GÜNDEM

Bahar Apartmanı Davasında Üst Mahkemeden Bozma Kararı

Gaziantep'te 6 Şubat depremlerinde yıkılarak 10 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan Bahar Apartmanı davasında, yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararları üst mahkeme tarafından bozuldu.

Abone Ol

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin büyük yıkıma yol açtığı Gaziantep'te, 10 kişinin yaşamını yitirdiği ve yedi kişinin yaralandığı Bahar Apartmanı'na ilişkin yargılama sürecinde ezber bozan bir hukuki gelişme yaşandı. Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından geçmiş duruşmalarda sanıklara verilen hapis cezaları, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından mercek altına alındı. Dosyayı titizlikle inceleyen üst mahkeme, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ve adli tıp ile teknik kurullardan gelen belgeler arasında giderilemez çelişkiler bulunduğunu saptadı. Binanın çöküşündeki kesin nedenlerin hukuki şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamadığını belirten ceza dairesi, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle mahkumiyet kararlarının tamamını bozarak dosyayı yeniden yargılama yapılması için ilk derece mahkemesine geri gönderdi.

Yedi Kişilik Uzman Heyetten Yeni Rapor İstendi

Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi, bozma gerekçelerini sıraladığı tarihi kararında, facianın yaşandığı binaya ait mimari projelerin revize edilmiş asıllarının dava dosyasında yer almadığına dikkat çekti. Yıkımın teknik kusurlarını ve sorumluların payını net bir şekilde ortaya koyabilmek adına, İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde görev yapan ve alanında uzman en az yedi kişilik akademisyen sismolog ve inşaat mühendisinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinin kurulması talimatı verildi. Bu akademik heyetin hazırlayacağı ayrıntılı ve çelişkilerden uzak yeni raporun, adil bir yargılamanın en temel dayanağı olacağı kararda açıkça vurgulandı.

Belediye Sorumlusunun Suç Niteliği Tartışma Yarattı

Yüksek mahkemenin bozma ilamında en dikkat çekici bölümlerden birini ise dönemin Şehitkamil Belediyesi Ruhsat Proje Şube Müdürü Mustafa B. hakkında yapılan hukuki değerlendirme oluşturdu. Ceza dairesi, binanın inşaat ve yapım aşamalarında doğrudan bir saha görevi bulunmayan Mustafa B.'nin sergilediği eylemlerin hukuki boyutunun yerel mahkemece doğru analiz edilmediğini belirtti. Sanığın imza ve onay süreçlerindeki sorumluluğunun "taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme" suçu mu, yoksa doğrudan "görevi kötüye kullanma" suçu kapsamında mı ele alınması gerektiğinin ilk derece mahkemesinde yeterince tartışılmadığı ifade edildi. Statik proje müellifi Mustafa T. ile belediye görevlisi Mustafa B.'nin kusur oranlarının ve bu isimler hakkında "bilinçli taksir" hükümlerinin uygulanma şartlarının yeniden masaya yatırılması gerektiğinin altı çizildi.

Yakalama Kararları Kaldırıldı Adli Kontrol Getirildi

Yaşanan bu köklü hukuki yön değişimi, davanın sanıkları hakkındaki infaz ve denetim tedbirlerini de doğrudan etkiledi. Üst mahkeme, davanın gidişatını değiştiren bu bozma kararıyla birlikte, tutuksuz yargılanırken yerel mahkemenin mahkumiyet hükmüyle haklarında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkardığı Mustafa B. ve Mustafa T. hakkındaki tüm yakalama kararlarını tamamen iptal etti. İki sanık hakkındaki özgürlüğü kısıtlayıcı cezai işlemler kaldırılırken, yargılama sürecinde hazır bulunmalarını garanti altına almak amacıyla yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildi.

Dava Sürecinde Daha Önce Ne Yaşanmıştı

Deprem felaketinin ardından açılan kamu davasının Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında, tutuklu yargılanan sanık İ.M.U. hakkındaki iddiaları reddederek suçsuz olduğunu savunmuş ve beraatını talep etmişti. Yargılama sonunda mahkeme heyeti, sanıklar Mustafa B., Mustafa T. ve İ.M.U.'yu "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan suçlu bularak, her birine on bir yıl bir ay onar gün hapis cezası vermişti. Mahkeme, tutuklu sanık İ.M.U.'nun cezaevinde geçirdiği süreyi göz önünde bulundurarak tahliyesine hükmederken, duruşmalara katılmayan diğer iki sanık hakkında ise tutuklama amaçlı yakalama emri düzenlemişti. Bölge Adliye Mahkemesi'nin son bozma ilamıyla birlikte tüm bu cezalar ve hukuki süreçler geçerliliğini yitirmiş oldu.