<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>"UHA"</title>
    <link>https://www.uygurhaberajansi.com</link>
    <description>''UHA'' -''HABER''- ''AJANS'' -''UYGUR'' -''GÜNDEM''- ''OLAY'' -''HABERLER''- ''SON DAKİKA''</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 10:45:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yorgunluk Yaşlılık Değil, Uykusuzluk Belirtisi Olabilir]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yorgunluk-yaslilik-degil-uykusuzluk-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yorgunluk-yaslilik-degil-uykusuzluk-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[National Sleep Foundation tarafından yapılan araştırma, "Kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?" sorusunun cevabının uyku kalitenizle doğrudan bağlantılı olduğunu ve yaşlı hissetmenin aslında kronik uyku eksikliğinin bir belirtisi olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aynaya baktığınızda veya gün içinde enerjinizin düştüğünü hissettiğinizde kendinizi "yaşlanıyor muyum?" diye sorguladığınız oldu mu? Eğer cevabınız "evet" ise, belki de sorun biyolojik yaşınızda değil, yastığınızın kalitesindedir. <em>Sleep</em> dergisinde yayımlanan ve National Sleep Foundation tarafından yürütülen geniş kapsamlı araştırma, zihnimizdeki "hissettiğimiz yaş" ile biyolojik dinlenme kalitemiz arasında beklenmedik derecede güçlü bir bağ olduğunu ortaya çıkardı.</p>

<h2><strong>Sadece Bir Soru: "Kendinizi Kaç Yaşında Hissediyorsunuz?"</strong></h2>

<p>Araştırmacılar, ABD genelinde 3.100’den fazla yetişkinle gerçekleştirdikleri çalışmada, katılımcıların öznel yaş algılarını, uyku düzenleri ve gündüz performanslarıyla karşılaştırdı. Elde edilen sonuçlar oldukça çarpıcı: Gerçek yaşından daha yaşlı hissettiğini belirten bireylerin, çok daha sık uyku bölünmesi yaşadığı, düzensiz bir uyku rutinine sahip olduğu ve gündüzleri kronik yorgunlukla mücadele ettiği gözlemlendi. Bu grup, fiziksel sağlıklarını da yaşıtlarına göre "daha kötü" olarak tanımlıyor.</p>

<h2><strong>Uyku ve Yaş Algısı: Tavuk-Yumurta İlişkisi</strong></h2>

<p>Bilim insanları, çalışmanın bazı sınırlamaları olduğunu, yani "kötü uykunun mu bizi yaşlı hissettirdiği, yoksa yaşlı hissetmenin mi uykumuzu kaçırdığı" konusunun tam bir netlik kazanmadığını belirtiyor. Ancak veriler, iki durumun birbirini kısır bir döngü içinde beslediğini kanıtlıyor. Uyku kalitesi düşük olan bireylerde;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Konsantrasyon güçlüğü,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Stres yönetiminde başarısızlık,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Düşük motivasyon,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Günlük sorumlulukları yerine getirme kapasitesinde azalma gibi psikolojik ve sosyal işlevsellik sorunları çok daha sık görülüyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Yorgunluğu Doğal Bir Süreç Sanmayın</strong></h2>

<p>Psikoterapist ve yazar Jonathan Alpert, araştırmanın klinik gözlemleriyle birebir örtüştüğünü vurguluyor. Birçok danışanının yaşlı hissetme şikâyetiyle geldiğini belirten Alpert, "Bu kişilerin çoğu aslında yaşlı değil, sadece kronik uyku yoksunluğu çekiyorlar," diyor. Alpert'e göre modern dünyanın en büyük yanılgısı, yorgunluğu ve zihinsel bulanıklığı "yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu" olarak kabul etmek.</p>

<p>Uzmanlar, yorgunluk ve düşük enerji şikâyetiyle doktora giden bireylerin, ilaçlara veya takviyelere başvurmadan önce mutlaka <strong>uyku hijyenlerini</strong> ve uyku kalitelerini gözden geçirmeleri gerektiğini tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yorgunluk-yaslilik-degil-uykusuzluk-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/lkjghfsghfghl.png" type="image/jpeg" length="29961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim İnsanlarından "Kodlama Hatası" Açıklaması]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/bilim-insanlarindan-kodlama-hatasi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/bilim-insanlarindan-kodlama-hatasi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birinin ismini unuttuğunuzda kendinizi suçlamanıza gerek yok; bilim dünyası, bunun bir "karakter kusuru" değil, beynin bilgiyi kodlama aşamasında yaşadığı doğal bir hata olduğunu kanıtlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni biriyle tanıştığınızda, karşı taraf ismini söylediği anda bu bilgiyi zihninizden bir daha bulamamak üzere kaybediyor musunuz? Eğer cevabınız "evet" ise yalnız değilsiniz. Psikoloji uzmanları, günlük yaşamın en sık karşılaşılan bu sosyal kazasının altında, sanılanın aksine bir hafıza zayıflığı veya kabalık değil, tamamen teknik bir "kodlama hatası" yattığını belirtiyor.</p>

<h2><strong>"Kodlama Hatası": Bilgi Daha Zihne Girmeden Kayboluyor</strong></h2>

<p>İnsan hafızası; kodlama, depolama ve geri çağırma olmak üzere üç aşamadan oluşan karmaşık bir süreçtir. Araştırmalar, insanların isim unutma konusunda yaşadığı sıkıntıların büyük çoğunluğunun, bilginin hafızaya girdiği ilk aşama olan "kodlama" sırasında yaşandığını gösteriyor. Beynimiz, o an bir konuşmaya hazırlanırken veya göz teması kurmaya çalışırken, gelen ismi "anlamlı bir veri" olarak işleyemiyor. Uzmanlara göre, eğer dikkat o saniyede başka bir yöne kaymışsa, beyin ismi depolama zahmetine girmiyor; sonuç olarak daha sonra "geri çağıracak" hiçbir veri kalmıyor.</p>

<h2><strong>Baker/Baker Paradoksu: İsimler Neden "Anlamdan Yoksun"?</strong></h2>

<p>Bilim dünyasında "Baker/baker paradoksu" olarak bilinen olgu, isimlerin neden diğer bilgilerden daha zor hatırlandığını açıklıyor. 1987 yılında McWeeny ve ekibi tarafından yapılan deneylerde, bir kişiye "Baker" (fırıncı) ismi verildiğinde, zihin bu bilgiyi hemen "ekmek, un, fırın" gibi çağrışımlarla birleştiriyor. Ancak aynı kelime sadece bir "soyadı" olarak sunulduğunda, zihinde hiçbir çağrışım ağı oluşmuyor. Beyin, anlam bağı kuramadığı soyadlarını veya isimleri "keyfi etiketler" olarak algılıyor ve onları "gereksiz veri" kategorisine alarak hızla silebiliyor.</p>

<h2><strong>Tanışma Anındaki "Sıradaki Etki" Tuzağı</strong></h2>

<p>Psikolog Malcolm Brenner’ın "sıradaki etki" (next-in-line effect) olarak tanımladığı durum ise isim unutmanın en büyük tetikleyicisi. Birisi ismini söylediği sırada, zihniniz büyük olasılıkla kendi vereceğiniz cevaba, takınacağınız ifadeye veya konuşma sırasına odaklanmış durumdadır. Bu "zihinsel hazırlık" süreci, beynin dışarıdan gelen bilgiyi işleme kapasitesini o an için kısıtlıyor. Uzmanlar, bu durumun bir ilgisizlik göstergesi olmadığını, aksine beynin o anki sınırlı kaynaklarını konuşma performansına yönlendirmesinden kaynaklandığını vurguluyor.</p>

<h2><strong>Unutmamak İçin Neler Yapılabilir?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, isimleri hafızada tutmanın bir "yetenek" değil, doğru stratejilerle geliştirilebilir bir "teknik" olduğunu ifade ediyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Aktif Tekrar:</strong> İsmi duyduğunuz an, "Memnun oldum [İsim] Bey/Hanım" şeklinde sesli olarak tekrarlamak, kodlama sürecini derinleştirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Anlamlı Bağlantı:</strong> İsmi, o anki ortamda bulunan bir nesneyle veya tanıdığınız başka bir kişiyle görselleştirerek eşleştirmek, beynin "çağrışım ağı" oluşturmasına yardımcı olur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bilinçli Duraklama:</strong> Karşı taraf ismini söylediğinde, hemen cevap vermek yerine bir saniye durup ismi zihninizde görselleştirerek "kodlama" için kendinize zaman tanıyın.</p>
 </li>
</ul>

<p>Sonuç olarak psikoloji dünyası, isim unutmayı bir "karakter kusuru" olmaktan çıkarıp, tamamen biyolojik bir işleme biçimine dönüştürüyor. Bilimsel gerçekler ışığında, isim unutmanın sosyal ilişkilerdeki gerginlikleri azaltması ve bu durumun kişisel bir eksiklik olarak değil, beynin doğal bir çalışma prensibi olarak görülmesi gerektiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/bilim-insanlarindan-kodlama-hatasi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/hgjghkljh.png" type="image/jpeg" length="56672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 95 Bin Kişinin Mücadele Ettiği MS Hastalığı Sıradan Belirtilerle İlerliyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/turkiyede-95-bin-kisinin-mucadele-ettigi-ms-hastaligi-siradan-belirtilerle-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/turkiyede-95-bin-kisinin-mucadele-ettigi-ms-hastaligi-siradan-belirtilerle-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de 95 binden fazla kişiyi etkileyen MS (Multipl Skleroz) hastalığının özellikle 20-40 yaş arası genç kadınlarda 2-3 kat daha sık görüldüğünü belirten uzmanlar; geçici uyuşma, görme kaybı ve halsizlik gibi ilk belirtilerin fıtık veya migrenle karıştırılmaması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) doğrudan etkileyen kronik ve otoimmün bir rahatsızlık olan Multipl Skleroz (MS), son yıllarda hem Türkiye'de hem de dünyada artan vaka sayılarıyla alarm veriyor. Türkiye'de resmi olarak 95 binden fazla hastanın bu dertten muzdarip olduğunu açıklayan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, hastalığın sinsi doğasına ve özellikle genç kadınlar üzerindeki yüksek risk faktörlerine karşı hayati uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>MR Teknolojisi Sayesinde Teşhisler Arttı</strong></h2>

<p>Vaka sayılarındaki artışın en büyük nedeninin gelişen tıp teknolojisi olduğunu belirten Doç. Dr. Yalın, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) cihazlarının yaygınlaşmasıyla geçmişte teşhis konulamayan birçok hastaya artık erken evrede müdahale edilebildiğini söyledi. Uzman isim, yeni vakaların ortaya çıkmasında ise modern şehirleşme, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, D vitamini eksikliği ve sigara kullanımının bağışıklık sistemini bozarak MS'i tetiklediğini aktardı.</p>

