Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusunun Suriye’nin güneyindeki Kuneytra ve Dera bölgelerine yönelik düzenlediği askeri operasyonlara ilişkin çok sert bir kınama mesajı yayımladı. Ankara, İsrail’in bölgedeki askeri hamlelerini hem uluslararası hukukun hem de uzun süreli barış antlaşmalarının "açık bir ihlali" olarak nitelendirdi.
1974 Anlaşması Ayaklar Altına Alınıyor
Bakanlık tarafından paylaşılan resmi yazılı açıklamada, İsrail’in Suriye’nin egemenlik haklarını hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Özellikle 1974 yılında imzalanan "Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması"na atıfta bulunulan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"İsrail’in, Suriye’nin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliği hilafına Kuneytra ve Dera’ya gerçekleştirdiği saldırıları güçlü şekilde kınıyoruz. Suriye halkının can ve mal güvenliğini hiçe sayan, bölgedeki sivillerin hayatını her geçen gün daha da zorlaştıran bu saldırılar, uluslararası hukukun ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın açık ihlalini teşkil etmektedir."
Bölgesel İstikrar Hedef Alınıyor
Türkiye’nin açıklaması, saldırıların zamanlamasına dair dikkat çekici bir detayı da gözler önüne seriyor. Bakanlık, Suriye’nin 2024 yılının Aralık ayından bu yana süregelen siyasi ve sosyal iyileşme sürecini işaret ederek, İsrail’in saldırılarının bu süreci sabote etmeyi amaçladığını belirtti.
Açıklamanın devamında, "Suriye’nin son dönemde kaydettiği gelişmeyi ve bölgenin istikrarını hedef alan bu saldırıların sonlandırılması hususunda, uluslararası toplumun üzerine düşeni yerine getirmesine yönelik çağrımızı yineliyoruz," denilerek, dünya kamuoyuna sorumluluk almaları çağrısında bulunuldu.
Ankara'nın Bölgesel Sınır Hattı Hassasiyeti
Gözlemciler, Türkiye'nin bu tepkisini sadece bir "kınama" değil, aynı zamanda bölgesel bir "kırmızı çizgi" ilanı olarak değerlendiriyor. İsrail'in Dera ve Kuneytra gibi stratejik noktalarda artan askeri varlığı, Ankara'nın hem sınır güvenliği hem de Suriye'nin geleceği konusundaki hassasiyetini tetikledi. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, bölgedeki gerilimin daha geniş bir çatışma alanına yayılmaması için diplomatik kanalların aktif şekilde kullanılmaya devam edeceğinin altını çiziyor.