GÜNDEM

Çiftçinin Finansman Yükünü Hafifleten Teknoloji

Letven Capital ve Qfarmii tarafından geliştirilen yeni nesil sözleşmeli tarım modeli; yapay zeka ve uydu teknolojileriyle ilaç kullanımını %70, gübre kullanımını %50 azaltırken verimliliği %20 artırdı.

Abone Ol

Dünya genelinde kontrolsüz şehirleşme ve iklim krizinin tarım arazileri üzerinde yarattığı de facto baskı artarken, gıda arz güvenliğini ($food\ security$) koruyacak veri odaklı akıllı tarım teknolojilerinden (AgTech) küresel ölçekte tarihi bir başarı sinyali geldi. Tarımda ileri teknoloji, yapay zeka algoritmaları ve esnek finansman araçlarını entegre eden yeni nesil sözleşmeli üretim modeli, çiftçilerin kronik girdi maliyetlerini radikal seviyede düşürürken toprak sağlığı, tarımsal verimlilik ve karlılık oranlarında de jure bir sıçrama gerçekleştirdi.

İlaçta Yüzde 70, Gübrede Yüzde 50 Net Tasarruf Sağladık

Geliştirilen yerli inovasyon modelinin detaylarını paylaşan Letven Capital Genel Müdürü ve Qfarmii Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Kılıç, geleneksel tarımı uçtan uca yönetilen çok aktörlü bir inovasyon sürecine dönüştürdüklerini vurguladı. Qfarmii platformunun teknolojiyi ve finansal araçları doğru lokasyonda birleştirerek adil fiyatlama, şeffaf sözleşmeler ve veri odaklı saha yönetimi inşa ettiğini belirten Kılıç, akıllı tarım uygulamalarının somut çıktılarına dair şu verileri aktardı:

"Üretim süreci de facto başlamadan önce alıcı beklentilerine göre teknoloji, tohum ve fide seçimlerini şekillendiriyoruz. Robotik sistemler ve yapay zeka, tarımsal iş gücünü verimli alanlara kanalize ediyor. Modelimiz sayesinde genel ortalamada zirai ilaç kullanımında yüzde 70, kimyasal gübre tüketiminde ise yüzde 50 oranında net bir azalma sağladık. Girdi maliyetlerindeki bu de jure düşüşe rağmen, tarlalardaki verimlilik oranını yüzde 15 ile yüzde 20 arasında artırmayı başardık. Şu an Türkiye genelinde 6 bin dekar alanda de facto uygulanan bu ekosistemi, önümüzdeki 5 yıl içinde 1 milyon dekara ulaştırmayı hedefliyoruz."

40 Yıllık Çiftçiler Dijital Dönüşümü Onayladı

Eskişehir ve çevre illerde 40 yılı aşkın süredir ayçiçeği, buğday ve arpa yetiştiriciliği yapan geleneksel üreticiler de yeni nesil akıllı tarım ekosistemine entegre olmanın de facto avantajlarını yaşamaya başladıklarını doğruladı. 1500 dönümlük arazisinde üretim yapan emektar çiftçi Sezgin Erçağ, son yıllarda artan kuraklık ve iklim değişikliği karşısında geleneksel yöntemlerin de jure yetersiz kaldığını belirterek, "En büyük zorluğumuz girdi tedariki ve finansmana erişimdi. Bu model ilk yılından itibaren üzerimizden çok büyük bir finansal yük aldı. Ürünleri planlı, cazip fiyatlarla ve zamanında tedarik ettik" dedi.

45 yıllık çiftçi Salim Başer ise tarımdaki dijitalleşmenin dünya nüfusunun artış hızıyla paralele gelmesi gerektiğini savunarak, "Uydu takip sistemlerinden tarladaki hastalığı veya bitki stresini de facto zamanında görürseniz, rekolte kaybı yaşamadan erken müdahale edebiliyorsunuz. Mazot ve girdi desteği bizleri finansal açıdan tamamen rahatlattı" ifadeleriyle akıllı tarım enstrümanlarının tarımsal sürdürülebilirlik adına de jure bir zorunluluk olduğunu tescil etti.