<h2><strong>Kadınlarda Hormonal Faktörler Öne Çıkıyor</strong></h2>

<p>MS klinik verilere göre kadınlarda, erkeklere kıyasla <strong>2 ila 3 kat daha fazla</strong> görülüyor. Hastalığın en pik yaptığı yaş aralığının <strong>20-40 yaş arası genç erişkinlik dönemi</strong> olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, bunun nedenlerini şu şekilde açıkladı:</p>

<blockquote>
<p>"Kadınlarda bu sıklığın fazla olmasının temel sebebi östrojen ve progesteron gibi hormonların bağışıklık hücreleri üzerindeki doğrudan etkileridir. Ayrıca kadın bünyesinin otoimmün (bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması) hastalıklara genel olarak daha yatkın olması da bu durumu tetikliyor. Erkeklerde ise MS daha nadir görülmekle birlikte, ortaya çıktığında bazı tipleri kadınlardakine göre çok daha hızlı ve agresif ilerleyebiliyor."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Bu Belirtileri "Fıtık Veya Migren" Sanıp Geçmeyin</strong></h2>

<p>Hastalık, sinir sisteminin etkilendiği bölgeye göre kişiden kişiye çok farklı semptomlar gösterebiliyor. Bu nedenle MS; boyun fıtığı, B12 eksikliği, iç kulak hastalıkları, migren, lupus ve hatta anksiyete/panik atak ile kolayca karıştırılabiliyor. Uzmanlar, özellikle genç bireylerde birkaç gün süren şu belirtiler varsa acilen nörolojik bir muayene yapılması gerektiğinin altını çiziyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Tek gözde ani görme kaybı, bulanıklık veya çift görme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kollarda, bacaklarda veya vücudun bir yarısında açıklanamayan uyuşma ve karıncalanma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük, ani denge kayıpları ve yürüme bozukluğu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik, geçmeyen aşırı yorgunluk ve baş dönmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdrar kontrolü problemleri, konsantrasyon ve hafıza zayıflığı</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Ölümcül Değil Ama Yaşam Kalitesini Vuruyor</strong></h2>

<p>Kanser gibi net bir evreleme sisteminin bulunmadığı MS'in en sık görülen türü, ataklar ve iyileşme dönemleriyle seyreden formudur. Hastalığın günümüz tıp dünyasında doğrudan ölümcül bir hastalık kabul edilmediğini müjdeleyen Doç. Dr. Yalın, <em>"Erken teşhis ve düzenli tedavi alan hastaların yaşam süreleri genel nüfusa oldukça yakındır. Hastalığı tamamen yok eden bir ilaç henüz yok ancak son 20 yılda geliştirilen yeni nesil bağışıklık düzenleyici tedaviler ve atak dönemindeki yüksek doz kortizon uygulamaları sayesinde hastalarımız yıllarca aktif, üretken bir hayat sürebiliyor"</em> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/turkiyede-95-bin-kisinin-mucadele-ettigi-ms-hastaligi-siradan-belirtilerle-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/jhfsjfdhsjkhsdfgsj.png" type="image/jpeg" length="94918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlikte Canlılık Veren "vgll3" Geni, Yaşlılıkta Kanseri Tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/genclikte-canlilik-veren-vgll3-geni-yaslilikta-kanseri-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/genclikte-canlilik-veren-vgll3-geni-yaslilikta-kanseri-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrailli ve İngiliz bilim insanlarının Afrika turkuaz killifish balığı üzerinde yaptığı araştırma, vgll3 geninin gençlikte hızlı büyüme ve erken üreme avantajı sağlarken, yaşlılıkta ömrü kısalttığını ve melanoma benzeri kanser riskini artırdığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrailli ve İngiliz bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü çığır açıcı bir genetik araştırma, doğanın ve evrimin canlı yaşamı üzerindeki en büyük paradokslarından birini gün yüzüne çıkardı. Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran çalışmaya göre; <strong>"vgll3"</strong> adı verilen bir gen, canlıya gençlik döneminde hızlı büyüme ve erken üreme gibi muazzam evrimsel avantajlar sunarken, ilerleyen yaşlarda bunun bedelini yaşam süresini kısaltarak ve kanser riskini katlayarak ödetiyor.</p>

<h2><strong>CRISPR Teknolojisiyle Gizem Çözüldü</strong></h2>

<p>Kudüs İbranice Üniversitesi'nden Dr. Eitan Moses, Dr. Marva Bergman ve Prof. Itamar Harel'in liderliğinde, Technion'dan Prof. Nabieh Ayoub ve İngiltere Doğu Anglia Üniversitesi'nden Prof. Alexei A. Maklakov'un katılımıyla yürütülen araştırmada, laboratuvar ortamında <strong>CRISPR gen düzenleme teknolojisi</strong> kullanıldı. Deneyler, insan yaşlanması araştırmalarında model organizma olarak kabul edilen ve çok kısa bir ömre sahip olan <strong>Afrika turkuaz killifish</strong> balıkları üzerinde gerçekleştirildi.</p>

<h2><strong>Bedenlerimiz Maraton İçin Değil, Sprint İçin Tasarlanmış</strong></h2>

<p>Genetik müdahaleyle <em>vgll3</em> geni aktifleştirilen veya değiştirilen killifish balıklarının, normal hemcinslerine kıyasla çok daha hızlı büyüdüğü ve cinsel olgunluğa beklenenden erken ulaştığı gözlemlendi. Bu durum, doğada neslin devamı ve üreme başarısı için harika bir avantaj olarak öne çıksa da balıkların yaşlanma evresinde korkunç yan etkiler baş gösterdi:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Canlıların toplam yaşam süreleri dramatik biçimde kısaldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşa bağlı olarak hücresel deformasyon hızlandı ve melanoma benzeri agresif kanser türlerinde (tümörlerde) patlama yaşandı.</p>
 </li>
</ul>

<p>Araştırma sonuçlarını evrimsel biyoloji açısından değerlendiren Prof. Itamar Harel, çarpıcı bir tespitte bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Doğa, bireyin uzun ömürlü olmasından ziyade türün sürekliliğini ön planda tutuyor. Bedenlerimiz evrimsel olarak bir maraton koşmak için değil, erken dönemde bir sprint atmak üzere tasarlanmış gibi görünüyor. Bu balıklarda gözlenen kanser rastgele bir kaza değil; gençlik canlılığının doğrudan gölgesidir."</p>
</blockquote>

<h2><strong>İnsan Sağlığı Ve Kanser Tedavisi İçin Yeni Umut</strong></h2>

<p><em>vgll3</em> geni hücre bölünmesi, kök hücre aktivitesi ve DNA onarım mekanizmaları gibi en hayati biyolojik süreçleri doğrudan yönetiyor. İşin en heyecan verici kısmı ise bu genin <strong>insan genetiğinde de yer alması</strong>. Daha önceki tıbbi çalışmalarda <em>vgll3</em> geninin insanlarda ergenliğe giriş zamanlaması ve hormon dengesiyle ilişkili olduğu bilinse de biyolojik karanlık noktaları aydınlatılamamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, bu araştırmayla birlikte hücresel düzeyde "gençlik biyolojisi" ile "yaşlılık hastalıkları" arasındaki köprüyü kurmayı başardı. Bir sonraki hedef, genin erken yaşamda sağladığı gelişimsel avantajları, ilerleyen yaşlardaki zararlı kanser etkilerinden yapay olarak ayırmak. Eğer bu genetik ayrıştırma başarılırsa, insanlık için hem sağlıklı büyümenin hem de kansersiz, uzun bir ömrün kapısı aralanmış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/genclikte-canlilik-veren-vgll3-geni-yaslilikta-kanseri-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/dkjgd.png" type="image/jpeg" length="43974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güven Sağlık Grubu’ndan Kurumsal Esenlik Vizyonu]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/guven-saglik-grubundan-kurumsal-esenlik-vizyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/guven-saglik-grubundan-kurumsal-esenlik-vizyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güven Sağlık Grubu, PERYÖN 22’nci İnsan ve Kültür Kongresi’nde "İş Hayatında Esenliğin Yeni Dili"ni masaya yatırdı. Çalışan sağlığının fiziksel, zihinsel ve sosyal boyutuyla bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanan etkinlikte, kurumsal esenliğin verimlilik ve bağlılık üzerindeki stratejik önemi detaylandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma hayatının hızla değiştiği ve insan kaynağının stratejik öneminin hiç olmadığı kadar arttığı günümüzde, kurumlar artık sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal "esenlik" arayışında. PERYÖN İç Anadolu Bölgesi tarafından düzenlenen 22’nci İnsan ve Kültür Kongresi, bu değişimin merkez üssü oldu. Güven Sağlık Grubu, "İş Hayatında Esenliğin Yeni Dili" başlıklı panelde, sağlıklı yaşamı bir yan hak değil, stratejik bir yatırım aracı olarak konumlandıran vizyonunu paylaştı.</p>

<h2><strong>Çalışanını Gören Kurum Geleceğe İz Bırakır</strong></h2>

<p>Kongrenin bu yılki "İz Bırakan İnsan" teması, Güven Sağlık Grubu temsilcileri tarafından "çalışanına değer katan kurum" perspektifiyle ele alındı. Güven Sağlık Grubu CHRO’su Emre Çatma, İK profesyonellerine seslenerek, sürdürülebilir başarının ancak çalışanın bireysel iyilik halini merkeze alan kurumlarla mümkün olacağını belirtti. Çatma, "Bugün bizler için en önemli konulardan biri, çalışanını gerçekten gören kurumların geleceğe iz bırakacak olmasıdır. Sağlık perspektifini ve klinik bakış açısını İK süreçlerine entegre etmek, artık bir tercih değil zorunluluktur" dedi.</p>

<h2><strong>Esenlik Artık "Bütüncül" Bir Yaklaşım</strong></h2>

<p>Panelde öne çıkan en önemli mesaj, sağlığın sadece hastalıkların iyileştirilmesi olmadığı; zihinsel, duygusal ve sosyal iyilik halini de içine alan bir bütün olduğu vurgusuydu. Güven Sağlık Grubu Pazarlama Direktörü Ela Ayhan, çalışan deneyiminin yeniden şekillendiğine dikkat çekerek şunları ekledi: "Kurumsal esenliği bir destek programı olarak değil, verimliliği ve bağlılığı artıran stratejik bir yatırım olarak görmeliyiz. Somut veriler, sağlıklı bir çalışan deneyiminin kurumsal performansa doğrudan etki ettiğini kanıtlıyor."</p>

<h2><strong>Uzmanlar Klinik Bakış Açısını Kongreye Taşıdı</strong></h2>

<p>Güven Sağlıklı Yaşam Kampüsü Başhekimi Uzm. Dr. Burak Ayan, bireysel ve kurumsal esenliği birleştiren koruyucu sağlık uygulamalarının önemini paylaştı. Kongre süresince kurulan "Güven Gençleşme Kliniği" deneyim alanı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Cilt, saç ve vücut analizi gibi kişiselleştirilmiş sağlık uygulamalarıyla, katılımcılara kendi yaşam kalitelerini artıracak somut veriler sunuldu.</p>

