Modern dünyanın dijitalleşen hızı, hayatımızın her alanını değiştirirken, Sivas'ın Şarkışla ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Erol Orta, zamanın kendisine adeta meydan okuyor. Yarım asrı aşkın bir süredir küçük dükkanında mekanik saatlerin hassas dişlileriyle uğraşan Orta, saat tamirciliğinin altın çağlarından günümüze kalan yegâne isimlerden biri.
İstanbul’dan Şarkışla’ya Uzanan Bir Ömür
Mesleğe henüz çocuk yaşlarda İstanbul'da çırak olarak başlayan Erol Orta, vatani görevini tamamladıktan hemen sonra memleketi Şarkışla'ya dönerek kendi dükkanını açtı. O günden bu yana her sabah güneşin doğuşuyla birlikte dükkanının kepenklerini açan Orta, akşam saat 17.00’ye kadar titizlikle çalışmaya devam ediyor. Duvar saatlerinden cep saatlerine, kol saatlerinden antik kurmalı mekanizmalara kadar her parçayı bir cerrah hassasiyetiyle onaran Orta için bu dükkan, sadece bir iş yeri değil, zamanın korunmaya çalışıldığı bir müze niteliğinde.
Cep Telefonları Çıktı, İşler Durdu
Teknolojinin gelişimiyle birlikte toplumun zamanı takip etme alışkanlıklarının kökten değiştiğini belirten tecrübeli usta, üzüntüsünü gizlemiyor: "Cep telefonları hayatımıza girdikten sonra insanların saate olan ihtiyacı kalmadı. Artık saat bir gereklilikten ziyade bir aksesuar haline geldi. İnsanlar kol saatlerini çalışmasa bile süs olarak takıyorlar. Yine de kurmalı saatlerin o mekanik ruhundan vazgeçemeyen sadık bir kitlemiz var."
Benden Sonra Bu Mesleği Yapan Kimse Yok
En büyük endişesinin mesleğin unutulması olduğunu vurgulayan Orta, gençlerin zanaatkarlığa olan ilgisizliğinden dert yanıyor. "İlçede bu işi yapan son ustalardan biriyim. Benden sonra bu meşaleyi devralacak bir çırak, bir genç ne yazık ki yok," diyerek bu kadim mesleğin son temsilcilerinden biri olmanın ağırlığını hissettiriyor.
Şimdilerde mesleğini bir nevi "hobi" olarak sürdüren Erol Usta, sadece bozulan mekanizmaları tamir etmekle kalmıyor; aynı zamanda geçmişin ince işçiliğini ve sabrını günümüze taşıyan bir köprü vazifesi görüyor. Şarkışla sokaklarında yükselen o hafif tik-tak sesleri, aslında dijital dünyaya karşı direnen bir zanaatkarın kalp atışlarını temsil ediyor.