<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>"UHA"</title>
    <link>https://www.uygurhaberajansi.com</link>
    <description>''UHA'' -''HABER''- ''AJANS'' -''UYGUR'' -''GÜNDEM''- ''OLAY'' -''HABERLER''- ''SON DAKİKA''</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 08:35:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Keçiören'de Sağlık Yatırımlarına Bir Yenisi Eklendi: Kuğudent Ağız ve Diş Polikliniği Törenle Hizmete Açıldı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/keciorende-saglik-yatirimlarina-bir-yenisi-eklendi-kugudent-agiz-ve-dis-poliklinigi-torenle-hizmete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/keciorende-saglik-yatirimlarina-bir-yenisi-eklendi-kugudent-agiz-ve-dis-poliklinigi-torenle-hizmete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'nın Keçiören ilçesinde Kuğudent Ağız ve Diş Polikliniği; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz, belediye başkan yardımcıları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve davetlilerin katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’nın Keçiören ilçesinde ağız ve diş sağlığı alanında hizmet verecek olan Kuğudent Ağız ve Diş Polikliniği, düzenlenen törenle resmen açıldı. İlçenin sağlık altyapısına katkı sağlaması hedeflenen polikliniğin açılışına siyaset, bürokrasi ve sivil toplum dünyasından çok sayıda önemli isim katılım sağladı.</p>

<p><img alt="Ljkljk" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/08/ljkljk.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Açılışa Yoğun Katılım</strong></h2>

<p>Siyasi temsilciler ve sivil toplum kuruluş yöneticilerini bir araya getiren açılış törenine; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz, Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Aygün ve Atilla Zorlu, İdareciler ve Bürokratlar Derneği Genel Başkanı Yücel Can ile Gençlerbirliği Spor Kulübü Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Yusuf Can katıldı.</p>

<p><img alt="Ilıpuıopıo" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/08/ilipuiopio.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İlçemize Ve Sağlık Çalışanlarımıza Hayırlı Olsun</strong></h2>

<p>Açılışta yapılan temennilerde, yeni tesisin Keçiören halkına sunacağı kaliteli sağlık hizmetinin ve ilçeye kazandırdığı değerin altı çizildi. Poliklinikte görev yapacak sağlık personeline görevlerinde başarılar dileyen yetkililer, tesisin tüm Keçiörenlilere hayırlı ve uğurlu olması temennisinde bulundu.</p>

<p><img alt="kugudent" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/08/kjljksjkk.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANKARA, GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/keciorende-saglik-yatirimlarina-bir-yenisi-eklendi-kugudent-agiz-ve-dis-poliklinigi-torenle-hizmete-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 22:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/08/kkjljlkj.jpeg" type="image/jpeg" length="59601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp ve Tansiyon Hastalarına Kritik 'Yaz' Uyarısı: Doktorunuza Danışmadan Sakın Bu Hatayı Yapmayın!]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-ve-tansiyon-hastalarina-kritik-yaz-uyarisi-doktorunuza-danismadan-sakin-bu-hatayi-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-ve-tansiyon-hastalarina-kritik-yaz-uyarisi-doktorunuza-danismadan-sakin-bu-hatayi-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, aşırı sıcak havaların damarları genişleterek tansiyonda ani dalgalanmalara yol açtığına dikkat çekerek, hastaların kesinlikle kendi kararlarıyla tansiyon ilaçlarının dozunu azaltmaması veya bırakmaması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu sıcak hava dalgaları, kronik rahatsızlığı olan vatandaşlar için gizli bir tehlikeye dönüşüyor. Vücudun ısı dengesini korumak için damarları genişlettiğini ve kalbin iş yükünü artırdığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, yaz aylarında tansiyon ilaçlarının etkisinin değişebileceğini ifade ederek, kulaktan dolma bilgilerle ilaç dozajlarıyla oynanmasının felç ve kalp krizi riskini tetikleyebileceğini açıkladı.</p>

<h2><strong>'YAZIN EN SIK TANSİYON DÜŞMESİ GÖRÜLÜYOR'</strong></h2>

<p>Sıcak havalarda vücudun serinleyebilmek için damarları genişlettiğini ve terleme mekanizmasını devreye soktuğunu aktaran Dr. Cengiz Başar, <em><strong>"Damarların genişlemesi ve terlemeyle birlikte damar içindeki sıvı hacminin azalması nedeniyle yaz aylarında en sık hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü) görülür. Ancak aşırı sıcak ve nemli havalarda yoğun sıvı kaybı yaşanır ve vücut kendini yeterince serinletemezse stres yanıtı gelişebilir. Bu da tansiyonun aniden yükselmesine, hipertansif krizlere neden olabilir"</strong> </em>dedi.</p>

<h2><strong>'DOKTORUNUZA DANIŞMADAN DEĞİŞTİRMEYİN'</strong></h2>

<p>Kış aylarında hastaya uygun gelen ilaç dozunun, yazın damarların doğal olarak genişlemesi nedeniyle fazla gelebileceğini ve tansiyonu tehlikeli seviyelere düşürebileceğini belirten Uzm. Dr. Başar, özellikle idrar söktürücü içeren ilaçların sıvı kaybını artırdığına dikkat çekti.</p>

<p>Başar, <em><strong>"Hastalar kesinlikle kendi başlarına ilaç dozunu azaltmamalı ya da ilacı bırakmamalıdır. Yaz başında mutlaka bir kardiyoloji kontrolü yapılarak tedavi planı yeniden değerlendirilmelidir"</strong></em> uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>SIVI VE MİNERAL KAYBI RİTİM BOZUKLUĞUNU TETİKLİYOR</strong></h2>

<p>Terleme yoluyla vücuttan sadece su değil; sodyum, potasyum ve magnezyum gibi hayati minerallerin de atıldığını ifade eden uzman, mineral eksikliğinin kalbin elektriksel sistemini bozarak çarpıntı ve ritim bozukluklarını başlattığını söyledi.</p>

<p>Günlük su tüketiminin ortalama 2,5-3 litre olması gerektiğini kaydeden Dr. Başar, <em>"Ancak herkes için aynı miktar geçerli değildir. İleri evre kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı olanlarda aşırı su tüketimi akciğer ödemine yol açabilir. Sıvı ihtiyacı kişiye özel planlanmalıdır"</em> dedi.</p>

<h2><strong>KLİMA SICAKLIĞINA DİKKAT</strong></h2>

<p>Sıcak havalarda ani ısı değişimlerinin damar spazmlarına neden olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Başar, klimalı ortamlar için şu kuralları sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>"35-40 derece sıcaklıktan çıkıp 18 dereceye ayarlanmış klimalı ortama aniden girmek damarların hızla büzüşmesine neden olur. Bu durum tansiyon krizlerini ve kalp krizini tetikleyebilir. Klima sıcaklığı 22-24 derenin altına indirilmemeli ve hava akımı doğrudan vücuda yönlendirilmemelidir. Ayrıca 10.00-16.00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarı çıkılmamalıdır."</em></p>

<h2><strong>MADEN SUYU SEÇERKEN ETİKETE DİKKAT</strong></h2>

<p>Kalp ve tansiyon hastalarının beslenmesinde aşırı tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durması, alkol ve kafeini sınırlandırması gerektiğini belirten Başar, maden suyu tüketimi için de hayati bir uyarıda bulundu:</p>

<p><em><strong>"Maden suyu tercih edilirken etiket mutlaka okunmalıdır. Sodyum (tuz) oranı düşük, magnezyum ve kalsiyum içeriği yüksek doğal maden suları seçilmeli; ilave şeker ve katkı maddesi içeren aromalı maden sularından uzak durulmalıdır."</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-ve-tansiyon-hastalarina-kritik-yaz-uyarisi-doktorunuza-danismadan-sakin-bu-hatayi-yapmayin</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/08/kalp-ve-tansiyon.jpg" type="image/jpeg" length="94105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarının Vazgeçilmezi Buzlu Kahve Su Yerine Geçer Mi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinin-vazgecilmezi-buzlu-kahve-su-yerine-gecer-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinin-vazgecilmezi-buzlu-kahve-su-yerine-gecer-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Buzlu kahve, içeriğindeki su sayesinde günlük sıvı alımına katkı sağlayabilse de, barındırdığı kafein nedeniyle asla suyun yerini tamamen tutamaz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Buzlu kahve, özellikle yaz aylarında serinletici bir içecek olarak tercih ediliyor. Ancak uzmanlar, buzlu kahve tüketiminin su ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.</p>

<h2><strong>Kafeinin Diüretik Etkisine Dikkat</strong></h2>

<p>Buzlu kahve, temel olarak suyla hazırlandığı için günlük sıvı ihtiyacına kısmen katkı sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, içeriğindeki kafeinin hafif diüretik (idrar söktürücü) etkisine dikkat çekiyor. Günde 2-3 fincan tüketim genellikle sıvı dengesini bozmazken, 4 fincan ve üzeri tüketim veya kafeine hassasiyeti olan bireylerde sıvı kaybı riski artabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sağlıklı Tüketim İçin Öneriler</strong></h2>

