Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu yaptığı özel açıklamalarda dünya gündemini ve Türkiye'nin dış politika stratejilerini masaya yatırdı. Yakın zamanda gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin ardından küresel boyutta yeni bir konumlanma sürecine girildiğini ifade eden Ağıralioğlu, NATO 3.0 adı verilen bu yeni kurgu içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de tanımlanmış ve hassas bir pozisyonu bulunduğunu vurguladı. Ülkemizin yönetilmesi gereken çok ciddi güvenlik riskleri barındırdığını hatırlatan deneyimli siyasetçi, mevcut uluslararası sistemin işleyişine ve ittifakların tutumuna dair önemli eleştiriler getirdi.
Kurumlar Yeniden Tanımlanmak Zorunda
Dünya genelinde Birleşmiş Milletler ve NATO dahil olmak üzere birçok uluslararası kurumun eski kuruluş değerlerine tutunarak ayakta kalmakta zorluk çektiğini belirten Ağıralioğlu, bu kurumların günümüz şartlarına göre acilen yeniden tanımlanmak zorunda kaldığı tarihi bir sürecin içinden geçildiğini söyledi. Her ülkenin öncelikle kendi devletini ve bölgesel konumunu merkeze alarak hareket ettiğine dikkat çeken lider, Türkiye'nin de bu zorlu denklemde merkez bir ülke konumunda bulunduğunu ve kendine yeni hareket alanları açmaya çalıştığını ifade etti.
S400 Ve F35 Krizi Egemenlik Göstergesidir
Savunma sanayisi ve dış askeri tedarik konularına da değinen Ağıralioğlu, S400 hava savunma sistemleri alınırken yaşanan uzun süreci hatırlatarak geçmişteki Patriot füze bataryaları krizine atıfta bulundu. Günümüzde F35 savaş uçaklarıyla ilgili teknik kapasite, teknoloji transferi, altyapı bakım şartları ve kaynak yazılımların Türkiye'ye ne ölçüde verileceği konusundaki belirsizliğin halen sürdüğüne dikkat çeken siyasetçi, S400 sistemlerinin alınmasının egemen bir devlet olarak Türkiye'nin bağımsız iradesinin çok açık bir göstergesi olduğunu vurguladı. Ağıralioğlu, Türkiye'nin NATO içerisindeki tüm vazifelerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen müttefikleri tarafından haksız bir çifte standarda maruz bırakılan bir ülke olduğunun altını çizdi.
Ortadoğu'daki Hareketlilik NATO'ya Ciro Ediliyor
Bölgesel krizlere ve sıcak çatışma alanlarına yönelik de kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Anahtar Parti lideri, Ortadoğu'da Amerika Birleşik Devletleri patronajında gelişen yeni hareketliliğin bir şekilde NATO'ya ciro edilmeye çalışıldığını savundu. Dünyadaki çatışma bölgelerinde taşların yeniden yerine oturması gerektiğini belirten Ağıralioğlu, İsrail'in İran'a kadar uzanan karanlık hesaplarının Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilecek potansiyelde olduğunu dile getirdi. Doğu Akdeniz'deki gerilimlere, Kıbrıs Rum kesiminin kışkırtıcı faaliyetlerine, kıta sahanlığı meselelerine ve Mavi Vatan'daki hakları tehdit eden birtakım hesaplara da dikkat çeken Ağıralioğlu, Suriye, Irak ve İran'daki istikrarsızlık ile savaş şartlarının Türkiye'nin sınır güvenliği açısından yarattığı derin endişeleri dile getirdi.
Terör Tehdidiyle 40 Yıldır Mücadele Ediyoruz
Açıklamalarının son bölümünde terörle mücadele konusuna değinen Yavuz Ağıralioğlu, 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan kule saldırılarından sonra dünya genelinde terörle mücadelenin yeni bir konsepte oturtulduğunu hatırlattı. Küresel güçlerin terörü bir güvenlik konsepti olarak tanımlayıp zaman zaman NATO'nun 5. maddesini kendi çıkarları doğrultusunda işlettiklerini ifade eden siyasetçi, asıl problemin sınırlarında terör tehdidiyle doğrudan yüz yüze olan ve 40 yıldır terör belasından çeken ülkenin Türkiye olması olduğuna dikkat çekti. Bölgede Türkiye'yi zora sokmak amacıyla terör organizasyonlarının ve terörist faaliyetlerin belirli güçler tarafından kasıtlı olarak desteklendiğini belirten Ağıralioğlu, bu haksız tabloya karşı çok daha dikkatli ve proaktif bir devlet politikası izlenmesi gerektiği mesajını verdi.