GÜNDEM

Baş Ağrısı Yok Ama Denge Kaybı Var

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, baş ağrısı eşlik etmediği için genellikle gözden kaçan "Vestibüler Migren" hastalığına karşı uyardı.

Abone Ol

Hayat kalitesini yerle bir eden ancak çoğu zaman yanlış tanılarla aylarca hatta yıllarca tedavi edilemeyen sinsi bir hastalık, uzmanların yakın takibinde. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, modern dünyanın en çok ihmal edilen ancak en yaygın nörolojik sorunlarından biri olarak tanımlanan "Vestibüler Migren" konusunda kritik uyarılarda bulundu. Sanılanın aksine, bu migren türünde baş ağrısı hiç yaşanmayabiliyor; hastalığın ana merkezi ise beynin denge sistemi oluyor.

Baş Dönmesi Bir "Migren" Belirtisi Olabilir Mi

Pek çok insan şiddetli baş dönmesi, denge kaybı veya "zeminin ayağımın altından kaydığı" hissiyle karşılaştığında soluğu ilk olarak KBB polikliniklerinde alıyor. Ancak Prof. Dr. Müftüoğlu, bu semptomların aslında kulak kaynaklı olmayabileceğini, altında yatan sebebin bir "migren atağı" olabileceğini hatırlatıyor.

Vestibüler migren, klasik migrenin aksine ağrıyı ön plana çıkarmıyor. Bunun yerine, hastaların "gemide sallanıyor gibi hissetme", "yürürken dengesizlik" veya "hareketli ortamlarda aşırı sersemlik" şeklinde tarif ettiği bir tabloyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun neden çok yaygın olduğu halde nadiren teşhis edilebildiğini şu şekilde açıklıyor: "İnsanlar baş ağrısı olmayan bir duruma 'migren' ismini vermekte zorlanıyor, bu da tanı sürecini aylarca, bazen yıllarca geciktiriyor."

Tetikleyiciler: Modern Yaşamın Gizli Düşmanları

Bu sinsi hastalığı gün yüzüne çıkaran en büyük etkenler, günümüzün hızla akan temposunda gizli. Prof. Dr. Müftüoğlu, özellikle şu üç faktörün "sessiz migreni" ateşlediğine dikkat çekiyor:

  • Zihinsel yorgunluğun sinir sistemi üzerindeki yükü.

  • Kalitesiz veya bölünmüş uykunun denge merkezini hassaslaştırması.

  • Vücudun savunma mekanizmalarının dengesiz tepkileri.

Tedavi Mümkün Mü

Vestibüler migren, hayatı kısıtlayan bir "kader" değil. Doğru yaşam tarzı düzenlemeleri ve uzman kontrolünde yürütülen tedavilerle ataklar büyük oranda kontrol altına alınabiliyor. Uzmanların önerdiği tedavi protokolünde şu adımlar öne çıkıyor:

  • Düzenli uyku saatleri ve stres yönetimi, atakları önlemede ilacın yerini tutabiliyor.

  • Sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı, tetikleyicileri minimize etmekte kilit rol oynuyor.

  • Hekim önerisiyle kullanılan magnezyum, riboflavin ve koenzim Q10 gibi takviyelerin denge merkezini yatıştırdığı gözlemleniyor.

Eğer hareket ettiğinizde dengeniz bozuluyor, ışığa veya sese karşı tahammülsüzlük hissediyor ve rutin işlerinizi yaparken zihinsel bir yorgunluk yaşıyorsanız, çözümün sandığınızdan daha yakın olabileceğini unutmayın. Bir nöroloji uzmanına danışmak, yıllardır aradığınız cevabı bulmanızı sağlayabilir.