<p>Sade tüketildiğinde düşük kalorili olan buzlu kahveye eklenen şekerli şuruplar, aromalar ve krema kalori alımını artırabiliyor. Uzmanlar, susuzluk riskini en aza indirmek için suyun her zaman ilk tercih olması gerektiğini, buzlu kahvenin ise ölçülü ve şekersiz/az yağlı sütlerle tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinin-vazgecilmezi-buzlu-kahve-su-yerine-gecer-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/gkguktuuk.png" type="image/jpeg" length="34802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın'da Sahte Gıda Operasyonu]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/aydinda-sahte-gida-operasyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/aydinda-sahte-gida-operasyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın'ın Köşk ilçesinde düzenlenen operasyonda, hijyenik olmayan koşullarda üretilen ve piyasa değeri yaklaşık 3 milyon lira olan 4 ton salça ile 300 kilogram zeytine el konuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğukkuyu Mahallesi'ndeki bir işletmeye, Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin de katılımıyla ortak denetim gerçekleştirildi. Yapılan incelemelerde, ürünlerin hijyenik olmayan koşullarda üretildiği ve insan sağlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>3 Milyon Liralık Sahte Ürüne El Konuldu</strong></h2>

<p>Operasyonda yaklaşık piyasa değeri 3 milyon lira olan 4 ton salça ve 300 kilogram zeytin muhafaza altına alındı. Ürünlerden numune alınırken, işletme sahibi A.K. (37) hakkında sahte ve tağşiş kapsamında adli ve idari işlem başlatıldı.</p>

<h2><strong>500 Bin Lira İdari Para Cezası</strong></h2>

<p>Denetimler sonucunda insan sağlığını tehlikeye atan ve yasalara aykırı üretim yapan şüpheli işletme sahibine 500 bin lira idari para cezası kesildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/aydinda-sahte-gida-operasyonu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/uhikmlooiknmlo.png" type="image/jpeg" length="70899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay'dan Kanser Hastalarına Umut Işığı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yargitaydan-kanser-hastalarina-umut-isigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yargitaydan-kanser-hastalarina-umut-isigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tıbbi otorite raporlarını dikkate alarak geri ödeme listesinde bulunmayan kanser ilacı bedelinin SGK tarafından karşılanması gerektiğine hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde kullanılan ve yüksek maliyetleri nedeniyle hastalar ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında sıkça hukuki ihtilaflara neden olan ilaç geri ödemelerinde emsal niteliğinde bir Yargıtay kararına imza atıldı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tiroid kanseri tedavisinde kullanılan ve normalde ilgili endikasyonda geri ödeme listesinde bulunmayan ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanması yönündeki yerel mahkeme kararını onadı.</p>

<h2><strong>İlaç Sayesinde Hayatta Kaldı Raporu Esas Alındı</strong></h2>

<p>Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberine göre; 2020 yılında İstanbul 42. İş Mahkemesi'nde açılan davada, hastanın kullandığı ve her bir kürü yaklaşık 160 bin lira olan Pembrolizumab etken maddeli ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanması talep edilmişti. Yerel mahkemenin hasta lehine verdiği ilk karar, 2024 yılında Yargıtay tarafından "eksik inceleme" gerekçesiyle bozulmuştu.</p>

<p>Bozma kararının ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan sağlık kurulu raporunda, ilacın hastanın yaşaması için hayati önem taşıdığı ve sağkalım süresini uzattığı tespitine yer verildi. Dosyayı yeniden inceleyen <strong>Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (Esas No: 2026 / 528, Karar No: 2026 / 4565)</strong>, 13 Nisan 2026 tarihli kararıyla iş mahkemesinin kararını onadı. Yüksek Mahkeme, tıbbi otorite raporlarındaki <em>"ilaç sayesinde hayatta kaldı"</em> tespitini dikkate alarak emsal bir içtiyata imza attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SGK'dan "Ruhsat" Açıklaması</strong></h2>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri ise ilaçların geri ödeme listesine alınma sürecinin yasal usullerle yürüdüğünü hatırlattı. Dava konusu ilacın akciğer, meme ve baş-boyun kanserlerinde geri ödeme listesinde olduğunu belirten yetkililer, dâhili olduğu tiroid kanseri tanısında ise Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmadığı için henüz doğrudan Kuruma başvuru yapılmadığını kaydetti. SGK yetkilileri, mahkeme kararına istinaden vatandaşın tüm tedavi bedellerinin ödendiğini, ilacın ilgili endikasyonda ruhsat alması ve firmanın başvuru yapması durumunda geri ödeme çalışmalarının başlatılabileceğini bildirdi.</p>

<p>Benzer durumdaki hastalar için yaklaşık 10 yıllık dönemde bu konuda lehte sonuçlanan ilk onama kararlarından biri olan bu hüküm, tedavi masraflarıyla mücadele eden kanser hastaları ve hukukçular tarafından yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yargitaydan-kanser-hastalarina-umut-isigi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/zfdgfhgjhk.png" type="image/jpeg" length="17145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yaşta Kalp Krizi Vakaları Yüzde 66 Yükseldi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalari-yuzde-66-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalari-yuzde-66-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanların uyarılarına göre, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve obezite gibi etkenler nedeniyle genç yetişkinlerde kalp krizi vakaları son 4 yılda yüzde 66 oranında artış gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllar ileri yaş grubuyla ilişkilendirilen kalp krizi, son dönemde genç yetişkinler arasında hızla yayılıyor. Uzmanların paylaştığı verilere ve değerlendirmelere göre öne çıkan başlıklar şunlar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Elde edilen verilere göre, genç yaş gruplarındaki kalp krizi vakaları son 4 yılda yüzde 66 arttı.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite riski artıran temel etkenlerin başında geliyor. Bunun yanı sıra düzensiz uyku, yoğun stres, tütün ürünleri kullanımı ve kontrolsüz kilo alımı da kalp sağlığını doğrudan tehdit ediyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, soğuk terleme, çarpıntı, mide bulantısı ile kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrılar kalp krizi belirtileri arasında bulunuyor. Bu tür şikayetlerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden acil sağlık desteği alınması hayati önem taşıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Uzmanlar; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ideal kilonun korunması, sigaradan uzak durulması ve erken yaşlarda düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasını öneriyor.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalari-yuzde-66-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/rsefgdmnm.png" type="image/jpeg" length="78389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıradan Leke Sanmayın: Cilt Kanserinin Gizli Belirtileri Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen cilt kanseri, sıradan cilt sorunlarıyla karıştırıldığı için sinsi bir şekilde ilerleyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en sık rastlanan kanser türlerinden biri olan cilt kanseri, yalnızca mevcut benlerin değişimiyle değil, çok daha masum görünen lezyonlarla da kendini gösterebiliyor. Uzmanların dikkat çektiği kritik uyarılar ve risk faktörleri şu şekilde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hastalığın en sık göz ardı edilen işareti, haftalar geçmesine rağmen kapanmayan küçük yaralar, parlak veya sedef renkli kabarıklıklar, sebepsiz kanayan alanlar ve pul pul dökülen lekelerdir. Bu belirtiler çoğunlukla basit bir sivilce veya egzama zannedilerek teşhisi geciktiriyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>En tehlikeli cilt kanseri türü olan melanomun tespitinde büyük önem taşıyan bu kurala göre; vücuttaki diğer benlerden renk, yapı veya boyut olarak belirgin şekilde farklı duran tek bir ben, klasik kriterlere uymasa bile yüksek riskli kabul ediliyor. Sınırları düzensizleşen, hızla büyüyen veya kaşıntı/hassasiyet yapan benler acilen bir dermatoloğa gösterilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşamı boyunca 10 seansın üzerinde solaryuma giren bireylerde ölümcül melanom riskinin <strong>%34 oranında arttığı</strong> belirtiliyor. Ayrıca güzellik salonlarında jel tırnak uygulamaları için kullanılan UV kurutma lambalarının da tırnak yatağı çevresinde kanser gelişimini tetikleyebileceği ifade ediliyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Güneş Kremi Sürerken En Çok Unutulan 6 Bölge</strong></h2>

<p>Güneş koruyucu ürünlerin kullanımı kadar nereye sürüldüğü de hayati önem taşır. Kanser vakalarının en yoğun görüldüğü kafa derisi ve boyun çevresinde, koruyucu sürülürken sıklıkla göz ardı edilen <strong>6 kritik bölge</strong> şunlardır:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Kafa derisi</strong> (Özellikle erkeklerde saçların seyrelmesiyle risk artıyor)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kulaklar</strong> (Kulak kepçesi dahil)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Boyun arkası</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dudaklar</strong> (Koruyucu melanin pigmentinden yoksun olduğu için en az SPF 50 içeren dudak balmları kullanılmalı ve 2 saatte bir tazelenmeli)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ellerin üstü</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ayak sırtı</strong></p>
 </li>
</ol>

