GÜNDEM

Atatürk'ün Kurduğu Asırlık Çınarda Bitmeyen Gölge Siyaseti

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’daki ofisinden yürüttüğü idari hareketlilik ve Ak Parti strateji ekiplerinin bu iç karmaşayı kendi lehine çevirme hamleleri, "Atatürk’ün partisi kimin ellerinde?" tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Abone Ol

Türkiye'nin makro siyaset dengelerini, meclis komisyonlarındaki yasal düzenleme sirkülasyonunu ve ittifak protokollerini yakından takip eden Ankara kulislerinde, son günlerde tescilli bir idari ve yapısal kriz konuşuluyor. "Değişim" sloganlarıyla kurultay delegelerinin hür iradesi neticesinde genel başkanlık koltuğuna oturan Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi, geride kalan aylarda sergilediği politik kararsızlıklar nedeniyle kendi tabanında ciddi bir güvensizlik dalgasıyla karşı karşıya kalmış durumda. "Normalleşme" ve "siyasi yumuşama" adı altında Beştepe ile yürütülen diplomatik temaslar, iktidara karşı sert ve kökten bir direnç bekleyen geleneksel CHP seçmen kitlesinde adeta bir inanç kırılması yaratıyor.

Bu idari tıkanıklığın ve lidersizlik algısının arka planında ise, koltuğu devretmesine rağmen partinin kurumsal mekanizmaları, milletvekili grupları ve taşra delege yapıları üzerindeki etkisini bir an olsun azaltmayan Kemal Kılıçdaroğlu yer alıyor. Eski genel başkanın Ankara merkezinde kurduğu özel çalışma ofisi, adeta resmi genel merkeze alternatif bir lojistik ve siyasi üs gibi işlev görüyor. Parti tabanı ve teşkilatlar, mevcut genel merkezin ürkek ve deneysel adımları ile eski yönetimin bitmek bilmeyen arka koltuk sirkülasyonu arasında sıkışmış vaziyette. Bu iki başlı idari koordinasyonsuzluk, meclis çatısı altındaki bütçe ve güvenlik komisyonlarında net bir parti duruşunun sergilenmesini engellerken, sokağın sesini de şu çarpıcı soruyla baş başa bırakıyor: "Atatürk’ün kurduğu asırlık çınar, bugün tam olarak kimin iradesi ve tüzüğüyle yönetiliyor?"

İktidar partisi Ak Parti ise ana muhalefet blokunda kronik hale gelen bu iç hesaplaşmaları ve vizyon eksikliğini kendi siyasi ajandasında stratejik bir koz olarak değerlendiriyor. Beştepe kaynaklarından ve Ak Parti strateji geliştirme merkezlerinden edindiğimiz kulis bilgilerine göre; iktidar bloku, muhalefetteki bu parçalı yapıyı kamuoyuna doğrudan bir "yönetilemezlik" ve "ulusal güvenlik riski" argümanı olarak sunuyor. Cumhur İttifakı'nın kurmayları, ana muhalefetin kurumsal ve güçlü bir alternatif üretemediği her günü, meclisten geçirmek istedikleri yeni anayasa paketlerini ve makroekonomik reform yasalarını tahkim etmek amacıyla birer fırsat penceresine dönüştürüyor. Kısacası, Kılıçdaroğlu’nun parti içi güç mücadelesini diri tutma gayreti ile Özel yönetiminin tecrübesiz kurumsal refleksleri, iktidarın meclis lojistiğine en büyük can simidi işlevini görüyor.