DÜNYA

Brüksel'de Çin'e Karşı Risk Azaltma Stratejisi Devrede

Avrupa Birliği, Çin karşısında her gün verdiği bir milyar avroluk tarihi dış ticaret açığını durdurmak amacıyla tedarik zincirinde köklü değişiklikler öngören yeni bir stratejiyi hayata geçiriyor.

Abone Ol

Avrupa Birliği yönetimi, küresel ticaretteki en büyük rakiplerinden biri olan Çin'e karşı her geçen gün artan ekonomik bağımlılığı kırmak için düğmeye bastı. Başkent Brüksel'de gerçekleştirilen kritik Avrupa Birliği Liderler Zirvesi'nin en önemli gündem maddesi, uzak doğu pazarından gelen yoğun ithalat baskısı ve sanayi sektöründeki daralma oldu. Liderler, Avrupalı şirketlerin tedarik zincirlerini çok daha güvenli ve dış şoklara karşı dirençli hale getirmesi amacıyla yeni bir çeşitlendirme aracı tasarlanması için Avrupa Komisyonu'na tam yetki verdi. Zirvenin ardından kameralar karşısına geçen Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, birliğin ekonomik temellerini sarsan bu duruma karşı alınacak önlemleri ve yeni yol haritasını kamuoyu ile paylaştı. Geliştirilen stratejinin temel felsefesi, Çin ile olan diplomatik ve ticari bağları tamamen koparmak değil, aksine yapıcı diyaloğu sürdürürken mevcut riskleri minimize etmek olarak belirlendi.

Ticaret Dengesinde Kırmızı Çizgi Aşıldı Ve Rekor Açık Verildi

Avrupa cephesinde asıl endişe yaratan tablo ise ticaret verilerindeki korkutucu büyüme eğilimi oldu. Zirvede paylaşılan resmi verilere göre, Avrupa Birliği üyesi ülkeler Çin ile yaptıkları ticarette her yirmi dört saatte bir milyar avro gibi devasa bir açık veriyor. Konsey Başkanı Antonio Costa, bu rakamların sürdürülebilir bir ekonomik modele işaret etmediğini belirterek, ticaretin adil rekabet ve karşılıklılık ilkeleri üzerine yeniden inşa edilmesi gerektiğini savundu. Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ise son beş yıllık periyotta Çin'den yapılan ithalatın yüzde kırk beş oranında inanılmaz bir sıçrama yaşadığını ve geçtiğimiz yıl toplam dış ticaret açığının üç yüz altmış milyar avro ile tarihi bir rekor kırdığını hatırlattı. Von der Leyen, ilk defa birliğe üye olan tüm ülkelerin istisnasız bir şekilde Çin'e karşı açık verdiğinin altını çizerek, bu durumun sadece ucuz iş gücü ve düşük maliyetli ürünlerle açıklanamayacağını, asıl tehlikenin Çin'deki aşırı üretim kapasitesinin doğrudan Avrupa'nın sanayi altyapısını tehdit etmesinden kaynaklandığını vurguladı. Hazırlanacak yeni mekanizmanın özel sektörü daha proaktif davranmaya zorlayacağı da gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Yeni Bütçe Döneminde Savunma Ve Rekabet Ön Planda

Çin ile yaşanan bu ekonomik darboğazın gölgesinde devam eden zirvede, Avrupa Birliği'nin geleceğini şekillendirecek olan iki bin yirmi sekiz ile iki bin otuz dört yıllarını kapsayan Çok Yıllı Mali Çerçeve müzakerelerinin de ilk adımı atıldı. Küresel sahnede zemin kaybetmek istemeyen Avrupa Komisyonu, halihazırda bir nokta iki trilyon avro seviyesinde olan devasa bütçenin, yeni dönemde yaklaşık iki trilyon avroya çıkarılmasını masaya getirdi. Üye ülkelerin temel yapı üzerinde ilk aşamada ortak bir zeminde buluştuğu bu yeni bütçe modelinde, kaynakların kriz anlarında daha esnek kullanılmasına olanak tanıyacak bir sistem hedefleniyor. Tahsis edilecek fonların aslan payının, Avrupa'nın küresel rekabet gücünü yeniden ayağa kaldırma projelerine, artan jeopolitik tehditler karşısında savunma ve güvenlik kapasitesinin modernizasyonuna, aynı zamanda bölgesel kalkınma ile tarım sektörünün sürdürülebilirliğine ayrılması planlanıyor.

Çetin Pazarlıklar Ve Daralan Takvim

Yeni mali çerçevenin planlandığı gibi iki bin yirmi sekiz yılının ilk gününde sorunsuz bir şekilde yürürlüğe girebilmesi için üye ülkelerin önünde oldukça dar bir zaman dilimi bulunuyor. En geç iki bin yirmi altı yılının sonuna kadar tüm başkentlerin siyasi bir uzlaşı sağlaması şart koşuluyor. Ancak bütçenin toplam büyüklüğü, finansman yaratma yöntemleri, üye devletlerin kasasından çıkacak katkı payları ve özellikle savunma harcamalarının hangi kapsamda değerlendirileceği gibi son derece hassas konularda derin görüş ayrılıklarının sürdüğü biliniyor. Nihai bütçenin Avrupa Parlamentosu'ndan geçmesi ve Avrupa Birliği Konseyi'nde oy birliği ile kabul edilmesi zorunluluğu, önümüzdeki aylarda Brüksel koridorlarında son derece zorlu ve çetin diplomatik pazarlıkların yaşanacağının en net habercisi olarak değerlendiriliyor.