<p>Uzmanlar, çocukluk ve ergenlik çağında geçirilen şiddetli güneş yanıklarının ileriki yaşlarda kanser riskini katladığına dikkat çekerek; ayda bir kez şahsi cilt kontrolü yapılmasını, dışarı çıkarken şapka ve UV korumalı gözlük kullanılmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/dfzdfs.png" type="image/jpeg" length="62047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan Kesimhaneler İçin Kritik Düzenleme: Artık 7/24 İzlenecek]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/bakanliktan-kesimhaneler-icin-kritik-duzenleme-artik-724-izlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/bakanliktan-kesimhaneler-icin-kritik-duzenleme-artik-724-izlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenliğini ve hijyen standartlarını artırmak amacıyla kesimhanelerde kamera sistemini zorunlu hale getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayvansal gıda üretiminde hijyen ve etik standartları en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen yeni düzenleme ile sektörde önemli değişiklikler başlıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p> Kesimhanelerin canlı hayvan, karkas ve personel hareketlerinin olduğu tüm alanlar kamera ile takip edilecek.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Elde edilen görüntü kayıtları saklanacak ve İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin her an erişimine açık tutulacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Yönetmelik, hayvanlara yönelik eziyet içeren uygulamaların tamamen son bulmasını hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu düzenleme ile üretim aşamasında şeffaflığın artırılması ve standartlara aykırı uygulamaların hızlı bir şekilde tespit edilerek engellenmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/bakanliktan-kesimhaneler-icin-kritik-duzenleme-artik-724-izlenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/fgvhbjkml.png" type="image/jpeg" length="73501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gündüz Uykusu Sağlığı Nasıl Etkiliyor? Uzmanlardan Kritik Uyarı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/gunduz-uykusu-sagligi-nasil-etkiliyor-uzmanlardan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/gunduz-uykusu-sagligi-nasil-etkiliyor-uzmanlardan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, gece düzenli uyuyan bireyler için gündüz uykusunun gereksiz olduğunu ve yanlış uygulandığında gece uykusunun kalitesini bozarak sağlığı olumsuz etkilediğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gündüz uykusu alışkanlığı, bireyin uyku düzenine göre farklı etkiler gösteriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Gece 7 saatten fazla düzenli uyuyan bireyler için gün içinde yapılan ek uykular "gereksiz" kabul ediliyor. Bu durum gece uykusunun verimini düşürebiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gündüz uykusu sadece uyku açığı bulunan bireyler için zaman zaman faydalı olabiliyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Doğru Gündüz Uykusu İçin Altın Kurallar</h3>

<p>Uzmanlar, gündüz dinlenmesinin gece uykusunu bozmaması için şu iki kriterin hayati önem taşıdığını belirtiyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Süre:</strong> Gündüz dinlenmesi mutlaka <strong>30 dakika ile sınırlı</strong> tutulmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zamanlama:</strong> Dinlenme saati <strong>17:00'den önce</strong> tamamlanmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Kronik Uyku Eksikliğinin Tehlikeleri</strong></h2>

<p>Sağlık uzmanları, 7 saatten az gece uykusunun uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını tetiklediği konusunda uyarıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yaşlanma:</strong> Vücudun yaşlanma süreci hızlanıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bağışıklık:</strong> Bağışıklık sistemi zayıflıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Metabolizma:</strong> Metabolizma bozuklukları ortaya çıkabiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zihinsel Sağlık:</strong> Beyin fonksiyonları azalıyor ve enerji seviyesi düşüyor.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/gunduz-uykusu-sagligi-nasil-etkiliyor-uzmanlardan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/fvabdf.png" type="image/jpeg" length="18935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Kapak Hastalarında Yeni Dönem: G5 Teknolojisi İlk Kez Türkiye’de]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapak-hastalarinda-yeni-donem-g5-teknolojisi-ilk-kez-turkiyede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapak-hastalarinda-yeni-donem-g5-teknolojisi-ilk-kez-turkiyede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi, Türkiye’de bir ilke imza atarak, açık kalp ameliyatı riski taşıyan hastalar için hayati önem taşıyan yeni nesil G5 MitraClip teknolojisini uygulamaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dünyasında çığır açan gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Özellikle cerrahi müdahalenin riskli görüldüğü kalp kapak hastaları için umut ışığı olan "G5 MitraClip" teknolojisi, artık Türkiye’de de aktif olarak kullanılıyor. Sağlıkta ileri teknolojiyi hastalarıyla buluşturmayı ilke edinen Medipol Mega Üniversite Hastanesi, bu kritik girişimsel yöntemi Türkiye’de uygulayan ilk merkez olarak tarihe geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ameliyatsız Tedavi Döneminde Yeni Nesil Adım</strong></h2>

<p>Halk arasında "mandallama yöntemi" olarak bilinen MitraClip teknolojisi, açık kalp ameliyatı olamayacak kadar hassas sağlık durumuna sahip hastalar için bir can simidi niteliğinde. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, yeni nesil G5 sisteminin, önceki nesillere göre çok daha yüksek bir hassasiyetle çalıştığını belirtti. İleri derecede mitral ve triküspit kapak yetersizliği yaşayan bireylerde, kalbin normal fonksiyonuna dönmesi için gereken müdahale artık göğüs kafesi açılmadan, kateter yoluyla gerçekleştiriliyor.</p>

<h2><strong>Yaşam Kalitesini Artıran Hassas Müdahale</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Boztosun, yeni nesil G5 sisteminin sunduğu avantajları şu sözlerle özetliyor: "Tıp dünyasındaki her ilerleme, hastalarımızın yaşam kalitesini bir basamak daha yukarı taşımak için bir fırsat. G5 MitraClip teknolojisi ile kapaktaki kaçağı çok daha etkili bir şekilde azaltabiliyoruz. Cerrahi yöntem elbette altın standart olmaya devam ediyor, ancak cerrahi şansı kalmamış veya riskli grupta yer alan hastalarımız için bu teknoloji, konforlu ve güvenli bir liman haline geldi."</p>

<h2><strong>Deneyimli Ekip Ve İleri Teknoloji Bir Arada</strong></h2>

<p>Başarılı bir tedavi sürecinin sadece teknolojiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Prof. Dr. Boztosun, kurum içi ekip çalışmasının önemine dikkat çekti. Genç hekimlerin dinamizmi ile tecrübeli uzman kadronun bilgi birikimini birleştirdiklerini ifade eden Boztosun, "Dünya standartlarındaki bu yenilikleri vakit kaybetmeden ülkemize kazandırmak, bizim için sadece bir görev değil, hastalarımıza karşı olan sorumluluğumuzdur" dedi. Bu girişimsel yöntemin, işlem sonrası iyileşme sürecini kısalttığı ve uzun vadeli hasta uyumunu ciddi oranda yükselttiği gözlemleniyor.</p>

<h2><strong>Sağlık Sistemimiz İçin Büyük Bir Kazanım</strong></h2>

<p>Türkiye’de ilk defa uygulanan bu yöntem, sağlık turizmi ve uluslararası sağlık standartları açısından da Türkiye’nin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Yerli hastaların yurt dışına gitmesine gerek kalmadan, dünyanın en güncel tedavi seçeneklerine ulaşabilmesi, sağlık ekosistemi açısından stratejik bir başarı olarak tanımlanıyor. Medipol ekibi, önümüzdeki süreçte daha fazla hastaya ulaşarak bu ileri teknolojiyle sağlığı yeniden inşa etmeye devam edeceklerini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapak-hastalarinda-yeni-donem-g5-teknolojisi-ilk-kez-turkiyede</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/xgfhhkjll.png" type="image/jpeg" length="30506"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaçlama Yapılırken Onlarca İşçi Zehirlendi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ilaclama-yapilirken-onlarca-isci-zehirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ilaclama-yapilirken-onlarca-isci-zehirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adıyaman'da haşereyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen tarımsal ilaçlama sırasında, arazide çalışan 26 tarım işçisi sıkılan ilaçtan zehirlenerek hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, Adıyaman merkeze bağlı havalimanı yakınlarında bulunan tarım arazilerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede haşereyle mücadele kapsamında geniş çaplı bir ilaçlama çalışması başlatıldı.</p>

<p>İlaçlama yapıldığı esnada aynı arazide tarım işçisi olarak çalışan grup, rüzgarın ya da kimyasal yoğunluğun etkisiyle sıkılan tarım ilacından etkilendi. Kısa sürede fenalaşan, mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetleri gösteren <strong>26 işçi</strong> için mesai arkadaşları durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.</p>

<h2><strong>İki Ayrı Hastanede Tedavi Altına Alındılar</strong></h2>

<p>İhbar üzerine bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahalelerin ardından zehirlenen 26 tarım işçisi, çevre hastanelere nakledildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi</strong> ile <strong>Kahta Devlet Hastanesi'ne</strong> kaldırılan işçilere acil servislerde müdahale edildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastane yetkililerinden alınan ilk bilgilere göre, tedavi altına alınan 26 kişinin de <strong>sağlık durumlarının iyi olduğu</strong> ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Vali Abdullah Küçük'ten Hastaneye Jet Ziyaret</strong></h2>

