GÜNDEM

Cevdet Yılmaz: Kişi Başı Gelir 18 Bin Dolar

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin kişi başı gelirde 18 bin doları aştığını ve satın alma gücüne göre dünyanın 11. büyük ekonomisi olduğunu açıkladı.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığı tarafından Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu'nda düzenlenen "Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası Buluşması" programında ekonomi ve dış politikaya dair çok kritik açıklamalarda bulundu. Global piyasalarda kartların yeniden karıldığı ve "güç mücadelesinin" hukukun önüne geçtiği zorlu bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin tüm küresel risklere rağmen büyüme performansıyla dünyayı ikiye katladığını vurguladı.

Samsun iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılım gösterdiği toplantıda konuşan Yılmaz, uluslararası finans kuruluşlarının resmi verilerini baz alarak Türkiye'nin ekonomik sıçramasını rakamlarla özetledi.

Satın Alma Gücünde Dünyanın 11. Büyük Ekonomisiyiz

Küresel ölçekte korumacı politikaların yükseldiğini ve Batı'da "sanayisizleşme" süreci yaşanırken imalat gücünün Asya'ya kaydığını aktaran Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin son 6 yıllık kümülatif büyümede dünya ortalamasını geride bıraktığını ifade etti. Dünyanın kümülatif olarak %18,8 büyüdüğü dönemde Türkiye'nin %34,8 büyüdüğünü belirten Yılmaz, milli gelirdeki son durumu şu sözlerle aktardı:

"AK Parti ve Cumhur İttifakı öncesinde, 2002 yılında Türkiye nominal dolar bazında dünyanın 21'inci büyük ekonomisiydi. Bugün ise 16'ncı sıraya yükseldik. OECD, IMF ve Dünya Bankası'nın satın alma gücü paritesi hesaplamalarına göre ise geçen yıl itibarıyla dünyanın 11'inci büyük ekonomisi konumundayız. Geçen sene itibarıyla 1,6 trilyon doları aşmış bir milli gelir büyüklüğümüz var. Kişi başı gelirimiz ise 18 bin doları aşmış durumda. Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor."

Terörün Türkiye Ekonomisine Faturası: En Az 2 Trilyon Dolar

Konuşmasında kalkınmanın, demokrasinin ve yatırımların önündeki en büyük engelin güvenlik riski olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun ekonomik boyutuna dikkat çekti. Türkiye'nin geçmiş yıllarda terör nedeniyle çok büyük kaynakları israf etmek zorunda kaldığını belirten Yılmaz, çarpıcı bir bilanço açıkladı:

Terörün sadece askeri harcamalar gibi doğrudan bir maliyeti olmadığını, terör riski yüzünden doğuya, güneydoğuya ve ülkenin geneline yapılamayan yatırımların, gelişemeyen hayvancılık, turizm ve ticaretin de "alternatif maliyet" yarattığını belirtti. Yılmaz, yapılan yapısal hesaplamalara göre terörün Türkiye ekonomisine toplam maliyetinin en az 2 trilyon dolar olduğunu vurguladı.

Savaşın Faturasını Bütçemiz Ödedi, Vatandaşı Korumaya Aldık

Bölgesel krizlere ve İran odaklı gerilimlere de değinen Yılmaz, sınır hatlarında yaşanan savaşların küresel lojistik, enerji ve gübre fiyatlarını uçurduğunu söyledi. Türkiye'nin son 20 yılda enerji arz güvenliğini çeşitlendirdiği için dünyadaki birçok ülke gibi "yokluk ve arz krizi" yaşamadığını, ancak fiyat artışlarından etkilendiğini ifade etti.

Savaşın enflasyonist baskısını kırmak adına Eşel Mobil sistemini devreye aldıklarını hatırlatan Yılmaz, "Enerji ve gübre fiyatlarının tüketicimize, iç dünyamıza doğrudan yansımasını sınırlamak için bütçe olarak gerçekten büyük bir bedel ödedik. Bu fedakarlığı bütçemiz yaptı ama böylece savaşın büyüme ve enflasyon üzerindeki yıkıcı etkisini sınırlandırmış olduk" diyerek ekonomi yönetiminin kalkan politikalarını özetledi.