Adalet Bakanı Akın Gürlek, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü'nün hazırladığı ve kendisinin de yaptırım listesine alınması önerisini içeren taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, söz konusu metni "siyasi ve ideolojik bir metin" olarak nitelendirdi.
Raporun Hukuki Bir Bağlayıcılığı Yok
Bakan Gürlek, Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan raporların Türkiye üzerinde herhangi bir yaptırım gücü veya hukuki dayatması olamayacağını net bir dille vurguladı. Raportörün şahsına ve hazırlanan metne dair eleştirilerini dile getiren Gürlek, "Söz konusu raporun hiçbir hukuki bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Hazırlanan bu rapor sadece bir tavsiye kararı niteliğindedir," ifadelerini kullandı.
İdeolojik Yaklaşımlar Hukuk Çizgimizi Değiştiremez
Bakan Gürlek, görevini Anayasa ve yasalar çerçevesinde yürüttüğünü belirterek, Avrupa Parlamentosu raportörüne yönelik dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Raportörün tarafsızlığını yitirdiğini savunan Gürlek, şunları kaydetti:
"Biz bugüne kadar görevimizi tamamen hukuk çerçevesinde yaptık, yapmaya da kararlılıkla devam ediyoruz. Zaten o şahsın ideolojik yaklaşımı çok farklı. Kendisinin marjinal örgütlerle olan irtibatları da kamuoyunca biliniyor. Dolayısıyla bu tarz taraflı yaklaşımlar bizim hukuk çizgimizi değiştiremez."
12. Yargı Paketi Ve Terörsüz Türkiye Vurgusu
Kabine toplantısı sonrası sorular üzerine yargı reformları hakkında da bilgi veren Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi ile iktidarın "Terörsüz Türkiye" vizyonu kapsamında yürütülen çalışmaların birbirinden bağımsız mekanizmalarla ilerlediğini belirtti. Bakan, "Terörsüz Türkiye süreci Meclis bünyesinde yürütülürken, yargı paketine ilişkin teknik çalışmalarımız aynı kararlılıkla sürdürülmektedir," diyerek, ülke sorunlarına yönelik eş zamanlı ve çok yönlü çözüm arayışlarının devam ettiğini ifade etti.
Bakan Gürlek’in açıklamaları, Türkiye’nin yargı bağımsızlığına vurgu yaparken, uluslararası kuruluşlardan gelen eleştirilere karşı "egemenlik hakları" ve "hukuk devleti" ilkeleri çerçevesinde dik bir duruş sergileneceği mesajını taşıyor.