<p>Olayın ardından Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, işçilerin kaldırıldığı hastaneye giderek incelemelerde bulundu. Tedavi gören tarım işçilerini yataklarında ziyaret eden Vali Küçük, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p>İşçilerin sağlık durumları ve uygulanan tedavi süreçleri hakkında doktorlardan detaylı bilgi alan Vali Küçük, olayın tüm yönleriyle araştırılması talimatını verdi. Tarım ilacının türü, koruyucu önlemlerin alınıp alınmadığı ve ilaçlama saatine ilişkin kurallara uyulup uyulmadığını belirlemek üzere kolluk kuvvetleri ve Tarım İl Müdürlüğü ekiplerince <strong>geniş çaplı inceleme başlatıldı</strong>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ilaclama-yapilirken-onlarca-isci-zehirlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/vfrbtrbrt.png" type="image/jpeg" length="11143"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Kapakçıklarını Tıkayan Gizli Düşman Diş Etinden Çıktı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapakciklarini-tikayan-gizli-dusman-dis-etinden-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapakciklarini-tikayan-gizli-dusman-dis-etinden-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amerikan Kalp Derneği'nin 2026 yılı bilimsel oturumlarında sunulan çığır açıcı bir araştırma, ağız sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ölümcül bağı gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalpten pompalanan kanın tüm vücuda dağılımını üstlenen aort kapağında kalsiyum mineralinin birikmesiyle oluşan bu hastalık, kapağın kalınlaşıp daralmasına yol açar. Başlangıçta hiç belirti vermeyen sinsi rahatsızlık ilerledikçe;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Aşırı yorgunluk ve nefes darlığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göğüs ağrısı ve bayılma nöbetleri,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kalp yetmezliği ve ani ölüm riskini beraberinde getirir.</p>
 </li>
</ul>

<blockquote>
<p><strong>İlaçla Tedavisi Yok:</strong> Günümüzde bu hastalığın ilerleyişini durdurabilecek kanıtlanmış hiçbir ilaç bulunmuyor. İleri evre vakalarda tek seçenek, açık kalp cerrahisi ile hasarlı kapağın değiştirilmesidir.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Ağızdan Kalbe Tehlikeli Yolculuk: İnsan Dokularında Bakteri Yoğunluğu</strong></h2>

<p>Çin Tıp Bilimleri Akademisi ve Fuwai Hastanesi Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi'nden araştırmacılar, kapak değiştirme ameliyatı olan hastaların dokularını inceledi.</p>

<p>Yapılan analizlerde, aort kapaklarında kalsiyum birikmesi (CAVS) olan hastaların dokularında, sağlıklı kapaklara oranla çok yüksek miktarda diş eti bakterisi olan <strong><em>Porphyromonas gingivalis (P. gingivalis)</em></strong> tespit edildi. Bu şaşırtıcı durum, bilim insanlarını neden-sonuç ilişkisini kanıtlamak üzere laboratuvar deneylerine yöneltti.</p>

<h2><strong>Fare Deneyleri Hücresel Mekanizmayı Çözdü</strong></h2>

<p>Araştırmacılar, laboratuvar ortamında fareleri canlı ve etkisiz hale getirilmiş <em>P. gingivalis</em> bakterilerine maruz bırakarak süreci gözlemledi:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Canlı bakteriye maruz kalan farelerin aort kapaklarında belirgin bakteri birikimi ve şiddetli kalsiyum çökelmesi görüldü.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bakteri verilen farelere antibiyotik tedavisi uygulandığında, kalp kapağındaki kalsiyum birikiminin ve hasarın kayda değer ölçüde azaldığı saptandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İncelemeler, bakterinin kalp kapağı hücrelerinde <strong>IL-1β (interlökin-1 beta)</strong> adı verilen ve aşırı bağışıklık/iltihap yanıtını tetikleyen bir protein yolağını aktif hale getirdiğini gösterdi.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Büyük Keşif: İltihap Proteini Susturulunca Kireçlenme Durdu</strong></h2>

<p>Araştırmanın en çarpıcı sonucu, genetik müdahaleyle farelerdeki IL-1β geninin susturulmasıyla elde edildi. <strong>Ortamda diş eti bakterisi bulunmasına rağmen, iltihap yolağı kapatılan farelerde kapak kalsifikasyonu dramatik biçimde azaldı ve semptomlar hafifledi.</strong></p>

<p>Bu keşif, bakterinin kalbe tek başına değil, vücutta tetiklediği aşırı iltihap reaksiyonu üzerinden zarar verdiğini kanıtladı. Bu mekanizma, gelecekte kalsiyum birikimini durdurabilecek yeni ilaç tedavileri için umut ışığı oldu.</p>

<h2><strong>Bilim İnsanlarından Hayati Mesaj: Ağız Sağlığınıza İyi Bakın</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p>"Anahtar mesaj basit: Ağız sağlığınıza iyi bakın. İyi ağız hijyeni ve periodontal tedaviler kalp sağlığınızın korunmasında kritik bir role sahip olabilir."</p>
 </li>
 <li>
 <p>"Diş hekimleri hayat kurtaran ortaklarımızdır. Düzenli diş muayeneleri, periodontal hastalıkların erken tespiti sayesinde birçok sistemik rahatsızlığın ve kalp hasarının önüne geçebilir."</p>
 </li>
</ul>

<p>Bilim dünyası, bu çarpıcı mekanizmanın insan klinik çalışmalarındaki kesin doğruluğunu netleştirmek ve yeni tedavi stratejileri geliştirmek üzere geniş kapsamlı bir insan klinik araştırması başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kalp-kapakciklarini-tikayan-gizli-dusman-dis-etinden-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 22:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/gdzftry.png" type="image/jpeg" length="55340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Sıcaklarda Beslenme Alışkanlıklarınızı Değiştirin]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/asiri-sicaklarda-beslenme-aliskanliklarinizi-degistirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/asiri-sicaklarda-beslenme-aliskanliklarinizi-degistirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların 30 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte beslenme alışkanlıklarında değişikliğe gitmek büyük önem taşıyor. Uzmanlar, sıcak günlerde ağır öğünler yerine su oranı yüksek besinlerin ve dengeli sıvı tüketiminin tercih edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Termometrelerin 30 derecenin üzerini gösterdiği kavurucu yaz günlerinde, iştah kaybı ve mutfakta zaman geçirme isteksizliği pek çok kişinin ortak sorunu haline geliyor. Beslenme uzmanları, bu zorlu günlerde vücudu yoracak ağır yemeklerden kaçınarak sıvı kaybını dengelemeyi temel hedef olarak belirliyor. Özellikle sıcak hava dalgalarının yaşandığı dönemlerde daha fazla protein tüketilmesi gerektiğine dair yaygın bir yanılgı bulunuyor. Oxford Brookes Üniversitesi beslenme uzmanlarından Aisling Daly, yüksek sıcaklıklarda vücudun ekstra proteine ihtiyaç duymadığını açıkça vurguluyor. Et, tavuk veya balık gibi pişirmesi zahmetli ve ortamı daha da ısıtan protein kaynakları yerine mercimek, tofu, peynir, yoğurt, yumurta ve kuruyemiş gibi hazırlanması pratik seçeneklere yönelmek sıcak günleri daha rahat atlatmayı sağlıyor. Taze meyve, sebze ve yoğurtla hazırlanan soğuk içecekler de gün içinde hem serinletici hem de besleyici bir alternatif olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Su İhtiyacını Sadece İçeceklerle Karşılamaya Çalışmayın</strong></h2>

<p>Sıcak havalarda artan terlemeyle birlikte vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koymak kritik bir önem taşıyor. İngiliz Ulusal Sağlık Hizmetleri normal şartlar altında günde 6 ila 8 bardak sıvı tüketimini tavsiye ederken, aşırı sıcaklarda bu miktarın mutlaka artırılması gerekiyor. Reading Üniversitesi araştırmacılarından Doktor Charlotte Mills, herkes için geçerli standart bir su miktarından söz edilemeyeceğini, bu ihtiyacın kişinin yaşına, kilosuna ve gün içindeki hareketliliğine göre değiştiğini ifade ediyor. Hamileler, emziren anneler ve sporcuların sıvı tüketimine çok daha fazla özen göstermesi gerekiyor. Uzmanlar, günlük sıvı ihtiyacının yalnızca su içerek değil, su oranı yüzde 90 seviyelerinin üzerinde olan karpuz, çilek, salatalık, domates, marul ve kereviz gibi besinlerle de desteklenebileceğini belirtiyor. Ayrıca elma, havuç, portakal ve ananas gibi meyveler de yaz sofralarının vazgeçilmez sıvı kaynakları arasında yer alıyor. Vücudun yeterli sıvı alıp almadığını kontrol etmenin en pratik yolu ise idrar rengini takip etmekten geçiyor. Açık sarı renk sağlıklı bir sıvı dengesine işaret ederken, koyu renge doğru giden tonlar tehlikeli boyutlarda susuzluğun habercisi olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Çay Ve Kahve Tüketiminde Sınırı Aşmayın </strong></h2>

