DÜNYA

Cevdet Yılmaz: Netanyahunun İftiraları Suçlarını Örtemez

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, uluslararası mahkemede yargılanan İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ithamlarının hükümsüz olduğunu belirtti.

Abone Ol

Küresel diplomasi koridorlarında ve Doğu Akdeniz jeopolitiğinde sınır ötesi askeri operasyonlar, insani hukuk ihlalleri ve uluslararası yargılama süreçleri ekseninde şekillenen söylem gerilimlerine, Türkiye Cumhuriyeti devlet kademelerinden dikey bir yasal şerh eklendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal iletişim ağlarındaki resmi kurumsal hesabı üzerinden yayımladığı dikey deklarasyonda, uluslararası yargı organları önünde hesap verme sürecinde bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan idari itham ve beyanatlarına sert tepki gösterdi. Yılmaz, Tel Aviv yönetiminin küresel ve bölgesel istikrarı riske atan askeri stratejilerini perdelemek amacıyla bu tarz mesnetsiz argümanlara başvurduğunu belirterek, Ankara’nın mazlum halkların haklarını ve küresel adalet normlarını savunma çizgisinden geri adım atmayacağını ilan etti.

Yılmaz’ın Deklarasyonu: Uluslararası Mahkeme Ve İnsanlık Vicdanı Vurgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kurumsal dijital medya hesabı üzerinden tescillediği hitabet metninde, İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından servis edilen iddiaların yasal ve ahlaki tabanını uluslararası ceza hukuku parametreleri üzerinden sorgulamaya açtı.

Soykırım suçuyla uluslararası mahkemede yargılanan, bölgemizi pervasızca ateşe atan, bölgesel ve küresel istikrarı hedef alan Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz itham ve iftiraları ile kendi suçlarını ve günahlarını örtemez. Sözleri bizlerin ve insanlık vicdanı nezdinde yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde ve küresel düzeyde hukuku, diplomasiyi, barışı ve mazlumları savunmaya devam edecektir.


Ankara'nın Küresel Adalet Ve Sürdürülebilir Barış Doktrini

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklaması, Türkiye'nin uluslararası ceza kriminolojisi ve insan hakları izleme kurulları ile senkronize yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetlerinin bir yansıması olarak tahlil edilmektedir. Analistler, Netanyahu hükümetinin bölgesel askeri angajman kurallarını ihlal eden hamlelerine karşı Ankara'nın çok taraflı diplomasi kanallarını (İslam İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu) dikey olarak harekete geçirdiğini vurgulamaktadır. Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasal teamüller çerçevesinde Doğu Akdeniz'de hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğini belirterek, ikili veya çok uluslu platformlarda kışkırtıcı söylemlere geçit verilmeyeceğinin altını çizdi.