<h2><strong>Geleceğin İş Modeli: Sağlıklı Ve Sürdürülebilir</strong></h2>

<p>Panelde yer alan Güven Future One Dose Genel Müdürü Hakan Akan ve diğer grup temsilcileri, kurumların sağlık hizmetlerine erişimi nasıl demokratikleştirebileceğini ve çalışanlarına "bütüncül bir sağlık perspektifi" sunabileceğini detaylarıyla aktardılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan odaklı bir kurum kültürü inşa etmek isteyen yöneticiler için "yeni dil", artık daha fazla esenlik, daha fazla koruyucu sağlık ve daha fazla kişisel gelişimden geçiyor. Güven Sağlık Grubu'nun sunduğu bu bütüncül sağlık vizyonu, iş dünyasının sürdürülebilir başarı hikayelerinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/guven-saglik-grubundan-kurumsal-esenlik-vizyonu</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/gfkilslpyguiop.png" type="image/jpeg" length="46179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş Kremi Bir Yaz Alışkanlığı Değil, Gençlik Kalkanıdır]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/gunes-kremi-bir-yaz-aliskanligi-degil-genclik-kalkanidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/gunes-kremi-bir-yaz-aliskanligi-degil-genclik-kalkanidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Beste Nigar Gök, güneş koruyucuların sadece yanık değil; cilt kanseri, leke ve erken yaşlanma karşıtı en önemli kalkan olduğunu belirtti. Güneş kremi seçiminde geniş spektrumlu (UVA+UVB) ürünlerin tercih edilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Gök, "Kremi sürmek kadar yenilemek ve koruyucu kıyafetlerle desteklemek de cildi korumanın anahtarıdır" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının kavurucu sıcaklarıyla birlikte güneş kremleri çantamızın vazgeçilmezi haline geliyor. Ancak Dermatoloji Uzmanı Dr. Beste Nigar Gök, güneş koruyucuların sadece plajda kullanılan bir ürün değil, yıl boyu sürmemiz gereken bir "kalkan" olduğunu hatırlatıyor. Dr. Gök, doğru güneş kremi kullanımının sadece güneş yanıklarını değil; leke, derin kırışıklık ve cilt kanseri riskini de minimize ettiğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>Ultraviyole Işınları Ciltte Kalıcı Hafıza Bırakır</strong></h2>

<p>Güneşten gelen UV ışınlarının cilt üzerinde "kümülatif" yani birikimli bir hasar yarattığına dikkat çeken Dr. Beste Nigar Gök, şu uyarıda bulunuyor: "Güneş ışınları kısa vadede canımızı acıtan yanıklara yol açarken, uzun vadede cildin bağ dokusunu yıkarak sarkma ve elastikiyet kaybına neden olur. Cilt, güneşle olan her temasını hatırlar; bu yüzden bugün ihmal ettiğiniz bir koruma, ileride leke veya kanser riski olarak karşınıza çıkabilir."</p>

<h2><strong>SPF Seçimi Yaparken Bu Detaylara Dikkat!</strong></h2>

<p>Piyasada bulunan binlerce ürün arasında doğru SPF’i seçmek bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Dr. Gök, bu konuda şu altın kuralları öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p> Şehir hayatında ve günlük işlerinizde SPF 30 genellikle yeterlidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Deniz, havuz, uzun doğa yürüyüşleri ve spor aktivitelerinde mutlaka SPF 50 tercih edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p> SPF sadece yanıklara karşı korur. Ancak yaşlanma ve kanserle doğrudan ilişkili olan UVA ışınlarından korunmak için ürünün kutusunda mutlaka "geniş spektrumlu" ibaresinin olduğundan emin olun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><strong>En Sık Yapılan 4 Hata: Korunuyorum Sanırken Zarar Görmeyin!</strong></h2>

<p>Dr. Beste Nigar Gök, güneş kremi kullanımında en sık yapılan hataları şu şekilde sıralıyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Kremi güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce sürmelisiniz ki cilt tarafından emilsin.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Güneş kreminin etkisi kalıcı değildir; terleme ve temasla azalır. Özellikle dışarıda vakit geçiriyorsanız her 2-3 saatte bir yenilemek zorunludur.</p>
 </li>
 <li>
 <p> "Hava bulutlu, bugün güneş yok" diyerek kremi bırakmak, cildin en savunmasız kaldığı anlardan biridir. UVA ışınları bulutların arasından cildinize sızmaya devam eder.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Sadece yüzü koruyup; kulaklar, boyun, ense, el sırtı ve dudakları ihmal etmek, bu bölgelerde erken yaşlanma belirtilerini hızlandırır.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Cilt Tipine Göre İdeal Koruyucu</strong></h2>

<p>Her ürün her cilde uymaz! Hassas, rozasea veya egzama problemi olan ciltlerde <strong>mineral filtreli</strong> ürünler daha güvenliyken; makyaj altına daha kolay uygulanan, parlamayan ve sporcular için pratik olan <strong>kimyasal filtreli</strong> ürünler tercih edilebilir. Çocuklarda ise mutlaka parfümsüz, mineral filtreli ve çocuklara özel üretilmiş geniş spektrumlu kremler kullanılmalıdır.</p>

<p><strong>Önemli Not:</strong> Bebeklerin ilk 6 ayında güneş kremi yerine fiziksel koruma tercih edilmelidir.</p>

<h2><strong>Gölge Bile Tek Başına Yeterli Değil</strong></h2>

<p>Güneşten korunmanın bir "takım oyunu" olduğunu belirten Dr. Gök, güneş kreminin tek başına bir zırh olmadığını hatırlatıyor. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafetler mutlaka ihmal edilmemeli. Ayrıca, güneşin en tepede olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında gölgede olsanız dahi kum, su ve beton gibi yüzeylerden yansıyan ışınların cildinizi etkilemeye devam edeceğini unutmamak gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/gunes-kremi-bir-yaz-aliskanligi-degil-genclik-kalkanidir</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/ertyuiotuyio.png" type="image/jpeg" length="94868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş Ağrısı Değil, Kas Sıkışması: Migren Sanılan Ağrının Gerçek Sebebi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/bas-agrisi-degil-kas-sikismasi-migren-sanilan-agrinin-gercek-sebebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/bas-agrisi-degil-kas-sikismasi-migren-sanilan-agrinin-gercek-sebebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Cansu Özkan, sık tekrarlayan baş ağrılarının temelinde boyun kaslarındaki "kulunç" olarak bilinen tetik noktaların olabileceğini belirtti. Migrenle sıkça karıştırılan bu durumun, manuel terapi ve kuru iğneleme gibi yöntemlerle tedavi edilebileceğini ifade eden Dr. Özkan, çalışma ergonomisine dikkat çekerek "Geçmeyen ağrılarda boyun mutlaka değerlendirilmeli" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır süren, bir türlü geçmek bilmeyen ve ilaçlara direnç gösteren baş ağrılarının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor olabilir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Cansu Özkan, halk arasında "kulunç" olarak bilinen miyofasyal ağrı sendromunun, boyun ve omuz kaslarında yarattığı tetik noktalar üzerinden baş bölgesine yansıyan ciddi ağrılara yol açtığını açıkladı. Birçok hastanın bu durumu migren ile karıştırdığını belirten Dr. Özkan, "Ağrının kaynağı her zaman baş bölgesi değildir" diyerek ezber bozan uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>Boyundan Şakaklara Uzanan Görünmez Düşman</strong></h2>

<p>Modern yaşamın getirdiği masa başı çalışma düzeni, sürekli bilgisayar kullanımı ve hareketsizlik, boyun kaslarımızı adeta bir "gerilim çemberi" içine alıyor. Dr. Cansu Özkan, özellikle boyun ve omuz çevresindeki kaslarda oluşan sert bölgelerin  enseden başlayıp şakaklara, alın bölgesine ve göz çevresine kadar yayılan bir ağrı mekanizması kurduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Dr. Özkan, "Yıllardır migren tedavisi görmesine rağmen iyileşemeyen bazı hastalarımızda, detaylı inceleme sonucu asıl sorunun beyin dokusunda değil, boyun kaslarındaki aşırı gerginlikte olduğunu görüyoruz" diyerek kronik ağrı çeken hastaları dikkatli olmaya çağırdı.</p>

<h2><strong>Ağrının "Kulunç" Olduğunu Nasıl Anlarız</strong></h2>

<p>Peki, yaşadığımız ağrının kaynağının boyun kasları olup olmadığını nasıl ayırt edebiliriz? Uzman Dr. Cansu Özkan, vücudun verdiği bazı kritik ipuçlarını şöyle sıralıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p> Uzun süre oturduğunuzda ağrı başlıyorsa,</p>
 </li>
 <li>
 <p> Boynunuzu çevirirken ağrınız belirginleşiyorsa,</p>
 </li>
 <li>
 <p> Boyun bölgesinde sürekli bir gerginlik ve sertlik hissediyorsanız,</p>
 </li>
 <li>
 <p> Ense veya omuz bölgesindeki belirli bir noktaya bastırdığınızda baş ağrınız tetikleniyorsa; sorununuz muhtemelen kas kaynaklıdır.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Sadece Ağrı Kesici Çözüm Değildir</strong></h2>

<p>Kulunç kaynaklı ağrılarda sadece ağrı kesici kullanmanın, yangını söndürmek yerine sadece dumanı görmezden gelmek olduğunu belirten Dr. Özkan, "Ağrıyı ortaya çıkaran temel problem yani kaslardaki gerginlik ve tetik noktalar giderilmediği sürece şikayetler kronikleşerek geri döner" uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>Fizik Tedavi İle Yeniden Doğuş</strong></h2>

<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının bu tip ağrılarda altın standart olduğunu vurgulayan Dr. Özkan, uyguladıkları tedavi yöntemlerinin başarı oranına dikkat çekti: "Uygun hastalarda <strong>manuel terapi</strong>, <strong>kuru iğneleme</strong> ve <strong>tetik nokta tedavileri</strong> ile çok hızlı ve başarılı sonuçlar alıyoruz. Kaslardaki o düğümlenmiş gerginliği çözdüğümüzde, hastanın baş ağrısı da kendiliğinden ortadan kalkıyor."</p>

<h2><strong>Sağlıklı Bir Boyun İçin Altın Öneriler</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p> Ekranınızı mutlaka göz hizanıza getirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Saatlerce aynı pozisyonda kalmayın, sık aralıklarla esneme yapın.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Dik duruşu bir yaşam biçimi haline getirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Düzenli germe ve güçlendirme egzersizlerini ihmal etmeyin.</p>
 </li>
</ul>