<p>Yaz aylarında sıkça tartışılan konulardan biri de çay ve kahve gibi sıcak içeceklerin tüketimi oluyor. Uzmanlar, sıcak içeceklerin terlemeyi artırabileceğini ancak asıl odaklanılması gereken noktanın gün içindeki toplam sıvı alımı olduğunu belirtiyor. Günde 1 veya 2 fincan kahve tüketmek vücudun sıvı dengesinde büyük bir probleme yol açmazken, bu sayının 5 veya 6 fincana çıkması içerdiği kafein nedeniyle susuzluk riskini ciddi şekilde tetikleyebiliyor. Benzer şekilde alkol tüketimi de vücuttan su atılımını hızlandırdığı için sıcak günlerde oldukça tehlikeli bulunuyor. Beslenme düzeninin yanı sıra öğün saatlerinde yapılacak küçük değişiklikler de yaz sıcaklarıyla baş etmede büyük bir rol oynuyor. Güne erken saatlerde yapılan hafif bir kahvaltıyla başlamak, günün en sıcak ve bunaltıcı saatlerini yorucu olmayan hafif atıştırmalıklarla geçirmek ve akşam yemeğini daha geç bir saate kaydırmak, metabolizmanın sıcak havaya uyum sağlamasını önemli ölçüde kolaylaştırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/asiri-sicaklarda-beslenme-aliskanliklarinizi-degistirin</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/infvjdf.png" type="image/jpeg" length="84274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıkanmayan Sebze Ve Meyveler Hastalık Saçıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yikanmayan-sebze-ve-meyveler-hastalik-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yikanmayan-sebze-ve-meyveler-hastalik-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda güvenliği uzmanları, yıkanmamış sebze ve meyve tüketiminin özellikle çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere toplum genelinde ölümcül sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de günlük yaşamın koşturmacası içinde sıkça ihmal edilen bir detay olan meyve ve sebzelerin yıkanmadan tüketilmesi, uzmanlara göre çok ciddi ve hayati sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Gıda güvenliği alanında önde gelen bilim insanları, ürünlerin menşei veya türü ne olursa olsun yıkama adımının atlanmasının bakteriyel ve kimyasal zehirlenme olasılığını inanılmaz boyutlarda artırdığını vurguluyor. Aceleyle yapılan alışverişler veya seyahat esnasında yıkanmadan tüketilen atıştırmalık meyveler, dışarıdan zararsız görünse de insan vücudu için adeta saatli bir bombaya dönüşebiliyor. Özellikle çocuklar, ilerleyen yaştaki bireyler, hamile kadınlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar için bu durumun oluşturduğu tehdit çok daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Uzmanlar, yıkanmamış ürünlerin tüketiminin sadece basit bir mide rahatsızlığı değil, uzun vadeli ve kalıcı hasarlar bırakan ciddi enfeksiyonlara zemin hazırladığını belirterek toplumun acilen bilinçlenmesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunuyor.</p>

<h2><strong>Bakteri Ve Parazitler Ölümcül Sonuçlar Doğurabiliyor</strong></h2>

<p>Konunun ciddiyetini ortaya koyan bilim insanlarından biri olan Clemson Üniversitesi Gıda Sistemleri ve Güvenliği Programı Direktörü Dr. Kimberly Baker, toprak, su, hayvan veya insan temasıyla bulaşan tehlikelere dikkat çekiyor. Dr. Baker tarafından yapılan açıklamalara göre yıkanmamış gıdalar E. coli, Salmonella, Listeria ve Shigella gibi son derece agresif bakterilerin yanı sıra Cyclospora gibi parazitleri de bünyesinde barındırıyor. Söz konusu mikroorganizmalar vücuda girdiğinde ishal, şiddetli karın krampları, bulantı, kusma ve yüksek ateş gibi semptomlarla kendini gösteriyor. Ancak tablo her zaman bu kadar hafif atlatılamayabiliyor. Vücut direnci düşük kişilerde bu basit gibi görünen ihmal; böbrek yetmezliği, kan enfeksiyonları ve hatta menenjit gibi hayati tehlike yaratan boyutlara ulaşabiliyor. Pişirme aşaması olmayan ve doğrudan çiğ tüketilen ürünlerde riskin maksimum seviyeye çıktığını belirten uzmanlar, özellikle lahana veya yaban mersini gibi katmanlı ve gözenekli yapıya sahip gıdalarla toprağa sıfır yetişen kavun gibi meyvelerin kontaminasyona çok daha açık olduğunu ifade ediyor.</p>

<h2><strong>Hassas Gruplar İçin Risk Çok Daha Büyük</strong></h2>

<p>Gıda güvenliği organizasyonu Stop Foodborne Illness yöneticisi Sandra Eskin de tehlikenin savunmasız gruplar üzerindeki yıkıcı etkisine değiniyor. Eskin, küçük yaştaki çocukların ve bağışıklığı zayıf yetişkinlerin bu zararlı bakteriler karşısında çok daha ağır enfeksiyonlar geçirdiğini belirtiyor. Hatta hamilelik döneminde yaşanan komplikasyonların temelinde yatan gizli sebeplerden 1 tanesinin de bu tür ihmaller olduğu düşünülüyor. Eskin'in uyarıları arasında en dikkat çeken nokta ise ürünlerin kesilme aşamasıyla ilgili. Dış yüzeyi yıkanmamış 1 meyveyi veya sebzeyi bıçakla kestiğiniz anda, kabuktaki tüm toprak, bakteri ve zehirli tarım ilacı kalıntıları bıçak vasıtasıyla doğrudan yiyeceğin iç kısmına taşınıyor. Bu nedenle uzmanlar, ne olursa olsun tüm ürünlerin mutlaka soğuk akan suyun altında detaylıca yıkanmasının en güvenli ve tek yol olduğunun altını çiziyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Toprağa Yakın Yetişen Ürünlere İki Kat Dikkat Edilmeli</strong></h2>

<p>Gıda bilimci Dr. Bryan Quoc Le ise tarımsal üretim aşamasındaki fiziksel tehlikelere ışık tutuyor. Doğrudan toprağa temas ederek yetişen sarımsak, çilek, kavun ve kök sebzelerin diğer ürünlere oranla tam 2 kat daha fazla kirlilik riski taşıdığı belirtiliyor. Yetiştirilme ve hasat işlemleri sırasında bu gıdalar böcekler, hayvan dışkıları, kum ve minik taş parçalarıyla doğrudan temas halinde oluyor. Bu kalıntıların yıkanmadan yutulması sadece enfeksiyon riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda dişlerin kırılmasına veya boğulma tehlikesine bile yol açabiliyor. Ürünlerin detaylı 1 şekilde yıkanması, hem gözle görülen bu kaba kirleri hem de sağlığı tehdit eden mikroskobik canlıları büyük ölçüde ortadan kaldırarak güvenli 1 tüketim sağlıyor.</p>

<h2><strong>Zirai İlaç Kalıntıları Sessiz Bir Zehir Gibi Birikiyor</strong></h2>

<p>Yıkanmamış gıdaların taşıdığı tek risk bakteriler değil. Tarım ürünlerini haşerelerden korumak amacıyla sıkça başvurulan pestisitler, yani kimyasal ilaçlamalar, hasat sonrasında ürünlerin yüzeyine adeta yapışıp kalıyor. Dr. Baker, şeftali, salatalık, domates, biber ve böğürtlen gibi dış yüzeyi ince veya gözenekli olan ürünlerin bu kimyasalları çok daha fazla tuttuğunu belirtiyor. Ürünleri sadece soğuk suyla yıkamak yüzeydeki bazı kimyasalları temizlese de bitkinin dokusuna işleyen zehirleri tamamen yok etmeye yetmiyor. Bu noktada soyulabilen meyve ve sebzelerin kabuklarının kalınca kesilerek atılması, kimyasala maruz kalma oranını ciddi anlamda düşürüyor. Yıkanmamış ürünleri tüketmekte ısrar eden bireylerin vücutlarında yıllar içinde biriken bu kimyasal pestisitler, ilerleyen yaşlarda sebebi anlaşılamayan kronik hastalıklara ve organ hasarlarına yol açabiliyor.</p>

<h2><strong>Temizlik İşlemini Tüketmeden Hemen Önce Yapın</strong></h2>

<p>Peki bu ürünleri nasıl ve ne zaman yıkamalıyız? Uzmanlar meyve ve sebzelerin eve gelir gelmez yıkanıp dolaba kaldırılmasının, nem nedeniyle çürümeyi ve bozulmayı inanılmaz derecede hızlandırdığını belirtiyor. En doğru ve sağlıklı yöntem, ürünleri tam tüketileceği veya pişirileceği esnada yıkamak. Sert yüzeyli patates veya havuç gibi sebzelerin özel 1 fırça yardımıyla ovalanarak temizlenmesi tavsiye ediliyor. Marul ve ıspanak gibi yapraklı yeşilliklerin ise yaprak yaprak ayrılarak su dolu 1 kapta bekletilmesi ve ardından durulanması içlerindeki çamurun akması için şart. Çilek gibi narin meyvelerin ise kısa 1 süre sirke damlatılmış suda bekletilmesi ekstra 1 hijyen sağlıyor. Ancak tüm bu işlemler sırasında piyasada satılan kimyasal deterjanların veya ticari temizlik spreylerinin kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Uzmanlar, hem bireysel sağlığın hem de toplum sağlığının korunması adına özellikle okullar, hastaneler ve restoranlar gibi toplu yemek tüketilen alanlarda bu basit ama hayati hijyen kurallarına tavizsiz 1 şekilde uyulması çağrısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yikanmayan-sebze-ve-meyveler-hastalik-saciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/haber-gorselijbhgjkl.png" type="image/jpeg" length="34319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlanmaya Karşı Stanford'dan Tarihi Keşif]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yaslanmaya-karsi-stanforddan-tarihi-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yaslanmaya-karsi-stanforddan-tarihi-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stanford Üniversitesi'nde yürütülen çığır açıcı bir araştırma, yaşlı farelerde biriken ve yaşlanmaya neden olan "zombi hücreleri" vücuttan temizleyen yeni bir tedavi yöntemi geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dünyası, yaşlanmanın kaçınılmaz etkilerini tersine çevirebilecek tarihi bir araştırmaya kilitlenmiş durumda. Stanford Üniversitesi'ndeki bilim insanları tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, yaşlanmayla birlikte vücutta biriken ve sağlığı tehdit eden "zombi hücrelerin" temizlenmesini sağlayan yeni bir tedavi stratejisi geliştirdi. Laboratuvar ortamında fareler üzerinde gerçekleştirilen bu umut verici araştırmada, yaşlı deneklerin zombi hücreleri vücuttan atma kapasitesinin özel bir ilaç yardımıyla yeniden sağlandığı gözlemlendi. Vücudun doğal atık bertaraf sisteminin yeniden çalıştırılmasıyla birlikte, farelerde yaşlanmanın getirdiği fiziksel ve bilişsel olumsuz etkilerin belirgin ölçüde hafiflediği tespit edildi.</p>

