Türkiye'nin dört bir yanından gelerek Milli Eğitim Bakanlığı binası önünde toplanan ve mesleki haklarını savunmak isteyen öğretmenler, beklenmedik bir müdahaleyle karşı karşıya kaldı. Özellikle mülakat sisteminin yarattığı adaletsizlikleri ve özel sektörde çalışan eğitim emekçilerinin maruz kaldığı ağır çalışma şartlarını kamuoyuna duyurmak isteyen kalabalık grup, anayasal hakları çerçevesinde bir basın açıklaması yapmak istedi. Ancak güvenlik güçlerinin kurduğu barikatlar ve ardından gelen sert müdahale sonucunda çok sayıda öğretmen ve sendika yöneticisi gözaltına alındı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası öncülüğünde gerçekleştirilen bu eyleme yönelik emniyet güçlerinin tutumu, siyaset dünyasında tansiyonun bir anda yükselmesine neden oldu. Eğitim gibi toplumun en hassas ve temel yapı taşını oluşturan bir alanda görev yapan fedakar öğretmenlerin, taleplerini dile getirmek isterken kelepçelenerek gözaltına alınması, kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı.
Özçağdaş: Liyakatsiz Sistemi Mutlaka Değiştireceğiz
Yaşanan bu gerilimli olayların hemen ardından Cumhuriyet Halk Partisi kanadından peş peşe çok sert açıklamalar geldi. İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı kapsamlı değerlendirmede, iktidarın eğitim politikalarını ve öğretmenlere yönelik tutumunu yaylım ateşine tuttu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu üyesi olarak Kahramanmaraş'ta saha çalışmalarını sürdürdükleri bir dönemde böyle bir olayın yaşanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Özçağdaş, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kronikleşmiş sorunları çözmek yerine daha da büyüttüğünü ifade etti. Yıllardır alın teri döken, mülakat mağduriyeti yaşayan ve özel sektörde adeta sömürülen öğretmenlerin karşısına diyalog yerine şiddet ve barikatla çıkılmasını sert bir dille eleştiren Özçağdaş, liyakatsizliğe dayalı bu mevcut sistemi kökünden değiştireceklerinin altını çizdi. Özçağdaş ayrıca, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve beraberinde gözaltına alınan tüm eğitim emekçilerinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunarak, öğretmenleri bu karanlık zihniyete asla teslim etmeyeceklerini ve haklı mücadelelerinde sonuna kadar onların omuzlarında olacaklarını belirtti.
Semra Dinçer'den İktidara Ve Bakanlığa Sert Eleştiriler
Eğitimcilerin Ankara'da yaşadığı mağduriyete sessiz kalmayan bir diğer isim ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer oldu. Dinçer, öğretmenlerin en temel demokratik haklarından biri olan eylem ve ifade özgürlüğünün polis zoruyla bastırılmaya çalışılmasını şiddetle kınadığını duyurdu. Ataması yapılmayan, yıllarca dirsek çürüttükten sonra mülakat odalarında emekleri çalınan ve insanca yaşanabilir bir ücret ile güvenceli bir gelecek talep eden eğitimcilere reva görülen bu muamelenin vicdanları yaraladığını dile getiren Dinçer, iktidarın sorunlara çözüm bulmak yerine baskı aygıtlarını devreye soktuğunu savundu. Öğretmenlerin sesine kulak vermek, onlarla empati kurmak ve eğitim sistemindeki kanayan yaraları sarmak yerine cop ve kalkanlarla yanıt verilmesinin çağ dışı bir anlayış olduğunu vurgulayan Dinçer, Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitim emekçilerinin onurlu ve haklı mücadelelerinde her zaman ve her koşulda yanlarında durmaya devam edeceklerinin altını kalın çizgilerle çizdi.