Uluslararası siyaset ve dünya ekonomisinin merkezinde yer alan ABD-İran ilişkilerinde, küresel dengeleri kökten değiştirebilecek nitelikte, son derece kritik bir gelişme yaşandı. Uzun yıllardır askeri gerilimler, karşılıklı yaptırımlar ve restleşmelerle anılan Washington ile Tahran hattında, nükleer program konusunda uzun süredir beklenen diplomatik yumuşama sinyali resmen geldi. Beyaz Saray kanadından yapılan en üst düzey açıklamada, Tahran yönetiminin nükleer programın bazı kritik teknik başlıklarında yeniden müzakere yürütmeye yeşil ışık yaktığı bildirildi.
Bakan Marco Rubio Resmen Duyurdu: Müzakereyi Kabul Ettiler
Dünya kamuoyunun kulis haberleriyle takip ettiği bu gizli diplomasinin detaylarını, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio canlı yayında paylaştı. İki ülke arasındaki diyalog kanallarının arka planda aktif bir şekilde çalıştırıldığını doğrulayan Rubio, diplomatik temasların geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:
"Tahran yönetimi ile yürüttüğümüz dolaylı ve direkt temaslar neticesinde, İran'ın nükleer programının belirli yönleriyle ilgili olarak yeniden resmi müzakere masasına oturmayı kabul ettiğini söyleyebilirim. Bu durum, bölge istikrarı ve küresel güvenlik açısından önemli bir başlangıç noktasıdır."
Masada Sadece Nükleer Değil, Hürmüz Boğazı Da Var
Uluslararası haber ajansı Reuters tarafından servis edilen kulis bilgilerine göre; masaya yatırılan ajanda sadece santraller ve uranyum oranlarıyla sınırlı değil. Bölgesel güvenlik mimarisinin ve küresel ticaretin geleceğini belirleyecek olan şu kritik başlıklar pazarlık masasının ana omurgasını oluşturuyor:
-
Uranyum Zenginleştirme Faaliyetleri: İran’ın nükleer tesislerinde ulaştığı yüksek saflıktaki uranyum seviyelerinin uluslararası denetime açılması ve belirli sınırlara çekilmesi isteniyor.
-
Hürmüz Boğazı Güvenliği: Son dönemde askeri hareketlilikle gündeme gelen ve küresel enerji sevkiyatının kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere tamamen güvenli hale getirilmesi şartı aranıyor.
-
Ekonomik Yaptırımlar ve Dondurulmuş Varlıklar: Tahran yönetiminin en büyük talebi ise, ABD yaptırımları nedeniyle Batı bankalarında bloke edilen milyarlarca dolarlık milli varlığının serbest bırakılması ve ticaret ambargolarının kademeli olarak kaldırılması.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Bakan Rubio'nun bu hamlesinin Orta Doğu'daki askeri riskleri azaltabileceğini belirtirken, tarafların somut bir anlaşma metnine imza atıp atamayacağını zamanın göstereceğini vurguluyor.