<p>Geçmeyen baş ağrıları söz konusu olduğunda nörolojik değerlendirmenin yanı sıra, kas-iskelet sistemi muayenesinin de şart olduğunu belirten Dr. Özkan, "Küçük gibi görünen duruş hataları yıllar içinde kronik kas ağrılarına dönüşebilir. Erken dönemde yapılan doğru değerlendirme, hayat kalitenizi korumanın anahtarıdır" diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/bas-agrisi-degil-kas-sikismasi-migren-sanilan-agrinin-gercek-sebebi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/dfrgtkiltfygju.png" type="image/jpeg" length="35381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz Et Sektöründe Kayyum Kararları Tamamen Kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/beyaz-et-sektorunde-kayyum-kararlari-tamamen-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/beyaz-et-sektorunde-kayyum-kararlari-tamamen-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 13 şirkete yönelik "haksız fiyat artışı" soruşturması kapsamında atanan denetim kayyımları, mahkeme kararıyla kaldırıldı. 19 Haziran itibarıyla tüm şirketlerin itirazları kabul edilerek sektör üzerindeki denetim uygulaması sona erdirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz et sektörünün önde gelen 13 firmasına "haksız fiyat artışı" ve "rekabet ihlali" iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında atanan denetim kayyımları, yargı süreci sonunda tamamen kaldırıldı. Şirketlerin mahkemelere yaptığı itirazları haklı bulan yargı mercileri, sektördeki denetim tedbirlerine bugün itibarıyla son verdi.</p>

<h2><strong>13 Şirketin Tamamı İçin Tedbir Kararı Durduruldu</strong></h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda 12 Haziran’da başlatılan soruşturma sürecinde, aralarında sektörün dev isimlerinin de bulunduğu 13 şirkete "denetim kayyumu" atanmıştı. Şirket avukatlarının itirazlarını değerlendiren mahkemeler, süreci kademeli olarak sonlandırdı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Gedik Piliç, Erpiliç ve Keskinoğlu hakkındaki kararlar kaldırıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Banvit, Aspiliç, Lezita, Akpiliç, Bupiliç, Şenpiliç ve Aypi Piliç için verilen tedbirler sona erdirildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kalan şirketlerin başvurularının da değerlendirilmesiyle birlikte, 13 şirketin tamamı üzerindeki denetim kayyumu uygulaması resmen durduruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p><strong>Denetim kayyumu kararı kaldırılan şirketlerin tam listesi:</strong> Banvit, Akpiliç, Bakpiliç, Aspiliç, Bupiliç, Erpiliç, Gedik Pazarlama, Hastavuk, Keskinoğlu, Şenpiliç, Orvital, Aypi ve Lezita.</p>

<h2><strong>Soruşturma Süreci Devam Ediyor</strong></h2>

<p>Kayyum tedbirlerinin kaldırılması, yürütülen soruşturmanın sona erdiği anlamına gelmiyor. "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "fiyatları etkileme" suçlamalarıyla başlatılan ana soruşturma dosyası kapsamında hukuki süreç devam ediyor. Operasyon kapsamında daha önce gözaltına alınan 32 şüpheliden 29'u, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>

<h2><strong>Denetim Kayyumu Ne Anlama Geliyordu</strong></h2>

<p>Hukuk sisteminde "denetim kayyumu", şirket yönetiminin görevden alınması anlamına gelmiyor. Bu uygulama, mahkemenin görevlendirdiği kişilerin şirket faaliyetlerini gözetlemesi ve belirli işlemlerde onay mercii olması esasına dayanıyor. Kararın kaldırılmasıyla birlikte, şirketler üzerindeki mahkeme gözetimindeki bu denetim mekanizması tamamen ortadan kalkmış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/beyaz-et-sektorunde-kayyum-kararlari-tamamen-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/drgukslpygjul.png" type="image/jpeg" length="17626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp Dünyası Şokta: Covid Aşısı Kalp Krizi Riskini Düşürüyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/tip-dunyasi-sokta-covid-asisi-kalp-krizi-riskini-dusuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/tip-dunyasi-sokta-covid-asisi-kalp-krizi-riskini-dusuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan dev araştırma ezber bozdu: Covid-19 aşılarının kalp krizi ve felç riskini yüzde 40 oranında azalttığı kanıtlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pandemi döneminden bu yana tüm dünyada hararetli tartışmalara neden olan "Covid-19 aşıları kalp krizini tetikliyor mu?" sorusuna, tıp dünyasının en prestijli yayınlarından biri son noktayı koydu. ABD'de 1 milyondan fazla kişinin verileri üzerinde yapılan devasa bir araştırma, aşıların sanılanın aksine kalp ve damar sağlığı üzerinde ciddi bir koruma kalkanı oluşturduğunu gözler önüne serdi.</p>

<h2><strong>Prestijli Tıp Dergisi JAMA Geniş Çaplı Verileri Yayınladı</strong></h2>

<p>Dünyaca ünlü <strong>JAMA Internal Medicine</strong> dergisinde tıp dünyasının seyrini değiştirecek kadar kapsamlı bir araştırma yayımlandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde tam 1 milyondan fazla hastanın sağlık geçmişini mercek altına alan bilim insanları, özellikle hem grip hem de güncel Covid-19 aşılarını yaptıran bireylerin kardiyovasküler durumunu inceledi. Sonuçlar, aşı karşıtı teorileri sarsacak cinsten; çünkü aşılanan grupta kalp krizi, inme ve bu rahatsızlıklara bağlı hastaneye yatış oranlarında ciddi bir düşüş gözlemlendi.</p>

<h2><strong>Prof. Dr. Şevket Özkaya: Kritik Kalp Riskini Yüzde 40 Azaltıyor</strong></h2>

<p>Uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran bu dev araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, verilerin halk sağlığı açısından tarihi bir öneme sahip olduğunu belirtti. Koronavirüs aşılarının, virüsün doğrudan tetiklediği majör kalp-damar olaylarının riskini <strong>yaklaşık %40 oranında</strong> düşürdüğünü vurgulayan Özkaya, bu olumlu ve koruyucu etkinin sadece kısa vadede kalmadığını, uzun yıllar boyunca bireylerin damar yapısını korumaya devam ettiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Genç Yaştaki Ölümlerin Nedeni Aşı Değil Virüsün Kendisi</strong></h2>

<p>Salgın sonrasında özellikle sosyal medyada ve kamuoyunda genç yaştaki ani ölümlerin faturasının sürekli aşılara kesilmeye çalışıldığını hatırlatan Prof. Dr. Şevket Özkaya, şu sözlerle ezber bozdu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Kendi klinik gözlemlerimizde ve ülkemizde yürüttüğümüz çalışmalarda da erken yaşta görülen ani ölümlerin aşı kaynaklı olmadığını defalarca dile getirmiştik. Bu durum tamamen Covid-119 enfeksiyonunun vücutta bıraktığı yoğun virüs yükünün, kılcal damarlarda yol açtığı mikro hasarlarla ilişkilidir. Yani iddia edilenin aksine, kalbe zarar veren şey aşı değil, virüsün ta kendisidir."</p>
</blockquote>

<h2><strong>İltihap Ve Damar Hasarına Karşı Dolaylı Koruma Kalkanı</strong></h2>

<p>Araştırmacılara göre, Covid-19 enfeksiyonu insan vücuduna girdiğinde organlarda çok yoğun bir inflamasyon dalgası yaratıyor ve doğrudan kalp dokularına saldırarak uzun süreli hasarlar bırakıyor. Aşılar ise bu ağır enfeksiyon tablosunun oluşmasını en başından engelleyerek, dolaylı yoldan tüm kalp-damar sistemini güvence altına alıyor. Raporda, aşının sağladığı bu koruyucu faydanın özellikle 75 yaş üzerindeki yaşlı nüfusta, böbrek ve akciğer gibi kronik rahatsızlığı bulunan yüksek riskli hastalarda çok daha net bir biçimde hissedildiği aktarıldı. Uzmanlar, mRNA aşılarının ardından çok nadir görülen kalp kası iltihabı vakalarının ise enfeksiyonun bizzat kendisinin yaratacağı ölümcül kalp hasarları yanında son derece hafif ve tedavi edilebilir düzeyde kaldığının altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/tip-dunyasi-sokta-covid-asisi-kalp-krizi-riskini-dusuruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/kiuyffghiuyt.png" type="image/jpeg" length="67089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Tehdidine Karşı Bilmeniz Gerekenler]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kene-tehdidine-karsi-bilmeniz-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kene-tehdidine-karsi-bilmeniz-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene vakalarına karşı uzmanlar, kene tutunması durumunda izlenmesi gereken doğru çıkarma yöntemlerini ve takip edilmesi gereken on günlük belirtileri açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kene çıkarılsa bile ateş, halsizlik ve kas ağrısı gibi semptomlara karşı uyanık olunması gerektiğini belirten uzmanlar, erken teşhisin KKKA hastalığıyla mücadelede tek yol olduğunu vurguluyor.Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte piknik alanları, bahçeler ve tarla kenarları yeniden hareketlendi. Ancak bu doğal güzelliklerin yanı sıra, özellikle kırsal kesimlerde sinsi bir tehdit olan kene tutunması vakaları da artışa geçti. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi riskine karşı vatandaşları uyaran uzmanlar, kene vücuttan uzaklaştırılsa bile tehlikenin hemen geçmediğini, takip eden ilk on günün hayati önem taşıdığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Basit Önlemler Hayat Kurtarır</strong></h2>

<p>Kene tutunmasının yaşanabileceği riskli alanlara girmeden önce alınacak küçük tedbirlerin büyük fark yarattığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, vatandaşların kırsal alanda vakit geçirirken kıyafet tercihlerine dikkat etmeleri gerektiğini hatırlattı. Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine sokulması ve gömleklerin pantolon içine alınması gibi basit yöntemler, kenenin deriyle temas etmesini zorlaştırıyor. Kırsal bölgeden dönüldüğünde ise vücudun koltuk altları, kulak arkası, bacak arası ve saçlı deri gibi kenenin gizlenebileceği tüm bölgelerinin titizlikle kontrol edilmesi şart.</p>

<h2><strong>Kene Çıkarırken Yapılan En Büyük Hatalar</strong></h2>

<p>Uzmanlar, kene ile karşılaşıldığında uygulanan yanlış yöntemlerin enfeksiyon riskini katladığı konusunda uyarıyor. Kenenin üzerine oje, kolonya veya kimyasal maddeler sürmek, kenenin vücut sıvılarını insana boşaltmasına ve hastalığın bulaşmasına neden oluyor. "Eldivensiz dokunmak, kenenin gövdesinden bastırarak patlatmak veya ısıtarak çıkarmaya çalışmak, yapılan en büyük hatalardır" diyen Prof. Dr. Ersoy, keneye asla çıplak elle müdahale edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Mümkün olan en kısa sürede, cımbız gibi uygun bir aparatla kenenin baş kısmından tutularak çekilmesi, eğer başarılamıyorsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşıyor.</p>

