GÜNDEM

7 Yıllık Esaret Tek Kareyle Bitti: 8 Yaşındaki Nazar Kurtarıldı

Bursa'da henüz 1 yaşındayken babası tarafından Almanya'dan kaçırılan ve 7 yıl boyunca hiçbir resmi kaydı olmadan köşe bucak saklanan küçük Nazar'ın nefes kesen kurtarma operasyonu gün yüzüne çıktı.

Abone Ol

Gündeme damga vuran kaçırılma ve alıkoyma olayının detayları, okuyanları dehşete düşürdü. Almanya'da dünyaya gözlerini açan, ancak henüz bir bebekken öz babası tarafından Türkiye'ye kaçırılarak adeta bir hayalet gibi yaşatılan 8 yaşındaki Nazar S., akıllara durgunluk veren bir polis operasyonuyla karanlıktan aydınlığa çıkarıldı. Okul yüzü görmeyen, hastane kayıtlarında tek bir satır dahi ismi geçmeyen küçük çocuğun, babasının ani ölümünün ardından babaannesi tarafından ilçe ilçe dolaştırılarak nasıl saklandığı adli mercilerin hazırladığı detaylı fezlekeyle kamuoyuna yansıdı.

Başsavcılığın Talimatıyla Kurulan Özel Ekip İz Sürdü

Türk baba Umut K. ile Alman vatandaşı Rebecca S.'nin çocuğu olarak 2018 yılında Almanya'da doğan Nazar, bir yaşındayken babası tarafından "kayboldu" denilerek sırra kadem bastırıldı. Hedef, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesiydi. Yıllarca süren bu yasa dışı alıkoyma durumu, baba Umut K.'nın 2024 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesiyle bambaşka bir boyuta evrildi. Çocuğun izini bulmak için vakit kaybetmeden harekete geçen Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Canik'in kesin talimatıyla tarihin en kapsamlı arama çalışmalarından birinin düğmesine basıldı. Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökce'nin bizzat yönettiği kritik süreçte Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Büro amirliklerinin en tecrübeli isimlerinden oluşan 6 kişilik özel bir tim oluşturuldu.

Şaşırtmaca Taktikleri Ve 300 Saatlik Nefes Kesen Takip

Kurulan özel ekip, şüpheli listesinin en başında yer alan 60 yaşındaki babaanne Hanife Taşdemir Stief ve ona yardım ettiği belirlenen 9 akrabayı anbean izlemeye aldı. Emniyet güçlerinin karşısında sıradan bir şüpheli değil, adeta profesyonel bir kaçak gibi hareket eden bir zanlı profili vardı. Haftalık adli kontrol imzasını vermek için karakola giden babaannenin, polisi atlatmak ve izini kaybettirmek amacıyla sürekli kıyafet değiştirdiği, farklı güzergahlar kullandığı ve en ufak bir açık vermemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiği tespit edildi. Sadece bunlarla da yetinmeyen şüphelilerin, küçük çocuğu Gemlik, Mudanya ve Kurşunlu bölgesindeki kırsal bağ evleri arasında sürekli yer değiştirerek gizlemeye çalıştığı tam 300 saatlik devasa kamera incelemeleri sonucunda deşifre edildi.

Operasyonu Başlatan Dron Görüntüsü Ve Şafak Baskını

Tam 30 gün boyunca bir gölge gibi şüphelileri izleyen emniyet birimleri, aylardır aradıkları somut delile gökyüzünden ulaştı. Mart ayının onuncu gününde, harabe bir köy evini havadan takibe alan dron kameraları, sabah saat 04.06 ve 08.46 sularında bahçeye çıkarılan küçük bir çocuğun sadece baş kısmını kadrajına sığdırmayı başardı. Dava dosyasına "kurtuluşun saniyelik kanıtı" olarak giren bu hayati görüntünün ardından savcılık kararıyla operasyon emri verildi. Özel timin kilitli kapıları kırarak gerçekleştirdiği ani şafak baskını, gözlerden uzak tutulan o evde 7 yıllık akılalmaz esareti fiilen sonlandırdı.

Gözyaşlarıyla Gelen Kavuşma Ve İstenen Ağır Cezalar

Başarılı operasyonun ardından hızla devletin şefkatli kollarına teslim edilerek Bursa Çocuk Evleri'nde güvence altına alınan küçük Nazar için hiç vakit kaybedilmeden DNA testi süreci başlatıldı. Yapılan hassas tıbbi incelemeler sonucunda yüzde 99,99 oranla Alman anne Rebecca S.'nin biyolojik çocuğu olduğu kesin olarak raporlandı. Yıllardır evlat hasretiyle yanıp tutuşan acılı anne, mahkeme kararıyla velayeti alır almaz Türkiye'ye gelerek yavrusuna hasretle sarıldı. Gözyaşlarının sel olduğu buluşmanın ardından anne, nisan ayının sonunda Nazar'ı ilk defa tanıştığı kız kardeşi Emilia Zafira ile birlikte doğduğu topraklara, Almanya'ya götürdü.

Olayın hukuki boyutu ise Mustafakemalpaşa Ağır Ceza Mahkemesi'nde tüm ciddiyetiyle görülmeye devam ediyor. Hazırlanan ve mahkeme heyetince kabul edilen kapsamlı iddianamede, halihazırda tutuklu bulunan babaanne Hanife Taşdemir Stief başta olmak üzere suça doğrudan iştirak eden diğer 4 sanık hakkında "18 yaşını doldurmamış kişilere karşı insan ticareti" gibi ağır bir suçlamayla 12'şer yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan, esaret altındaki savunmasız çocuğa fiziksel şiddet uyguladığı tespit edilen Recai M. isimli sanık hakkında da "kendini savunamayacak çocuğa karşı kasten yaralama" suçundan ek yaptırımlar istendi. Türkiye ve Almanya hattında yaşanan bu büyük trajedinin hukuki sonucu kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.