Afrika kıtası, son yılların en korkutucu sağlık krizlerinden biriyle yeniden sarsılıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen resmi açıklamalar, küresel sağlık otoritelerini teyakkuza geçirdi. Ülkede doğrulanmış ölümcül Ebola vakalarının sayısının kısa sürede hızla tırmanarak 321’e ulaştığı bildirildi. Virüsün üç farklı eyalete birden sıçraması paniği artırırken, resmi verilere göre salgın nedeniyle şu ana kadar 48 kişi yaşamını yitirdi. Bölgeden gelen bu karanlık tablo, uluslararası sağlık kuruluşlarını ve dev ilaç firmalarını virüsün en tehlikeli varyantlarından biri olan "Bundibugyo" suşuna karşı acil bir aşı geliştirme yarışının içine itti.
Onaylı Tedavi Yok: 250'den Fazla Can Aldı
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve komşusu Uganda’da etkisini her geçen gün artıran bu yeni dalga, aslında daha geniş bir bilançonun parçası. Bölge genelinde yaklaşık 250 kişinin ölümüne ve 1.100’den fazla kayıtlı vakaya yol açan bu agresif salgın, tıp dünyasını çaresiz bırakma riski taşıyor. Çünkü mevcut durumda, şu an ortalığı kasıp kavuran Bundibugyo suşuna karşı dünya genelinde resmi olarak onaylanmış, klinikte tescillenmiş herhangi bir aşı veya doğrudan tedavi protokolü bulunmuyor. Bilim insanları, Afrika'nın lojistik olarak en zorlu bölgelerinde bile hızla üretilip test edilebilecek bir formülün peşine düşmüş durumda.
DSÖ Umut Veren Adayı Duyurdu: Ervebo Teknolojisi Sahada
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tıp dünyasının gözünü çevirdiği bu aşı yarışında öne çıkan en güçlü adayı kamuoyuna ilan etti. DSÖ’ye göre, Bundibugyo suşuna karşı laboratuvarda geliştirilmeye ve seri üretime en yakın aday, Uluslararası AIDS Aşı Girişimi (IAVI) tarafından projelendirilen tek dozluk rVSV aşısı olarak dikkat çekiyor.
Bu umut vadeden aşının en büyük avantajı, sıfırdan tasarlanmamış olması. Aşı, Ebola'nın dünyada en yaygın ve bilinen türü olan Zaire suşuna karşı yıllardır lisanslı ve güvenli olarak kullanılan ünlü "Ervebo" aşısının temel genetik teknolojisinden yararlanıyor. Kâr amacı gütmeyen sağlık kuruluşu IAVI, sürecin bürokratik engellere takılmaması için Teksas Üniversitesi Tıp Şubesi ile acil bir ortaklık ve stratejik iş birliği anlaşması imzalayarak düğmeye bastı.
İlaç Devlerinin İlgisizliği Nedeniyle 10 Yıl Rafa Kaldırılmış
Mevcut aşı adayının geçmişi ise tıp dünyasındaki kapitalist yaklaşımlara dair çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Ervebo aşısının geliştirilmesinde de başrol oynayan dünyaca ünlü virolog Thomas Geisbert, çarpıcı bir itirafta bulundu. Geisbert, 2013 yılında maymunlar üzerinde gerçekleştirdikleri laboratuvar deneylerinde, bu aşı modelinin Bundibugyo suşuna karşı yüzde yüz etkili bir koruma sağladığını kanıtladıklarını belirtti. Ancak ünlü bilim insanı, projenin o dönemde büyük küresel ilaç şirketlerinin "ticari olarak kârlı görmemesi ve ilgisizliği" nedeniyle tam on yıl boyunca rafa kaldırıldığını ve ancak şimdiki büyük salgın kapıya dayanınca hatırlatıldığını vurguladı.
Hindistan Ve Moderna Da Yarışa Dahil Oldu
DSÖ'nün projeksiyonlarına göre, geliştirilen rVSV aşısının insanlar üzerinde geniş çaplı klinik denemelere (Faz çalışmalarına) hazır hale gelmesi normal şartlarda 7 ila 9 aylık bir takvim gerektiriyor. Ancak krizin büyümesi üzerine dünyanın en büyük aşı üreticilerinden biri olan Hindistan Serum Enstitüsü devreye girdi. Enstitü, formülün üretim bandına alınmasıyla klinik deney kitlerinin 2 ila 3 ay gibi rekor bir sürede sahaya indirilebileceğini öngörüyor.
Öte yandan, biyoteknoloji dünyasının devlerinden olan ve Covid-19 sürecinde adını duyuran ABD'li ilaç devi Moderna da yarışa üçüncü bir alternatifle katıldı. Salgınlara Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) tarafından dev bütçelerle finanse edilen Moderna, virüse karşı hızlı reaksiyon göstermesiyle bilinen mRNA tabanlı bir Ebola aşısı geliştirmek için laboratuvar çalışmalarını hızlandırdı. Uzmanlar, bu küresel yarıştan çıkacak başarı hikayesinin sadece mevcut Afrika salgınını durdurmakla kalmayacağını, gelecekte insanlığı tehdit edebilecek olası küresel Ebola pandemilerinin de önüne geçecek stratejik bir kalkan olacağını belirtiyor.