<h2><strong>On Günlük "Takip" Süreci</strong></h2>

<p>Kene vücuttan çıkarılsa dahi riskin sıfırlandığı anlamına gelmiyor. Uzmanlar, enfekte bir kene ile temas edilmiş olma ihtimaline karşı on günlük bir gözlem sürecinin şart olduğunu ifade ediyor. Bu süreçte ateş, şiddetli baş ve kas ağrısı, yoğun halsizlik, mide bulantısı veya karın ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin vakit kaybetmeden bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurması gerekiyor. Erken teşhis, tedavinin seyri açısından en kritik etken olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kene-tehdidine-karsi-bilmeniz-gerekenler</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/dfrgthkijlgfgyhjk.png" type="image/jpeg" length="33287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Hastanelerde Acil Servis Rehberi: Hangi Durumlarda "Para Ödemiyorum" Diyebilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ozel-hastanelerde-acil-servis-rehberi-hangi-durumlarda-para-odemiyorum-diyebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ozel-hastanelerde-acil-servis-rehberi-hangi-durumlarda-para-odemiyorum-diyebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel hastanelerin acil servislerinde uygulanan ücret politikaları, Hasta Hakları Aktivistleri Derneği tarafından açıklandı. 39 derece ateş, müşahede ve tıbbi müdahale gerektiren durumların acil vaka sayıldığını belirten uzmanlar, bu hallerde vatandaştan ilave ücret talep edilmesinin mevzuata aykırı olduğunu hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel hastanelerin acil servislerinde yaşanan "yüksek muayene ücreti" tartışmaları, sağlık hakkı arayışını bir kez daha gündemin zirvesine taşıdı. Sosyal medyada 39 derece ateşle başvurduğu hastaneden fahiş ücret talep edilen bir vatandaşın yaşadığı mağduriyet, milyonlarca hastanın merak ettiği "Acil serviste hangi haklara sahibim?" sorusunu yeniden sordurdu. Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, mevzuatın sağladığı korumayı ve vatandaşın bilmediği kritik detayları açıkladı.</p>

<h2><strong>38 Derece Ateş "Acil Vaka" Kriteri Mi</strong></h2>

<p>Özel hastanelerin "acil vaka değil" gerekçesiyle ücret talep etmesine karşı çıkan Başkan Orhan Demir, 38 derecenin üzerindeki ateşin tıbbi olarak ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Demir, "Eğer hastanın şikayetleri ateşle birleşiyorsa ya da hastanın ateşi 39 derece ve üzerindeyse, sağlık kuruluşu bunu doğrudan 'acil vaka' olarak kabul etmek zorundadır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Hangi Hizmetler İçin Ücret Talep Edilemez</strong></h2>

<p>Mevzuat oldukça açık: Hastanın hayati tehlikesi bulunduğu veya vücut bütünlüğünün risk altında olduğu her durum "acil" kategorisindedir. Peki, hangi işlemler acil kapsamında ücretsizdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p> Ateş düşürücü soğuk uygulamalar, ağrı kesici iğneler, solunum ve dolaşımı destekleyici tüm girişimler "tıbbi müdahale" sayılır ve ücretsizdir.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Hastanın acil serviste gözlem altına alınması veya servise yatırılması durumunda ek ücret talep edilemez.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilen hastadan bu süreç için ücret istenemez.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Acil Hal Sona Erince Ücretlendirme Başlar</strong></h2>

<p>Uzmanlar, acil durumun hekim tarafından stabilize edilene kadar "ücretsiz" olduğunu belirtiyor. Ancak vatandaşın dikkat etmesi gereken önemli bir nokta var: Hayati tehlike ortadan kalktıktan sonra, hastanenin tedaviye devam etmek için gerekli bilgilendirmeyi yaparak ücretlendirme sürecini başlatma hakkı bulunuyor. Demir, hastaların durumları düzelmeden önce "acil hal sona erdi" şeklinde form imzalatılmasının ise sosyal güvenlik hukukuyla bağdaşmadığını savunuyor.</p>

<h2><strong>Her Hastaneye Giriş "Acil" Sayılmıyor</strong></h2>

<p>Vatandaşların en çok yanıldığı konu ise "acil servise adım atmanın" otomatik olarak ücretsiz hizmet anlamına gelmesi. Başkan Demir bu noktada uyarıyor: "Hastaneye gitmek tek başına acil vaka olduğunuzu göstermez. Hekim muayenesi sonucunda gerçekten bir aciliyet yoksa, poliklinik hastası olarak değerlendirilirsiniz ve ücretli işlem uygulanır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ozel-hastanelerde-acil-servis-rehberi-hangi-durumlarda-para-odemiyorum-diyebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/dgrftuioskjhg.png" type="image/jpeg" length="65628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ece İrtem'in Vefatı Sonrası Uzmanlardan Kalp Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ece-irtemin-vefati-sonrasi-uzmanlardan-kalp-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ece-irtemin-vefati-sonrasi-uzmanlardan-kalp-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncu Ece İrtem'in 35 yaşında kalp krizi nedeniyle vefat etmesinin ardından uzmanlar, genç yaşta artan kalp krizi riskine ve erken belirtilere karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Sandık Kokusu" ve "Kızılcık Şerbeti" gibi sevilen dizilerdeki başarılı performansıyla tanınan 35 yaşındaki oyuncu <strong>Ece İrtem</strong>'in evinde geçirdiği ani kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi, sanat dünyasını ve sevenlerini derin bir üzüntüye boğdu. Genç oyuncunun bu trajik kaybı, toplumda genellikle "ileri yaş hastalığı" olarak kodlanan kalp krizinin artık çok daha erken yaşlardaki bireyleri hedef aldığını bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serdi.</p>

<p>Olayın ardından gözlerin çevrildiği sağlık otoriteleri ve uzmanlar, genç neslin sağlık alışkanlıklarına dair kritik uyarılarda bulunarak "Gençliğinize güvenmeyin, bu hastalık artık yaş dinlemiyor" mesajını verdi.</p>

<h2><strong>Genç Yaşta Kalp Krizi Neden Artıyor</strong></h2>

<p><strong>Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu</strong>, gençlerde görülen kalp krizlerinin mekanizmasının yaşlılara göre çok daha agresif, ani ve ölümcül seyredebildiğini belirtti. İleri yaştaki hastalarda damarlar yıllar içinde yavaş yavaş tıkanırken ve vücut buna karşı "kollateral" adı verilen koruyucu yan kılcal damarlar geliştirirken; gençlerde bu yan damarlar henüz oluşmadığı için ana damar tıkandığında kalp kası geniş bir alanda tamamen kansız kalıyor.</p>

<p>Uzmanlar, gençlerde krizi tetikleyen başlıca risk faktörlerini şöyle sıralıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sigara, nargile ve özellikle zararsız olduğu düşünülen elektronik sigara kullanımı damar yapısını doğrudan bozuyor. Bazı uyarıcı maddeler ile aşırı alkol tüketimi ise koroner damarlarda ani spazmlara yol açarak krizi tetikliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Modern yaşamın getirdiği kariyer baskısı, tükenmişlik sendromu ve uykusuzluk, vücudu sürekli "savaş ya da kaç" modunda tutarak kortizol ve adrenalin hormonlarını artırıyor. Bu durum damar duvarındaki plakların çatlamasına neden oluyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hekim kontrolü dışında, kas kütlesini hızlı artırmak amacıyla kullanılan anabolik steroidler, yüksek dozda kafein içeren antrenman öncesi ürünler ve enerji içecekleri ritmi bozarak kalbi yoruyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde 45 yaş altı erken kalp ölümü veya kriz öyküsü olanlar ile gizli ritim bozukluğu (Brugada, Uzun QT sendromu gibi) taşıyanlar en büyük risk grubunu oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Kalp Krizi Geliyorum Der Mi? Bu Belirtilere Dikkat</strong></h2>

<p>Kalp krizinin her zaman filmlerdeki gibi aniden yere yığılmak şeklinde gerçekleşmediğini belirten uzmanlar, şu gizli belirtilere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor:</p>

<blockquote>
<p>Göğsün tam ortasında (iman tahtasının arkasında) hissedilen, "üzerine biri oturmuş gibi" baskı, sıkışma veya yanma hissi; bu ağrının sol omuza, kola, boyna, çeneye veya mideye yayılması; ani nefes darlığı; ortam sıcaklığından bağımsız gelişen soğuk terleme, yoğun anksiyete ve ölüm korkusu; ani baş dönmesi ve göz kararması.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Hayat Kurtaran Dakikalar: Doğru İlk Müdahale Nasıl Olmalı?</strong></h2>

<p>Kalp krizinde en önemli ilkenin <strong>"Zaman eşittir kas"</strong> olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, tıkandığı andan itibaren geçen her dakikanın kalp hücrelerinin ölümü anlamına geldiğini belirterek doğru müdahale adımlarını paylaştı:</p>

<h3><strong>Yapılması Gerekenler:</strong></h3>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Hemen <strong>112 Acil Çağrı Merkezi</strong>ni arayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastayı düz yatırmak yerine <strong>oturtun veya yarı oturur pozisyona</strong> getirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kravat, gömlek yakası ve kemer gibi solunumu zorlaştıracak giysileri gevşetin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Varsa <strong>300 mg'lık bir koroner aspirini çiğneterek</strong> yutturun.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eğer hastanın bilinci tamamen kapanır ve nefes alışı durursa, zaman kaybetmeden eğitiminiz varsa <strong>kalp masajına</strong> başlayın; eğitiminiz yoksa 112 komuta merkezindeki doktorun telefon üzerinden vereceği talimatları harfiyen uygulayın.</p>
 </li>
</ol>

<h3><strong>Sık Yapılan Ölümcül Hatalar:</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p>Hastayı yürütmeyin, merdiven çıkartmayın ve kendi aracıyla hastaneye götürmeye çalışmak yerine mutlaka ambulans bekleyin. Ambulanstaki defibrilatör ve acil tıp teknisyenleri yolda oluşabilecek ritim bozukluklarına anında müdahale edebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sosyal medyada yayılan "Kuvvetli öksürün" bilgisi bir şehir efsanesidir. Bilinçsizce öksürmek kalbi daha çok yorar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastanın o anki tansiyonunu bilmeden çevreden bulunan bir dil altı hapını kesinlikle vermeyin; bu ilaçlar tansiyonu aniden düşürerek hastayı şoka sokabilir. Hastaya yiyecek ya da su da içirmeyin.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ece-irtemin-vefati-sonrasi-uzmanlardan-kalp-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 19:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/iuygbnkloi.png" type="image/jpeg" length="27295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyninizi Genç Tutmanın Bilimsel Yolu: İşte 6 Etkili Hobi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/beyninizi-genc-tutmanin-bilimsel-yolu-iste-6-etkili-hobi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/beyninizi-genc-tutmanin-bilimsel-yolu-iste-6-etkili-hobi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak isteyenler için bilimsel araştırmalarla desteklenen 6 hobi öne çıkıyor: Bahçecilik, dans, müzik aleti çalmak, strateji oyunları, sanat ve kuş gözlemi. Bu aktivitelerin hafıza kaybını azalttığı, nöroplastisiteyi artırdığı ve bilişsel performansı yıllarca genç tuttuğu kanıtlanmıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmak, biyolojik bir süreç olsa da zihinsel keskinliği korumak büyük oranda yaşam tarzı tercihlerine bağlıdır. Nörobilim dünyasında yapılan son araştırmalar, beynin "plastisite" yani kendini yenileme ve yeni bağlantılar kurma yeteneğinin yaş ilerlese de devam ettiğini kanıtlıyor. Uzmanlar, bilişsel gerilemeyi durdurmak veya yavaşlatmak isteyenler için bilimsel temelli altı kritik hobi öneriyor.</p>