<h2><strong>EP2 Hedefli İlaçla Zombi Hücrelere Savaş Açıldı</strong></h2>

<p>Araştırma ekibinin liderliğini üstlenen Katrin Andreasson ve çalışma arkadaşları, 6-8 aylık genç fareler ile 23-25 aylık yaşlı fareleri detaylı bir şekilde karşılaştırdı. Yapılan incelemelerde, yaşlı farelerin karaciğer, dalak ve kemik iliği gibi hayati organlarında yoğun miktarda zombi hücre biriktiği saptandı. Özellikle vücudun enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattı olan nötrofillerin zamanla zombi hücrelere dönüştüğü ve normalde bunları temizlemekle görevli makrofajların yaşlandıkça bu işlevini yerine getiremediği anlaşıldı. Araştırmacılar, bu aksaklığın "prostaglandin E2" molekülünün artışına ve "EP2" reseptörünün aşırı uyarılmasına bağlı olduğunu keşfetti. Geliştirilen ve iki ay boyunca ağız yoluyla verilen deneysel bir ilaçla EP2 reseptörü bloke edildiğinde sonuçlar adeta mucizeviydi: Farelerdeki zombi hücre sayısı hızla düştü, kas kaybı azaldı, vücuttaki iltihap oranları geriledi ve yaşlı fareler hafıza testlerinde genç farelerle yarışacak seviyeye ulaştı.</p>

<h2><strong>Uzmanlardan İnsan Uygulamaları İçin Dikkatli Olun Uyarısı</strong></h2>

<p>Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu keşfin ardından, University College London'dan Derek Gilroy gibi uzmanlar umutlu tabloya rağmen temkinli olunması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Gilroy, vücudun kendi temizlik sistemini onarmanın muazzam bir başarı olduğunu kabul etmekle birlikte, EP2'nin insan vücudunda çok yönlü ve önemli bir sinyal sistemi olduğunu hatırlattı. Bu reseptörün vücudun her yerinde bloke edilmesinin insanlarda henüz öngörülemeyen yan etkilere yol açabileceğini belirten Gilroy, sadece yaşlanan makrofajlardaki EP2'yi hedeflemenin çok daha güvenli bir strateji olabileceğini savundu. İnsan karaciğer dokusunda yapılan ön incelemeler benzer bir zombi hücre birikimini doğrulasa da, tedavinin doğrudan insanlarda işe yarayıp yaramadığının kanıtlanması için uzun soluklu klinik testlere ihtiyaç duyuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yeni Hedef Alzheimer Ve Bilişsel Gerilemeyi Durdurmak</strong></h2>

<p>Yaşlanmaya karşı açılan bu yeni cephede elde edilen başarılı sonuçlar, Stanford ekibini çok daha büyük hedeflere yönlendirdi. Araştırmacılar, zombi hücrelerin ve EP2 reseptörünün insan yaşlanmasındaki karmaşık rolünü çözmek amacıyla şimdi de rotayı Alzheimer gibi yıkıcı nörodejeneratif hastalıklara çevirdi. Bu hücrelerin temizlenmesinin, yaşlılığa bağlı bilişsel gerilemeyi, fiziksel zayıflamayı ve hafıza kaybını önlemede yepyeni tedavi kapıları aralayabileceği düşünülüyor. İnsanlar üzerinde yapılacak güvenilirlik ve etkinlik testleri başarıyla sonuçlandığı takdirde, önümüzdeki yıllarda yaşlılık kavramının tıbbi olarak yeniden tanımlanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yaslanmaya-karsi-stanforddan-tarihi-kesif</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 00:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/jyuyuiuy.png" type="image/jpeg" length="85531"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geç Teşhis Edilen Keratokonus Ciddi Görme Kayıplarına Sebep Olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/gec-teshis-edilen-keratokonus-ciddi-gorme-kayiplarina-sebep-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/gec-teshis-edilen-keratokonus-ciddi-gorme-kayiplarina-sebep-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de kornea nakli bekleyen hastaların 3'te 1'ini oluşturan keratokonus hastalığı, masum görünen bir göz kaşıntısı veya hızla değişen gözlük numaralarıyla kendini belli edebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde göz sağlığı alanında endişe verici istatistikler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Kornea nakli operasyonu geçirmek için sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların 3'te 1'i keratokonus teşhisi taşıyor ve bu durum tıp dünyasında oldukça ciddi bir uyarı işareti olarak kabul ediliyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi bünyesinde görev yapan ve 40 yıllık mesleki tecrübesiyle göz nakilleri konusunda çığır açan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, bu sinsi hastalığın bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Nanoteknolojik düzeyde tedaviler uygulayarak adeta hassas bir göz terzisi gibi çalışan deneyimli hekim, hastalığın ilerleyişini durdurmanın tek başına görme kalitesini artırmadığını belirterek, geç kalınmış her teşhisin hastaları doğrudan kornea nakli operasyonuna mecbur bıraktığının altını çiziyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Çocukluk Dönemi Ve Göz Ovuşturma Alışkanlığına Dikkat</strong></h2>

<p>Özellikle çocukluk ve ergenlik yıllarında ortaya çıkan görme bozuklukları, keratokonus hastalığının ilk ve en önemli habercileri olabiliyor. Gözün ön yüzeyinde bulunan saydam kornea tabakasındaki düzensizlikler, ışığın doğru kırılamamasına ve nesnelerin zamanla daha bulanık görülmesine yol açıyor. Çoğu kişinin masum bir refleks olarak gördüğü göz ovuşturma alışkanlığı ise aslında sanılandan çok daha büyük bir tehlike barındırıyor. Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, hastaların kaşıntı sebebiyle gözlerini sürekli olarak ovuşturmasının kornea dokusunda incelme ve sivrilmeye neden olarak bu ilerleyici hastalığı hızlandırdığını belirtiyor. Aileleri bu noktada çok daha bilinçli olmaya çağıran uzman isim, hastalığın belirtilerini kesinlikle göz ardı etmemek gerektiğini vurguluyor. Gözlerde sürekli ovuşturma isteği, takılan gözlüklere rağmen bir türlü net görememe, gözlük numaralarında aylar içinde yaşanan çok hızlı değişimler ve 2 göz arasında ortaya çıkan belirgin numara farkları bu hastalığın en temel işaretleri arasında yer alıyor. Bütün bunlara ek olarak, hızla ilerleyen astigmat problemi, gece araç kullanırken çekilen zorluklar, cisimlerin gölgeli olarak görülmesi ve yeni alınan gözlüklerle bir türlü rahat edememe durumu da keratokonus şüphesini oldukça güçlendiren detaylar olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Erken Teşhis Nakil Masasından Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Hastalığın ilerleyen evrelerinde gözlük kullanımının dahi işe yaramadığını ve ileri derecede görme kayıplarının yaşanabileceğini hatırlatan uzmanlar, rutin göz muayenelerinin adeta hayat kurtardığına dikkat çekiyor. Başlangıçta basit bir astigmatizmaya bağlı sıradan bir bulanık görme şikayetiyle başlayan süreç, ihmal edildiğinde telafisi son derece zor olan cerrahi operasyonlara kapı aralıyor. Türkiye genelinde kornea nakli bekleyen devasa hasta sayısının en büyük nedeninin geç kalınmış teşhisler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, sadece düzenli hekim kontrolleri sayesinde hastalığın erken evrede tespit edilebildiğini ve en minimal düzeydeki tedavi yöntemleriyle nakle gerek kalmadan hastaların görme kalitesinin korunabildiğini ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/gec-teshis-edilen-keratokonus-ciddi-gorme-kayiplarina-sebep-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/htrhtrh54.png" type="image/jpeg" length="98160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manuel Araç Kullanmak Hafızayı Güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/manuel-arac-kullanmak-hafizayi-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/manuel-arac-kullanmak-hafizayi-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya'da gerçekleştirilen kapsamlı bir nörolojik araştırma, manuel vitesli otomobil kullanan bireylerin beynindeki prefrontal korteks bölgesinin daha aktif çalıştığını ve bu durumun ilerleyen yaşlarda bunama riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelişen otomobil teknolojisiyle birlikte trafikteki sayısı her geçen gün azalan manuel vitesli araçların, insan sağlığı üzerinde şaşırtıcı bir faydası olduğu kanıtlandı. Japonya'da nörobilim alanında çığır açan çalışmalara imza atan ve dünyaca ünlü zeka geliştirici oyunların da yaratıcısı olan Profesör Ryuta Kawashima öncülüğünde yapılan yeni bir araştırma, düz vites kullanmanın beyni yaşlanmaya karşı koruduğunu gösterdi. Tohoku Üniversitesi Gelişim, Yaşlanma ve Kanser Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde yürütülen çalışmada, otomatik ve manuel vitesli araç kullanan sürücülerin beyin aktiviteleri detaylı bir şekilde incelendi. Elde edilen çarpıcı verilere göre, manuel şanzımanlı bir aracı kontrol etmek, beynin yaşlanma sürecini yavaşlatarak bunama ve hafıza kaybı riskine karşı güçlü bir kalkan oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Koordinasyon Ve Karar Verme Süreci Korteksi Çalıştırıyor</strong></h2>

