DÜNYA

Çin’den Orta Doğu Mesajı: Sorumluluktan Kaçmayacağız

Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Orta Doğu'daki krizlere hiçbir zaman seyirci kalmadıklarını belirtti. Çin'in bölgede barış, istikrar ve adalet için aktif ve yapıcı bir rol üstlenmeye devam edeceğini vurguladı.

Abone Ol

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, “Çin, bölgenin barışı ve istikrarını daima kararlılıkla teşvik etmektedir. Tarih defalarca şunu göstermiştir ki, güç kullanımı sorunları çözemez; tek gerçekçi çözüm diyalog ve diplomasidir. Çin’in öncülüğünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze'de acil ateşkes öngören ilk bağlayıcı karar kabul edilmiştir. Çin’in arabuluculuğunda Suudi Arabistan ile İran arasında tarihi uzlaşma sağlanmış, 14 Filistinli grup Çin’de bir araya gelmiş ve “Pekin Deklarasyonu”nu imzalamıştır. Böylece bölgede bir “uzlaşı dalgası” başlatılmıştır. İran’daki çatışmaların patlak vermesinden bu yana Çin, barışı teşvik etmek ve çatışmaları sona erdirmek için çabalarını sürdürmektedir. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Türk mevkidaşı Hakan Fidan başta olmak üzere ilgili ülkelerin Dışişleri Bakanlarıyla toplam 26 kez telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Çin hükümetinin Orta Doğu Özel Temsilcisi bölgede mekik diplomasisi yürütmüştür. Çin, Pakistan ile birlikte Körfez ve Orta Doğu’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik beş maddelik ortak girişimi ortaya koymuştur. Bunun dışında, bölgenin barışı için olumlu bir dış ortam yaratmak amacıyla Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmayı sonlandırmak üzere Çin'in arabuluculuğunda Urumçi’de üçlü bir görüşme gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Jiang Xuebin, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Çin, bölgenin adaleti ve hakkaniyetini daima kararlılıkla savunmaktadır. Filistin meselesi, Orta Doğu meselelerinin merkezinde yer almakta olup bölgenin barışı ve istikrarı ile uluslararası adalet açısından hayati önem taşımaktadır. “İki devletli çözüm”, Filistin meselesinin tek çözüm yoludur; diğer tüm düzenlemeler ya da yeni mekanizmalar bu çözümü aşındırmak yerine desteklemelidir. Filistin Kurtuluş Örgütü’nü ve Filistin Devleti’ni tanıyan ilk ülkelerden biri olan “Çin, Filistin halkının meşru ulusal haklarını geri kazanması mücadelesini her zaman kararlılıkla desteklemektedir. Çin, Filistin meselesinin kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması ve uluslararası toplumun Filistin halkına adalet sağlaması için çabalarını sürdürecektir. Son dönemde İran’daki çatışmalar bölgesel güvenlik ve istikrarı ciddi şekilde etkilemiştir. İran’ın da Körfez ülkelerinin de egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne tam olarak saygı gösterilmesi ve seyrüsefer ve enerji altyapılarının güvenliğinin sağlanması gerektiği kanaatindeyiz. Bölge ülkeleri iş birliğine dayalı ortak, kapsamlı ve sürdürülebilir bir güvenlik anlayışıyla diyalog ve istişare yoluyla anlaşmazlıklarını gidererek kolektif bir güvenlik mimarisi inşa etmelidir.

“Çin, bölgenin kuralları ve düzenini daima kararlılıkla kpekistirmeyeorumaktadır. Güçlü olmak, haklı olmak anlamına gelmezdir. Dünya, güçlünün zayıfı ezdiği orman kanunu çağına geri dönmemelidir. İran savaşında kimin haklı kimin haksız olduğu son derece açık ve nettir. İran ile yürütülen müzakereler devam ederken ABD ve İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) yetkisi olmaksızın İran’a yönelik askeri saldırı başlatması, BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını açıkça ihlal etmiştir. ABD ve İsrail’in İran’daki sivil nükleer tesislere saldırmaları, nükleer silahların yayılmasını önleme kisvesi altında küresel nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini baltaladığı gibi Küresel Güney ülkelerinin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla meşru kullanma hakkına da zarar vermiştir. Çin tarafı buna kararlılıkla karşı çıkmaktadır. Taraflar gerçek anlamdaki çok taraflılığı hayata geçirmeli, BM merkezli uluslararası sistemi, uluslararası hukuka dayanan uluslararası düzeni ve BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini gözeten uluslararası ilişkilerin normlarını kararlılıkla savunmalı ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın otoritesini, etkinliğini ve evrenselliğini ve küresel nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini korumalıdır.

“Yükselen büyük ülkeler ve Küresel Güney’in önemli üyeleri olarak Çin ve Türkiye, gerçek çok taraflılık anlayışını benimsemekte ve pek çok önemli uluslararası ve bölgesel konuda ortak görüşleri paylaşmaktadır. Çin, ateşkesin sağlanması ve sorunların siyasi yollardan çözülmesi için gösterdiği çabalar ve İran’daki çatışmalardan etkilenmesine rağmen sergilediği soğukkanlı ve itidalli tutumdan dolayı Türk tarafını takdirle karşılamaktadır. Bu yıl, Çin’in 15. Beş Yıllık Plan döneminin başlangıcı ve Çin-Türkiye ilişkilerinin de 55. yılına işaret etmektedir. Barışı ortaklaşa tesis etmek ve ikili ilişkilerimizin stratejik niteliğini daha da pekiştirmek üzere, Türkiye ile birlikte iki ülke liderlerinin önemli mutabakatlarını kapsamlı şekilde hayata geçirmek için karşılıklı siyasi güvenimizi pekiştirmeye, çok taraflı konularda koordinasyonu güçlendirmeye, çatışmaların sona erdirilmesi ve diyalog ve müzakerelerin başlatılması için köprü rolü üstlenmeye hazırız.”