Güvenlik güçlerinin yurt içindeki operasyonlarıyla zemin kaybeden terör örgütü kalıntılarının, Avrupa başkentlerindeki lobi ve propaganda arayışları sürüyor. Fransa'nın Strazburg kentinde bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bir araya gelen firari grup, Türkiye'deki bazı tutuklu isimlerin salıverilmesi talebiyle mahkeme yönetimine şikayet dilekçesi sundu.
AİHM Önünde Organize Çağrı
Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesinin manşetlerine taşınan bilgilere göre, yargıdan kaçarak Avrupa'ya sığınan örgüt mensupları, uluslararası mekanizmaları Türkiye'ye müdahale etmeye çağırdı. Tribün itirazları ve meydan hareketliliği oluşturan grubun hazırladığı listede yer alan isimler ise dikkat çekti:
-
Gösteride; Selahattin Demirtaş, Hidayet Karaca, Mehmet Baransu ve Ekrem İmamoğlu gibi figürlerin yanı sıra özellikle bir ismin ön plana çıkarıldığı görüldü.
-
Eylemcilerin, Gezi Parkı davası kapsamında cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın durumunu birincil gündem maddesi haline getirmesi dikkatlerden kaçmadı.
Diplomatik Restleşmeler Yeniden Hatırlandı
Söz konusu organizasyonda adı sıkça geçirilen Osman Kavala dosyası, geçmişte Türkiye ile Batı arasında ciddi bir diplomatik krize yol açmıştı. 10 ülkenin Ankara büyükelçisinin ortak bir bildiriyle Türkiye yargısına müdahale girişiminde bulunması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sert bir rest çekmişti:
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönem diplomatik teamülleri zorlayan elçilere karşı, "Bizim ülkemizde yargı bağımsızdır. Gerekirse bu büyükelçileri 'istenmeyen adam' (persona non grata) ilan edebiliriz" diyerek Türkiye'nin egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini net bir dille ilan etmişti.
Küresel Odaklar Ve Söylem Birliği
Siyasi analistler, Avrupa'daki bu son eylemde öne sürülen argümanların, uluslararası arenadaki bazı raporlar ve siyasi söylemlerle paralellik gösterdiğine dikkat çekiyor. Özellikle eski CIA danışmanlarından Michael Rubin'in ABD Kongresi'ndeki sunumları ile yurt içindeki bazı muhalif çıkışların aynı isimler üzerinde yoğunlaşması, dış politika ve güvenlik uzmanlarınca "organize bir stratejinin parçası" olarak değerlendiriliyor. Hükümet yetkilileri ise Türkiye'nin hem sınır güvenliği hem de milli beka konularında geri adım atmayacağını, terör örgütlerinin uluslararası mahkemeler üzerinden kurmaya çalıştığı baskıların hukuken hiçbir karşılığı olmadığını vurguluyor.