale getirdi. Emekçilerin kendi aralarındaki koordinasyonu bozmak ve yer altından dış dünyaya sızabilecek olası yardım çığlıklarını veya direniş mesajlarını engellemek isteyen şirket yetkilileri, maden ocağına giden tüm internet ağlarını ve telefon hatlarını acımasızca kesti. Ancak iletişimi tamamen kopararak madencileri karanlıkta ve sessizlikte boğmayı hedefleyen bu insanlık dışı sansür girişimi, direnişin ruhunu kırmak yerine işçilerin haklı davasına olan inancını daha da perçinledi. Yerin metrelerce altından yankılanan "ya haklarımız verilecek ya da buradan çıkmayacağız" sloganı, namluların ucundan çıkan kurşunlara ve kesilen iletişim hatlarına rağmen tüm Türkiye'nin vicdanında derin bir yankı uyandırmayı başardı. Artık gözler, insan hayatının hiçe sayıldığı ve hak arayışının kurşunlandığı bu vahim tablo karşısında yetkili mercilerin atacağı adımlara ve işçilerin bu emsalsiz mücadelesinin nasıl sonuçlanacağına çevrilmiş durumda.