GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan DEİK Kürsüsünde Yeni Ekonomi Rotasını Çizdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna ve geleceğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Türkiye'nin ekonomik diplomasi alanındaki en önemli kurumlarından biri olan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ni geniş bir katılımla gerçekleştirdi. Törene katılarak iş dünyasının önemli temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonomik dalgalanmaların gölgesinde Türkiye'nin çizdiği ekonomik vizyona dair önemli açıklamalarda bulundu. 1985 yılından bu yana özel sektörün dünyaya açılan ana kapısı olarak nitelendirdiği DEİK'in 41. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Erdoğan, kurum bünyesinde görev alan ve ülke kalkınmasına omuz veren tüm iş insanlarına teşekkürlerini iletti.

İhracatta Cumhuriyet Tarihinin Rekoru Kırıldı

Türkiye'nin son yirmi yılda kaydettiği ekonomik sıçramayı somut verilerle ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracat rakamlarındaki devasa artışa dikkat çekti. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar seviyesinde olan mal ihracatının, 2025 yılı verileri itibarıyla 273,3 milyar dolara ulaştığını belirten Erdoğan, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız toplamda 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırmıştır" ifadelerini kullandı. Bu başarı tablosunun ardında yatan temel faktörün, hükümetleri döneminde tesis edilen istikrar ve güven ortamı olduğunu vurgulayan Erdoğan, haziran ayı ile birlikte takvim etkisinin ortadan kalkacağını ve ihracatta yeniden güçlü bir yükseliş ivmesi yakalanacağına inandıklarını dile getirdi.

Yeni Coğrafyalara Kazan-Kazan Modeliyle Açılım

Sadece ekonomik göstergeler üzerinden değil, bu göstergeleri destekleyen dış politika stratejileri üzerinden de değerlendirmeler yapan Cumhurbaşkanı, diplomatik ön yargıların rafa kaldırıldığını belirtti. Uluslararası ilişkilerde ihtilafları derinleştirmek yerine ortak müştereklere ve işbirliğine odaklandıklarının altını çizen Erdoğan, "Tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'kazan-kazan' temelinde geliştirmenin çabasında olduk. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi geçmişte ihmal edilmiş coğrafyalarla olan ilişkilerimizde yepyeni açılımlara imza attık" diyerek Türkiye'nin küresel ayak izinin genişlediğini ifade etti. Bu stratejik hamlelerin neticesinde dünyanın birçok noktasında kültürel ve ekonomik münasebetlerin derinleştiği ve Türkiye'nin küresel alanda çok daha güçlü bir aktör haline geleceği mesajı verildi.

Reel Sektöre Finansman Desteği İçin Ekonomi Yönetimine Talimat

Küresel ölçekte yaşanan krizlerin ve enflasyonist baskıların Türkiye üzerindeki yansımalarını da gündemine alan Erdoğan, iş dünyasının beklentilerine yanıt veren önemli bir kulis bilgisini de paylaştı. Hükümetin tüm imkanlarıyla üretim yapan, istihdam sağlayan reel sektörün yanında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, işletmelerin son dönemde karşılaştığı finansmana erişim güçlüklerinin farkında olduklarını söyledi. Pazartesi günü gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nda Türk ekonomisinin güncel röntgeninin çekildiğini aktaran Erdoğan, "Finansmanla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" sözleriyle iş dünyasına nefes aldıracak yeni adımların sinyalini verdi.

Küresel Krizlere Rağmen 23 Çeyrektir Kesintisiz Büyüme

Gelişmiş ülkelerin dahi ciddi resesyon endişeleri yaşadığı ve tüm dünyayı etkileyen sancılı bir ekonomik atmosferin bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin büyüme performansına vurgu yaptı. Türkiye ekonomisinin üst üste 23 çeyrektir kesintisiz bir büyüme trendi yakaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı, ülkenin kronikleşmiş sorunlarını çözdükçe küresel marka değerinin de eş zamanlı olarak arttığını belirtti.

Konuşmasının son bölümünde geleceğe dair vizyonunu da paylaşan Erdoğan, ekonomik, ticari ve diplomatik alanda Türkiye'nin etrafını saran toz bulutu dağıldığında, bu sürecin en büyük kazananının Türkiye olacağını iddia etti. Kısa süre önce yürürlüğe giren yeni teşvik ve düzenleme paketlerinin bu yürüyüşün bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, nihai hedeflerinden birinin de İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımların, uluslararası ticaretin ve finansal hizmetlerin vazgeçilmez bir bölgesel üssü haline dönüştürmek olduğunu sözlerine ekledi.