<h2><strong>1. Bahçecilik: Doğal Bir Beyin Destekleyici</strong></h2>

<p>Bahçecilik, sadece fiziksel bir uğraş değil, aynı zamanda bilişsel bir şifa kaynağıdır. Araştırmalar, bu hobiyle uğraşan bireylerde beyin sağlığı için kritik öneme sahip BDNF ve VEGF gibi protein seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. 467 kişi üzerinde yürütülen uzun vadeli bir çalışma, düzenli bahçecilik yapanların ilerleyen yaşlarda daha keskin bilişsel işlevlere sahip olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>2. Dans: Bilişsel Performansın Anahtarı</strong></h2>

<p>Hem fiziksel koordinasyon hem de zihinsel odaklanma gerektiren dans, beyin yaşlanmasına karşı en güçlü silahlardan biridir. Özellikle Latin ve salon dansları, kısa süreli hafıza ve mekansal akıl yürütme becerilerini geliştiriyor. İlginç bir araştırma sonucu olarak; düzenli tango yapanların beyinlerinin biyolojik yaşının, akranlarına kıyasla yaklaşık 7 yıl daha genç olduğu gözlemlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>3. Müzik Aleti Çalmak: Nöral Bağlantıların Mimarı</strong></h2>

<p>Müzik, beynin neredeyse her bölgesini aynı anda aktive eden tek aktivitedir. 40 yaş üstü bireyler üzerinde yapılan çalışmalar, düzenli müzik pratiğinin problem çözme ve çalışma belleği üzerinde iyileştirici etkileri olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca 70 yaş üstü grupta demans riskini %35 oranında azalttığı saptanan bu hobi, yaşlılığa karşı en etkili zihinsel kalkanlardan biridir.</p>

<h2><strong>4. Strateji Oyunları Ve Bulmacalar</strong></h2>

<p>Zihni sürekli "meşgul ve tetikte" tutmak, bilişsel rezervi artırır. Sudoku, yapboz veya strateji tabanlı video oyunları; hızlı karar verme, koordinasyon ve mekansal farkındalığı uyarır. Günde en az bir saat bu tür zihinsel egzersizler yapanların, ilerleyen yaşlarda hafıza kaybı sorunlarını daha nadir yaşadığı bilimsel verilerle sabittir.</p>

<h2><strong>5. Sanatla İfade: Nöroplastisiteyi Artıran Yaratıcılık</strong></h2>

<p>Resim yapmak veya çizimle uğraşmak, beynin yaratıcı merkezlerini çalıştırarak nöroplastisiteyi (beynin fiziksel yapısını değiştirme ve yeni yollar oluşturma yeteneği) artırır. Sanat terapisinin, bilişsel kaybı yavaşlattığı ve Alzheimer gibi hastalıkların etkilerini azalttığı gözlemlenmiştir. Sanatçılar, biyolojik olarak daha genç beyin yapısına sahip olma eğilimindedir.</p>

<h2><strong>6. Kuş Gözlemi: Odaklanmanın Doğadaki Hali</strong></h2>

<p>Görsel dikkat, nesne tanıma ve hafıza becerilerini en üst seviyede kullandıran kuş gözlemi, doğa ile iç içe bir zihinsel antrenmandır. Uzman kuş gözlemcilerinin beyinlerinin, bilişsel görevler sırasında çok daha yoğun bağlantılar kurduğu ve bu sayede beynin "dinç" kaldığı gözlemlenmiştir.</p>

<h2><strong>Uzmanların Tavsiyesi: Düzenlilik Esastır</strong></h2>

<p>Bilim dünyası, bu aktivitelerin "bir kerelik" değil, yaşam boyu düzenli olarak yapılmasının esas olduğunu vurguluyor. Beyin sağlığını korumak için sadece birini seçmek yerine, bu hobileri günlük yaşam rutinine yaymak, bilişsel yaşlanma sürecini yavaşlatmak için kanıtlanmış en güçlü yöntem olarak karşımıza çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/beyninizi-genc-tutmanin-bilimsel-yolu-iste-6-etkili-hobi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/rdtyukokdgygk.png" type="image/jpeg" length="63154"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El Titremelerine "Ses"le Çözüm: Kesisiz Ve Kanamasız Yeni Yöntem]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/el-titremelerine-sesle-cozum-kesisiz-ve-kanamasiz-yeni-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/el-titremelerine-sesle-cozum-kesisiz-ve-kanamasiz-yeni-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parkinson ve el titremesi hastalarına müjde! Kesi gerektirmeyen, hastane yatışı istemeyen ve MR eşliğinde uygulanan "Akıllı Ses Ötesi Tedavisi" ile hastalar sağlığına kavuşuyor. Başarı oranı %73'ü bulan yöntem Türkiye'de de başarıyla uygulanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hareket bozuklukları, özellikle Parkinson ve esansiyel tremor  hastaları için tıp dünyasında devrim niteliğinde bir gelişme yaşanıyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Zırh, kafa tası açılmadan uygulanan "Akıllı Ses Ötesi Tedavisi"  yöntemiyle, hastaların ameliyat korkusu yaşamadan ve hastaneye yatış gerekmeden tedavi edilebildiğini duyurdu.</p>

<h2><strong>Kesisiz Ve Yatış Gerektirmeyen Teknoloji</strong></h2>

<p>Geleneksel yöntemlerde cerrahi müdahale veya beyin pili uygulamaları ön plandayken, yeni nesil MR Guided Focused Ultrasound  teknolojisi, süreci çok daha konforlu bir hale getiriyor. Prof. Dr. Ali Zırh, işlemin işleyişini şu sözlerle özetliyor: "Yüksek yoğunluklu ultrason dalgalarını, kafa derisi üzerinden geçerek beynin merkezindeki titremeye yol açan noktaya odaklıyoruz. Kesi yapılmadan, kafatası açılmadan lazer etkisine benzer bir ısı enerjisiyle hedef bölgeyi kontrollü bir şekilde etkisiz hale getiriyoruz."</p>

<h2><strong>İşlem Sırasında Gerçek Zamanlı Takip</strong></h2>

<p>Tüm operasyonun MR cihazı içerisinde, "gerçek zamanlı" görüntüleme eşliğinde yapılması, tedavinin başarısını artıran en kritik faktörlerden biri. Uzmanlar, bu yöntemle titremeye neden olan bölgenin milimetrik hassasiyetle belirlendiğini ve ısının sürekli izlenerek en güvenli dozun uygulandığını belirtiyor. Hastaların ayaktan tedavi edilebildiği bu yöntem, uzun süreli iyileşme potansiyeliyle de dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Başarı Oranı %73'ü Buluyor</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ali Zırh’ın paylaştığı beş yıllık takip sonuçlarına göre; tedavi uygulanan hastaların yüzde 70 ile 73’ünde el titremelerinde kalıcı ve belirgin bir iyileşme kaydedildi. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya ciddi yan etkilere yol açtığı durumlar için hayat kurtarıcı bir alternatif haline gelen bu yöntem, artık Türkiye’de de uluslararası standartlarda uygulanabiliyor.</p>

<h2><strong>Kimler İçin Uygun</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p>İlaç tedavisine yanıt veremeyen Parkinson hastaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Esansiyel tremor (el titremesi) yaşayan bireyler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi operasyona uygun olmayan veya ameliyat olmak istemeyen hastalar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nörolojik rahatsızlıkları nedeniyle yaşam kalitesi düşen bireyler.</p>
 </li>
</ul>

<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nin, bu yöntemi bir yılı aşkın süredir başarıyla uygulayan dünyadaki sayılı akredite merkezlerden biri olması, Türkiye’nin sağlık turizmi ve ileri tıp teknolojileri alanındaki gücünü de bir kez daha kanıtlıyor. Prof. Dr. Zırh, hastaların çaresiz olmadığını vurgulayarak, bu teknolojiyle birçok kişinin günlük yaşam aktivitelerine çok daha rahat bir şekilde dönebileceğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/el-titremelerine-sesle-cozum-kesisiz-ve-kanamasiz-yeni-yontem</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/ertyuisolpi.png" type="image/jpeg" length="56913"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp Tarihinde Bir İlk: Malatya'da 8'li Karaciğer Nakli]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/tip-tarihinde-bir-ilk-malatyada-8li-karaciger-nakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/tip-tarihinde-bir-ilk-malatyada-8li-karaciger-nakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Malatya İnönü Üniversitesi'nde Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibinin dünyada ilk kez 8'li çapraz karaciğer nakli yaptığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, dünya tıp tarihine altın harflerle geçecek muazzam bir sağlık başarısına daha ev sahipliği yaptı. Karaciğer nakli alanında küresel bir marka ve referans merkezi olan <strong>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü</strong>, daha önce kırdığı dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz nakil rekorlarını aşarak dünyada ilk kez <strong>"8'li çapraz karaciğer nakli"</strong> operasyonunu başarıyla tamamladı.</p>

<p><strong>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı resmi açıklamayla tıp dünyasında çığır açan bu başarıyı tüm dünyaya duyururken, Türk hekimlerinin küresel tıbba yön veren dehasını yürekten tebrik etti.</p>

<h2><strong>Aynı Anda 16 Ameliyat: 22 Saatlik Kusursuz Organizasyon</strong></h2>

<p>Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü <strong>Prof. Dr. Sezai Yılmaz</strong> liderliğindeki uzman cerrahi kadro tarafından gerçekleştirilen dev operasyon, operasyonel zorluğu nedeniyle yabancı tıp dergileri tarafından "imkânsız" olarak nitelendiriliyordu.</p>

<p>Kendi ailelerinden uygun donör bulamayan veya kan/doku uyumsuzluğu yaşayan <strong>8 alıcı ve 8 verici</strong>, enstitünün geliştirdiği özel çapraz eşleştirme algoritması sayesinde birbiriyle eşleştirildi. Enstitünün tüm teknik altyapısı, yoğun bakım üniteleri ve ameliyathaneleri bu operasyon için rezerve edildi. 16 cerrahi masa aynı anda aktif hale getirilerek tam <strong>16 ameliyat eş zamanlı olarak</strong> yürütüldü. Yaklaşık 22 saat süren kesintisiz ve yoğun mesainin ardından, 8 hastaya da yeni karaciğerleri başarıyla nakledildi.</p>

<h2><strong>Prof. Dr. Sezai Yılmaz: Amaç Rekor Değil, Hastalar Çok Acildi</strong></h2>