<p>Sürücülerin trafikteki anlık durumları değerlendirerek uygun vitesi seçme zorunluluğu, beyin fonksiyonlarını doğrudan tetikleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, debriyaja basmak, vites kolunu doğru konuma getirmek ve aynı anda gaz pedalını ayarlamak gibi eşgüdümlü hareketlerin, beynin hafıza, dikkat ve karar verme mekanizmalarını yöneten prefrontal korteks bölgesini yoğun bir şekilde uyardığını belirtiyor. Konuyla ilgili Japon otomobil basınına önemli açıklamalarda bulunan Profesör Ryuta Kawashima, sürüş esnasında sürekli olarak yol durumuna en uygun vitesin hesaplanmasının ve seçilmesinin, otomatik vitesli araç kullanmaya kıyasla zihinsel işlevleri çok daha fazla aktif tuttuğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dünya Genelinde Satışlar Yüzde 2 Seviyelerine Kadar Geriledi</strong></h2>

<p>Düzenli olarak manuel vitesli bir otomobil kullanmak, bilim insanları tarafından günlük yaşantı içerisinde yapılabilecek en etkili zihinsel egzersizlerden biri olarak nitelendiriliyor. Bu sürekli zihinsel mesai, özellikle yaşlı nüfusun hızla arttığı modern toplumlarda bilişsel gerilemenin önüne geçmek için kritik bir öneme sahip. Ancak sağlık açısından sağladığı bu büyük avantaja rağmen, düz vitesli otomobillere olan küresel talep hızla erimeye devam ediyor. Açıklanan resmi rakamlara göre, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya olmak üzere gelişmiş ülkelerde yeni satılan otomobillerin yalnızca yüzde 1 ile 2'lik gibi çok küçük bir dilimini manuel şanzımanlı araçlar oluşturuyor. Uzmanlar, konfor arayışıyla tercih edilen otomatik vitesli araçların, farkında olmadan beynin bu doğal egzersiz imkanını elinden aldığı konusunda modern çağın sürücülerini uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/manuel-arac-kullanmak-hafizayi-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/grtgtrgrt.png" type="image/jpeg" length="51829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Gizli Tehlike: Susuzluk Hastalık Saçıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, aşırı sıcakların yarattığı hayati tehlikelere karşı uyarıda bulunarak, susama hissi beklenmeden günde en az 2,5 litre su tüketilmesini tavsiye ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklık ve nem oranlarının rekor seviyelere ulaştığı bu günlerde, tıp dünyasından peş peşe kritik uyarılar gelmeye devam ediyor. Yaz aylarının kavurucu sıcakları, doğru önlemler alınmadığı takdirde geri dönüşü olmayan ciddi sağlık sorunlarına kapı aralayabiliyor. Konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Doktor Rengin Yiğit, sıcak havalarda vücut ısısının hızla yükseldiğine dikkat çekerek, vatandaşların susuzluk hissetmeseler dahi her gün mutlaka 2 ile 2,5 litre arasında sıvı tüketmesi gerektiğini vurguladı. Terlemenin tek başına vücut ısısını dengelemeye yetmediği anlarda, beyin ve diğer organ hasarlarının bile yaşanabileceği gerçeği, gizli tehlikenin boyutunu açıkça gözler önüne seriyor.</p>

<h2><strong>Terleme Mekanizması Her Zaman İşe Yaramıyor</strong></h2>

<p>İnsan vücudu, artan hava sıcaklıkları karşısında terleyerek kendi doğal savunma mekanizmasını devreye sokuyor ve iç dengesini korumaya çalışıyor. Ancak havadaki nem oranının yüksek olması, terin buharlaşmasını engelleyerek vücudun yeterince serinlemesinin önüne geçiyor. Doktor Yiğit, bilhassa yaşlılar, bebekler ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerde bu mekanizmanın her zaman sağlıklı çalışmadığını ifade etti. Bununla birlikte aşırı kilo, yüksek ateş, şiddetli sıvı kaybı, kalp ve sinir hastalıkları ile alkol veya uyuşturucu madde kullanımı gibi faktörler de terlemeyi doğrudan olumsuz etkiliyor. Tansiyon düşürücü veya idrar söktürücü gibi tedavi amaçlı düzenli ilaç kullanan kişilerin de sıcak havalarda ekstra dikkatli olması gerekiyor. Aksi halde kontrol edilemeyen vücut ısısı, hayati organlarda kalıcı ve tehlikeli hasarlara zemin hazırlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Risk Altındaki Gruplar İçin Tehlike Çanları Çalıyor</strong></h2>

<p>Kavurucu sıcakların faturası maalesef toplumun her kesimine eşit kesilmiyor. Tıbbi verilere göre 65 yaş ve üzeri vatandaşlar, 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler ve bakıma muhtaç kişiler ilk etapta en çok etkilenen risk grupları arasında yer alıyor. Şeker, kalp, damar, karaciğer, solunum sistemi ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarla mücadele edenler ile açık alanda beden gücüyle çalışmak zorunda olanlar da risk haritasında kırmızı bölgede bulunuyor. Doktor Rengin Yiğit, bilhassa yalnız yaşayan yaşlı bireylerin güneş veya sıcak çarpmalarına karşı en savunmasız kesim olduğunun altını önemle çiziyor. Aynı zamanda toplumun en kırılgan kesimlerinden olan sokak çocukları ve evsizler de kavurucu havaların yıkıcı etkilerine doğrudan ve korumasız bir şekilde maruz kalıyor.</p>

<h2><strong>Güneşin Zirvede Olduğu Saatlere Dikkat Edilmeli</strong></h2>

<p>Aşırı sıcaklardan korunmanın en temel yolu, güneş ışınlarının yeryüzüne dik açıyla ulaştığı 10.00 ile 16.00 saatleri arasında mecbur kalınmadıkça kapalı alanlardan çıkmamaktan geçiyor. Zorunlu olarak dışarıda bulunması veya çalışması gerekenlerin ise açık renkli, bol kesimli, hafif ve sıkı dokunmuş kumaşlardan üretilmiş kıyafetleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Geniş kenarlı, hava alan şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri, dışarıdaki en önemli zırhımız olarak öne çıkıyor. Aynı şekilde bu tehlikeli saat diliminde denize girmekten ve güneşlenmekten de kesinlikle kaçınılması tavsiye ediliyor. Tatilcilerin güneş koruyucu kremlerini ihmal etmemesi ve uzun süre kesintisiz güneş altında kalmaması gerekiyor. Spor tutkunları için ise sabahın erken saatleri veya akşam serinliği en güvenli zaman dilimleri olarak gösterilirken, her bir saatlik egzersiz için fazladan 2 ile 4 bardak arası sıvı tüketilmesi şart koşuluyor.</p>

<h2><strong>Araç İçindeki Gizli Tuzak Ve Doğru Beslenme Alışkanlıkları</strong></h2>