<p>Ameliyatın ardından yorgunluğu yüzüne yansıyan ancak büyük bir gurur yaşayan Prof. Dr. Sezai Yılmaz, ekibiyle birlikte yaptığı açıklamada, çoklu çapraz nakillerin temel amacının asla sayı artırmak veya rekor kırmak olmadığını vurguladı. Yılmaz, operasyonun arkasındaki hayati zorunluluğu şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Amaç sadece çoklu çapraz yapmak ya da 'yedili yaptık, hadi sekizli yapalım' demek değil. Çapraz karaciğer nakli havuzumuzda bekleyen hastalarımızdan iki tanesinin durumu son derece ağırdı (dekompanse olmuşlardı) ve belki bir hafta daha bekleme şansları yoktu. Bir diğer hastamız ise karaciğer komasına girmek üzereydi. Bu hastalarımızı kurtarabilmemiz ancak bu sekizli çapraz formülüyle, bu büyük eşleşmeyle mümkün olabiliyordu. Dolayısıyla mecburiyetten bu adımı attık. Hep beraber, bütün arkadaşlarla çok iyi, şifa dolu bir gece yaşıyoruz."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Bakan Memişoğlu: Dünya Çapında Bir Markayız</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin karaciğer nakli operasyonlarında ulaştığı zirve noktayı şu istatistiki verilerle paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye genelinde yılda yaklaşık 1.800 karaciğer nakli yapılıyor. Bu nakillerin 300'den fazlası tek başına İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde gerçekleştiriliyor. Global çapraz karaciğer nakillerinin ise yaklaşık %80-90'ı bu merkezde yapılıyor.</p>

<blockquote>
<p>Sağlık Bakanı'nın Tebrik Mesajı: "Prof. Dr. Sezai Yılmaz hocamız ve kıymetli ekibi, gerçekleştirdikleri 8'li çapraz karaciğer nakli ile tıp tarihine altın harflerle adını yazdırdı. Ülkemiz, İnönü Üniversitesinde yetişen bilim insanları sayesinde karaciğer naklinde dünya çapında bir marka haline gelmiştir. Bu büyük başarıya imza atan tüm bilim insanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu topraklardan dünyaya şifa dağıtıyorsunuz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/tip-tarihinde-bir-ilk-malatyada-8li-karaciger-nakli</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/hgbnjko.png" type="image/jpeg" length="35950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'da NATO Zirvesi Boyunca Hastaneler Açık]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-nato-zirvesi-boyunca-hastaneler-acik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-nato-zirvesi-boyunca-hastaneler-acik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DMM, İYİ Partili Uğur Poyraz'ın "Ankara'daki NATO Zirvesi'nde sağlıkçılar 10 gün izinli" iddiasını yalanlayarak, kritik personelin çalışacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da gerçekleştirilecek olan <strong>36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi</strong> öncesinde kent genelinde alınacak güvenlik ve lojistik tedbirler, siyasetin gündemine oturdu. İYİ Parti Grup Başkanvekili <strong>Uğur Poyraz</strong>'ın, zirve süresince başkentteki kamu görevlilerinin ve özellikle sağlık çalışanlarının 10 gün boyunca idari izinli sayılacağını iddia etmesi toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>

<p>Poyraz, kamu binalarının ve hastanelerin kapanacağını öne sürerek, <em>"O bölgede bir kadın doğum yapacak olsa hangi hastaneye gidecek? Kamu görevlileri 10 gün izinli, bu durum halkı ciddi şekilde mağdur edecek"</em> sözleriyle karara tepki gösterdi.</p>

<h2><strong>DMM İddiaları Net Bir Dille Yalanladı</strong></h2>

<p>Kamuoyunda tedirginlik yaratan bu iddiaların ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlı <strong>Dezenformasyonla Mücadele Merkezi</strong> hızlı bir açıklama yayınladı. Sosyal medyadaki dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla yapılan kurumsal açıklamada, sağlık hizmetlerinin aksayacağı yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı vurgulandı.</p>

<h2><strong>Kritik Ve Zaruri Alanlarda Görevli Personel Mesaiye Devam Edecek</strong></h2>

<p>DMM tarafından paylaşılan bilgi notunda, Ankara Valiliği koordinasyonunda yürütülen zirve tedbirlerinin detaylarına dikkat çekildi. Şehrin genel düzenini ve vatandaşların acil ihtiyaçlarını doğrudan ilgilendiren hayati sektörlerde <strong>herhangi bir izin durumunun söz konusu olmadığı</strong> belirtildi.</p>

<p>Hastaneler, acil servisler ve <strong>112 Acil Çağrı Merkezi</strong> personeli tam zamanlı mesaiye devam edecek. Emniyet, jandarma, savunma ve göç yönetimi birimleri sahada aktif olacak. Ulaşım, lojistik, haberleşme, altyapı hizmetleri, itfaiye ve AFAD ekipleri kesintisiz hizmet sunacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Ankara Valiliği tarafından duyurulan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi tedbirleri kapsamında; sağlık, güvenlik, göç, ulaşım, lojistik, 112 Acil Çağrı Merkezi, altyapı, haberleşme, itfaiye, acil durum ve afet yönetimi gibi devamında zaruret görülen alanlarda görev yapan personel idari izinli sayılmayacak ve görevlerine kararlılıkla devam edecektir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-nato-zirvesi-boyunca-hastaneler-acik</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/slokls.png" type="image/jpeg" length="17203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Kızılay’dan Kan Bağışı Seferberliği: 1,2 Milyon Ünite]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/turk-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-12-milyon-unite</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/turk-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-12-milyon-unite" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü’nde verilerini paylaşan Türk Kızılay, 2026 yılının ilk beş ayında 1,2 milyonu aşkın ünite kan bağışı toplandığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay, her yıl 14 Haziran’da kutlanan Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü kapsamında, yılın ilk beş ayına ait çarpıcı istatistikleri kamuoyuyla paylaştı. Gönüllü ve düzenli kan bağışçılarının özverili destekleriyle, ocak-mayıs döneminde toplam 1 milyon 246 bin 400 ünite kan bağışı gerçekleştirildi. Kuruluş, özellikle gençlerin bağış süreçlerine katılım oranının yüzde 21 seviyelerinde seyretmesinin, geleceğin bağışçı profili açısından büyük bir umut kaynağı olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Eğitim Ve Farkındalık Çalışmalarıyla Milyonlara Erişildi</strong></h2>

<p>Kan bağışı kültürünü toplumun tüm kesimlerine yaymak adına saha çalışmalarını kesintisiz sürdüren Türk Kızılay, bu yılın ilk beş ayında 2 bin 197 farklı eğitim faaliyeti düzenledi. Bu çalışmalarla 1 milyon 225 bin 50 kişiye ulaşan kuruluş, kan bağışının hayati önemi konusunda geniş çaplı bir farkındalık oluşturdu. Geçtiğimiz yıl 3 milyonun üzerinde ünite kan bağışı alarak tarihsel bir rekor kıran Kızılay, bu yıl da aynı tempoyu koruyarak ulusal kan ihtiyacının karşılanmasında öncü rol oynamaya devam ediyor.</p>

<h2><strong>Projelerle Bağış Sürekliliği Sağlanıyor</strong></h2>

<p>Kurumlar arası iş birliklerini stratejik bir güç olarak gören Türk Kızılay, farklı kesimlere yönelik özel projeler geliştiriyor. Talasemi Federasyonu ve Kan Hastalıkları Federasyonu ile yürütülen "Biz İyilik Severiz" Projesi, hasta-bağışçı eşleşmelerinde kritik bir köprü kurarken; "Mahallenin Gücü İyilikle Büyür" projesi yaz aylarında düşme eğilimi gösteren kan bağışlarını dengede tutmayı amaçlıyor. Ayrıca çevre bilincini kan bağışıyla birleştiren "Hastaya Kan, Ormana Can" projesi sayesinde, milyonlarca fidan toprakla buluşturularak doğaya da nefes aldırıldı.</p>

<h2><strong>TÜRKÖK İle Binlerce Hastaya Umut Oldu</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı ile yürütülen TÜRKÖK çalışmaları, kök hücre nakli bekleyen hastalar için hayati önemini sürdürüyor. 2014 yılından bu yana geliştirilen sistemde aktif kök hücre adayı sayısı 1 milyon 231 bin 392’ye ulaşmış durumda. Şimdiye dek gerçekleştirilen 36 bin 905 eşleşme ve 8 bin 500 başarılı kök hücre toplama süreci, binlerce insan için yeniden hayata tutunma şansı anlamına geliyor.</p>

<h2><strong>Plazma İlaç Üretiminde Stratejik Adım</strong></h2>

<p>Türk Kızılay’ın gönüllü bağışçılardan temin ettiği kanın plazma bileşenlerini yüksek katma değerli ilaçlara dönüştürme hedefi, Ankara’nın Çubuk ilçesinde temeli atılan Protürk Plazma İlaç Tesisi ile gerçeğe dönüşüyor. Türk Kızılay ve Güney Koreli SK Plasma iş birliğiyle hayata geçirilen tesis, Albümin ve İmmünoglobulin gibi kritik ürünlerin Türkiye’de üretilmesini sağlayacak. Bu stratejik adım, Türkiye’nin plazma ürünlerinde dışa bağımlılığını azaltarak sağlık ekosistemine uzun vadeli ve kalıcı bir değer katacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/turk-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-12-milyon-unite</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/kljkdssl.png" type="image/jpeg" length="85618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Büyük Denetim Başladı: 92 Hastane İnceleniyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/saglikta-buyuk-denetim-basladi-92-hastane-inceleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/saglikta-buyuk-denetim-basladi-92-hastane-inceleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla başlatılan "3. Etap Genel Teftiş Programı" kapsamında, 12 ildeki 92 hastane eş zamanlı olarak denetlenmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Türkiye genelinde yürüttüğü denetim seferberliğine kararlılıkla devam ediyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen ve sağlık hizmet sunum süreçlerini daha etkin, verimli ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlayan bu dev program, vatandaş odaklı bir yönetim anlayışının en önemli yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz yıl 19 ilde 204 kamu sağlık tesisinin incelendiği başarılı sürecin bir devamı olan bu yeni etapta, 50 deneyimli müfettiş sahada görev yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>50 Müfettiş Sahada Hizmet Kalitesini Denetliyor</strong></h2>

<p>3 Haziran tarihinde start alan ve 3 Temmuz’a kadar sürmesi planlanan 3. Etap Genel Teftiş Programı, sağlık tesislerinin röntgenini çekiyor. Acil servislerden polikliniklere, ameliyathanelerden yoğun bakım ünitelerine kadar kritik birimler, uzman müfettişler tarafından titizlikle mercek altına alınıyor. Denetimlerin temelinde ise hizmet süreçlerindeki risklerin erkenden tespit edilmesi, eksikliklerin giderilmesi ve başarılı uygulama örneklerinin tüm hastanelere yaygınlaştırılması yer alıyor.</p>

<h2><strong>Dijital Denetim Sistemiyle Risk Odaklı Yönetim</strong></h2>

<p>Genel teftişlerin yanı sıra modern teknolojinin sunduğu imkânlardan da en üst düzeyde yararlanılıyor. Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) sayesinde denetim süreçlerine büyük bir hız ve etkinlik kazandırılıyor. Bakanlık, 2025 yılı içerisinde 43 REDES raporu ve binlerce dijital analizle saha çalışmalarını destekledi. Toplamda 3 bin 704 dijital denetim gerçekleştiren Bakanlık, bu teknolojik altyapıyla denetim kaynaklarını risk düzeyi yüksek olan alanlara stratejik bir şekilde yönlendiriyor.</p>

<h2><strong>Vatandaş Memnuniyeti Temel Alınıyor</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanlığı genelgeleri doğrultusunda, denetimlerin merkezine "vatandaş odaklı" yaklaşım yerleştiriliyor. Hasta hakları birimlerinin etkinliğinden, evde sağlık hizmetlerinin işleyişine kadar geniş bir yelpazede yapılan incelemeler, vatandaşın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. 4. etabının ise yılın ikinci yarısında farklı illerde devam edeceği duyurulan bu kapsamlı teftişler, Türkiye'nin sağlık sistemindeki kalite standartlarının korunması ve yükseltilmesi için kritik bir rol üstleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/saglikta-buyuk-denetim-basladi-92-hastane-inceleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/mdskjsllffsd.png" type="image/jpeg" length="54451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizi Ve İnme Vakalarının Yüzde 99'u 4 Riske Bağlı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-krizi-ve-inme-vakalarinin-yuzde-99u-4-riske-bagli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-krizi-ve-inme-vakalarinin-yuzde-99u-4-riske-bagli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve Güney Kore'de 9 milyon kişinin verileriyle yapılan makro araştırmada, kalp krizi ve inme vakalarının yüzde 99'unun dört ana risk faktörüne bağlı olduğu saptandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel klinik epidemiyoloji, halk sağlığı koruma tüzükleri ve kardiyovasküler risk yönetimi mekanizmaları kapsamında, tıp tarihinin en geniş kapsamlı koroner damar hastalıkları araştırmalarından biri tescil edildi. Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore merkezli akademisyen ile kardiyologların iş birliği modelinde yürüttüğü makro ölçekli veri madenciliği çalışmasında; kalp krizi, inme ve akut kalp yetmezliği gibi majör kardiyovasküler olayların tam yüzde 99 oranındaki ezici bir bölümünün doğrudan dört ana değiştirilebilir risk faktörüyle dikey olarak bağlantılı olduğu kanıtlandı. Arşivsel tıp dergilerinde yayımlanan ve tam 9 milyondan fazla yetişkin bireyin uzun dönemli sağlık kütük loglarını detaylı patolojik tahlile tabi tutan bu çalışma, risk faktörleri kontrolsüz bırakılan popülasyonlarda damar tıkanıklığı mekanizmalarının lineer periyotta ivme kazandığını ortaya koydu.</p>

<h2><strong>Kronik Risk Faktörlerinin Dağılım Rasyoları Ve Hipertansiyon Dominansı</strong></h2>

<p>Dokuz milyonluk makro kohort üzerinde tanzim edilen yasal medikal taramalarda, kalp hastalıkları nüksetmeden önce bireylerin patoloji kütüklerinde yer alan klinik anomali kodları tescil edilmiştir.</p>

<p>Araştırma verileri; kalp krizi veya inme geçiren bireylerin neredeyse tamamında <strong>yüksek tansiyon (hipertansiyon)</strong>, <strong>yüksek kolesterol (hiperlipidemi)</strong>, <strong>yüksek kan şekeri (diyabet/prediyabet)</strong> ve <strong>tütün (sigara) kullanımı</strong> parametrelerinden en az birinin veya birkaçının olay öncesinde klinikte kayıtlı olduğunu doğrulamıştır.</p>

<p>Hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Güney Kore sınırlarında kardiyovasküler kriz tanısı alan hastaların yüzde 93ünden fazlasının geçmiş öz geçmiş loglarında klinik olarak yüksek tansiyon hastası olduğu saptanmıştır. Uzmanlar bu rasyo ile yüksek tansiyonu sistemik damar hasarının birincil mimarı ilan etmiştir.</p>

<p>Araştırma ekibi, 60 yaş altındaki kadın popülasyonunda dahi nükseden her 100 kalp krizinden 95inin yine bu dört klasik risk faktörünün yönetilememesinden kaynaklandığını kurumsal istatistiklerle şerh düşmüştür.</p>

<h2><strong>Kadınlarda Patolojik Farklılıklar: İkincil Miyokard Enfarktüsü Ve Oksijen Dengesi</strong></h2>

<p>Kardiyovasküler tıp uzmanları, Eylül 2025 döneminde tescil edilen ve ABD'nin Minnesota eyaletinde 65 yaş altındaki 1474 kadın hastanın koroner anjiyografi ve seyrüsefer kayıtlarını inceleyen paralel bir başka çalışmanın ezber bozan sonuçlarına da parantez açmaktadır.</p>

<p>Erkeklerde gelişen kalp krizlerinin yüzde 75i klasik damar sertliği tüzüğüne bağlı plak yırtılması ve pıhtı oturması (aterotromboz) kaynaklıyken, kadınlarda bu oran yüzde 47 seviyesinde kalmıştır.</p>

<p>Kadınlardaki kalp krizi vakalarının yüzde 34ünün, anemi (kansızlık) veya akut enfeksiyonlar gibi sistemik stres unsurlarının miyokard dokusunda yol açtığı oksijen arz-talep dengesizliğinden kaynaklandığı saptanmıştır. Ayrıca arter duvarı yırtılmaları ve mikro-emboli durumlarının da kadınlarda dikey risk büyüttüğü tescillenmiştir.</p>

<h2><strong>Klinik Kurullardan Erken Müdahale Ve Yaşam Tarzı Tüzüğü Çağrısı</strong></h2>

<p>Northwestern Üniversitesi kıdemli kardiyoloğu Philip Greenland ve Duke Üniversitesi klinik araştırma ekibinden Neha Pagidipati, yayımlanan makro verilerin, risk faktörleri olmadan aniden gelişen kalp krizlerinin toplumsal sanının aksine istatistiki olarak çok marjinal bir oranda kaldığını gösterdiğini vurgulamaktadır. Kardiyolog Claire Raphael ise kalp krizlerinin kök nedeninin patolojik olarak yanlış kodlanmasının, hastalara klinik tüzüklere aykırı, etkisiz veya durumsal olarak zararlı farmakolojik tedaviler uygulanması riskini doğurabileceğini belirterek erken safha yaşam tarzı modifikasyonlarının (tıbbi beslenme, tütünün terk edilmesi ve egzersiz lojistiği) ulusal sağlık bütçelerini korumadaki rasyonel önemine dikkat çekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kronik Durumlar Dairesi Başkanlığı bültenlerinde de söz konusu makro araştırmanın sonuçlarına atıfta bulunularak, taşra birinci basamak aile sağlığı merkezlerinde hipertansiyon ve diyabet tarama loglarının sıklaştırılacağı, sivil sakinlerin periyodik biyokimya tahlillerini takip etmelerinin koruyucu tıp mevzuatları açısından elzem olduğu bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-krizi-ve-inme-vakalarinin-yuzde-99u-4-riske-bagli</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/manset-drfgh.png" type="image/jpeg" length="50549"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aortu Yırtılan Hastaya Tıp Literatürüne Girecek Mucize Müdahale]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/aortu-yirtilan-hastaya-tip-literaturune-girecek-mucize-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/aortu-yirtilan-hastaya-tip-literaturune-girecek-mucize-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aort damarı yırtılan Aydın Özçelik, Gaziantep Şehir Hastanesi'nde yapılan 10 saatlik "hibrit" ameliyatla 90 santimetrelik yapay damar takılarak hayata döndü. Tıp literatürüne girebilecek operasyon sonrası hasta sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay'da 9 ay önce yaşadığı ani rahatsızlık sonucu aort damarı yırtılan 43 yaşındaki Aydın Özçelik, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen tıp literatürüne geçecek nitelikteki başarılı bir operasyonla yaşama tutundu. 10 saat süren "hibrit" ameliyatla aort kapak ve damarları onarılan Özçelik, 90 santimetrelik yapay damar takılarak sağlığına kavuştu.</p>

<h2><strong>Tıp Literatürüne Girecek "Hibrit" Operasyon</strong></h2>

<p>Kalp Damar Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yusuf Çorbacıoğlu tarafından gerçekleştirilen operasyon, açık ve kapalı yöntemlerin birleştirildiği "Hibrit Frozen Elephant Trunk" tekniği ile yapıldı. Dr. Çorbacıoğlu süreci şu sözlerle özetledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Hastamızın aort kökünden itibaren bütün aortunu değiştirmemiz gerekiyordu. Bu, Türkiye'de ve dünyada yeni uygulanmaya başlanan bir greft tekniğidir. Ameliyatın bir kısmını açık cerrahi ile, diğer kısmını ise anjiyografi ünitesinde kapalı yöntemle gerçekleştirdik. Beyne, boyna ve iç organlara giden damarlar bu şekilde onarıldı."</p>
</blockquote>

<h2><strong>İyileşme Süreci Beklenenden Hızlı Oldu</strong></h2>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, bölgede nadir gerçekleştirilen bu zorlu operasyonun başarıyla tamamlanmasının hastanenin teknik kapasitesini de gösterdiğini vurguladı. 10 saatlik yoğun bir cerrahi sürecin ardından Aydın Özçelik, sadece 10 gün içinde taburcu edilecek kadar hızlı bir toparlanma süreci geçirdi.</p>

<h2><strong>Yeniden Doğdum</strong></h2>

<p>Hastalık sürecinde çok zor günler geçirdiğini anlatan Aydın Özçelik ise duygularını şu ifadelerle paylaştı:</p>

<ul>
 <li>
 <p> İlk ameliyatında tansiyon dengeleme sorunları nedeniyle kalp kapağı değiştirilemeyip yama yapılmıştı. Ancak şikayetleri devam edince Gaziantep Şehir Hastanesi'ne başvurdu.</p>
 </li>
 <li>
 <p>10,5 saat süren ameliyatın sadece göğüs kafesinin açılmasının bile 3,5 saat sürdüğünü belirten Özçelik, <em>"Nefes darlığı ve yokuş yürüyememe gibi sorunlarım tamamen bitti. Çok şükür sağlığıma kavuştum,"</em> dedi.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu başarılı vaka, özellikle aort diseksiyonu gibi hayatı tehdit eden durumlarda ileri teknoloji ve tecrübeli cerrahi müdahalenin hayati önemini bir kez daha kanıtlamış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/aortu-yirtilan-hastaya-tip-literaturune-girecek-mucize-mudahale</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/06/ftyjtyjyyhfhyjuiuyityrtghrth.png" type="image/jpeg" length="29997"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