<p>Yaz aylarında en sık karşılaşılan acı tablolardan biri de kapalı araçlarda bırakılan canlılar oluyor. Klimalı dahi olsa park halindeki bir aracın iç sıcaklığı dakikalar içinde ölümcül seviyelere ulaşabiliyor. Bu sebeple bebekler, çocuklar, engelli bireyler veya evcil hayvanlar kesinlikle araç içinde yalnız bırakılmamalıdır. Vücut ısısını düşürmek için fırsat buldukça ılık duş alınması, bunun mümkün olmadığı anlarda ise el, yüz, ayak ve ensenin soğuk suyla serinletilmesi gerekiyor. Beslenme tarafında ise ağır, yağlı ve kızartma türü yiyeceklerden kesinlikle uzak durulması, bunların yerine haşlama, ızgara veya kendi suyunda pişirilmiş hafif gıdaların bol sebze eşliğinde tüketilmesi öneriliyor. Kafein, alkol ve aşırı şekerli içecekler vücuttan sıvı atılımını hızlandırdığı için yerini süt, taze sıkılmış meyve suyu, ayran ve şekersiz bitki çaylarına bırakmalıdır. Dışarıda açıkta satılan, çabuk bozulma riski taşıyan et ve süt ürünü gibi gıdalardan uzak durarak mutfak hijyen kurallarına azami özen göstermek de yaz aylarını zinde atlatmanın altın kuralları arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor-1</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/dgsrr.png" type="image/jpeg" length="84863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Gizli Tehlike: Susuzluk Hastalık Saçıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, aşırı sıcakların yarattığı hayati tehlikelere karşı uyarıda bulunarak, susama hissi beklenmeden günde en az 2,5 litre su tüketilmesini tavsiye ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklık ve nem oranlarının rekor seviyelere ulaştığı bu günlerde, tıp dünyasından peş peşe kritik uyarılar gelmeye devam ediyor. Yaz aylarının kavurucu sıcakları, doğru önlemler alınmadığı takdirde geri dönüşü olmayan ciddi sağlık sorunlarına kapı aralayabiliyor. Konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Doktor Rengin Yiğit, sıcak havalarda vücut ısısının hızla yükseldiğine dikkat çekerek, vatandaşların susuzluk hissetmeseler dahi her gün mutlaka 2 ile 2,5 litre arasında sıvı tüketmesi gerektiğini vurguladı. Terlemenin tek başına vücut ısısını dengelemeye yetmediği anlarda, beyin ve diğer organ hasarlarının bile yaşanabileceği gerçeği, gizli tehlikenin boyutunu açıkça gözler önüne seriyor.</p>

<h2><strong>Terleme Mekanizması Her Zaman İşe Yaramıyor</strong></h2>

<p>İnsan vücudu, artan hava sıcaklıkları karşısında terleyerek kendi doğal savunma mekanizmasını devreye sokuyor ve iç dengesini korumaya çalışıyor. Ancak havadaki nem oranının yüksek olması, terin buharlaşmasını engelleyerek vücudun yeterince serinlemesinin önüne geçiyor. Doktor Yiğit, bilhassa yaşlılar, bebekler ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerde bu mekanizmanın her zaman sağlıklı çalışmadığını ifade etti. Bununla birlikte aşırı kilo, yüksek ateş, şiddetli sıvı kaybı, kalp ve sinir hastalıkları ile alkol veya uyuşturucu madde kullanımı gibi faktörler de terlemeyi doğrudan olumsuz etkiliyor. Tansiyon düşürücü veya idrar söktürücü gibi tedavi amaçlı düzenli ilaç kullanan kişilerin de sıcak havalarda ekstra dikkatli olması gerekiyor. Aksi halde kontrol edilemeyen vücut ısısı, hayati organlarda kalıcı ve tehlikeli hasarlara zemin hazırlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Risk Altındaki Gruplar İçin Tehlike Çanları Çalıyor</strong></h2>

<p>Kavurucu sıcakların faturası maalesef toplumun her kesimine eşit kesilmiyor. Tıbbi verilere göre 65 yaş ve üzeri vatandaşlar, 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler ve bakıma muhtaç kişiler ilk etapta en çok etkilenen risk grupları arasında yer alıyor. Şeker, kalp, damar, karaciğer, solunum sistemi ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarla mücadele edenler ile açık alanda beden gücüyle çalışmak zorunda olanlar da risk haritasında kırmızı bölgede bulunuyor. Doktor Rengin Yiğit, bilhassa yalnız yaşayan yaşlı bireylerin güneş veya sıcak çarpmalarına karşı en savunmasız kesim olduğunun altını önemle çiziyor. Aynı zamanda toplumun en kırılgan kesimlerinden olan sokak çocukları ve evsizler de kavurucu havaların yıkıcı etkilerine doğrudan ve korumasız bir şekilde maruz kalıyor.</p>

<h2><strong>Güneşin Zirvede Olduğu Saatlere Dikkat Edilmeli</strong></h2>

<p>Aşırı sıcaklardan korunmanın en temel yolu, güneş ışınlarının yeryüzüne dik açıyla ulaştığı 10.00 ile 16.00 saatleri arasında mecbur kalınmadıkça kapalı alanlardan çıkmamaktan geçiyor. Zorunlu olarak dışarıda bulunması veya çalışması gerekenlerin ise açık renkli, bol kesimli, hafif ve sıkı dokunmuş kumaşlardan üretilmiş kıyafetleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Geniş kenarlı, hava alan şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri, dışarıdaki en önemli zırhımız olarak öne çıkıyor. Aynı şekilde bu tehlikeli saat diliminde denize girmekten ve güneşlenmekten de kesinlikle kaçınılması tavsiye ediliyor. Tatilcilerin güneş koruyucu kremlerini ihmal etmemesi ve uzun süre kesintisiz güneş altında kalmaması gerekiyor. Spor tutkunları için ise sabahın erken saatleri veya akşam serinliği en güvenli zaman dilimleri olarak gösterilirken, her bir saatlik egzersiz için fazladan 2 ile 4 bardak arası sıvı tüketilmesi şart koşuluyor.</p>

<h2><strong>Araç İçindeki Gizli Tuzak Ve Doğru Beslenme Alışkanlıkları</strong></h2>

<p>Yaz aylarında en sık karşılaşılan acı tablolardan biri de kapalı araçlarda bırakılan canlılar oluyor. Klimalı dahi olsa park halindeki bir aracın iç sıcaklığı dakikalar içinde ölümcül seviyelere ulaşabiliyor. Bu sebeple bebekler, çocuklar, engelli bireyler veya evcil hayvanlar kesinlikle araç içinde yalnız bırakılmamalıdır. Vücut ısısını düşürmek için fırsat buldukça ılık duş alınması, bunun mümkün olmadığı anlarda ise el, yüz, ayak ve ensenin soğuk suyla serinletilmesi gerekiyor. Beslenme tarafında ise ağır, yağlı ve kızartma türü yiyeceklerden kesinlikle uzak durulması, bunların yerine haşlama, ızgara veya kendi suyunda pişirilmiş hafif gıdaların bol sebze eşliğinde tüketilmesi öneriliyor. Kafein, alkol ve aşırı şekerli içecekler vücuttan sıvı atılımını hızlandırdığı için yerini süt, taze sıkılmış meyve suyu, ayran ve şekersiz bitki çaylarına bırakmalıdır. Dışarıda açıkta satılan, çabuk bozulma riski taşıyan et ve süt ürünü gibi gıdalardan uzak durarak mutfak hijyen kurallarına azami özen göstermek de yaz aylarını zinde atlatmanın altın kuralları arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yaz-aylarinda-gizli-tehlike-susuzluk-hastalik-saciyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/dgsrr.png" type="image/jpeg" length="37201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Açıkladı: İstirahat Raporları Artık E-Devlet'te]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/saglik-bakanligi-acikladi-istirahat-raporlari-artik-e-devlette</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/saglik-bakanligi-acikladi-istirahat-raporlari-artik-e-devlette" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, istirahat raporlarını "e-Rapor Sistemi" ile tamamen dijital ortama taşıdı. Yeni düzenlemeyle birlikte 18 yaş altı vatandaşlar, memurlar, kamu görevlileri ve esnaflar raporlarına e-Devlet üzerinden erişebilecek, basılı belge zorunluluğu ortadan kalkacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren sağlık raporu süreçlerinde yeni bir dönem başladı. Sağlık Bakanlığı, sağlık kuruluşlarından alınan istirahat raporlarının elektronik ortamda düzenlenmesini ve takip edilmesini sağlayan "e-Rapor Sistemi"ni hayata geçirdi. Bu adım, hem bürokrasiyi azaltmayı hem de sağlık hizmetlerine erişimi daha pratik ve hızlı hale getirmeyi amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>E-Devlet Üzerinden Kesintisiz Erişim</strong></h2>

<p>Yeni düzenleme kapsamında; 18 yaş altındaki vatandaşlar, kamu personeli, memurlar, esnaflar ve serbest meslek sahipleri artık aldıkları istirahat raporlarını dijital ortamda görüntüleyebilecek. Vatandaşlar, e-Devlet üzerinden raporlarına kolayca erişebilecekleri için fiziksel bir belge taşıma veya saklama zorunluluğundan kurtulmuş olacak. Elektronik ortamda düzenlenen raporlar, "e-Rapor Doğrulama Servisi" aracılığıyla kurumlar tarafından güvenli bir şekilde sorgulanabilecek.</p>

<h2><strong>Kağıt İsrafı Ve Zaman Kaybı Bitiyor</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, basılı çıktı almanın gerekliliğinin ortadan kalktığına özellikle vurgu yapıldı. Hekimler tarafından sistem üzerinden güvenli bir şekilde oluşturulan bu raporlar, işlemlerin çok daha kısa sürede tamamlanmasına olanak tanıyacak.</p>

<h2><strong>SGK Sigortalıları İçin Sistem Değişmedi</strong></h2>

<p>Düzenlemede, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamındaki hak sahipleri için mevcut işleyişin korunacağı belirtildi. Bu doğrultuda; 4/A statüsündeki işçiler ve isteğe bağlı 4/B sigortalılarının geçici iş göremezlik ödeneğine esas istirahat raporları, mevcut SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/saglik-bakanligi-acikladi-istirahat-raporlari-artik-e-devlette</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/07/hubuhbu.png" type="image/jpeg" length="35799"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
