<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>"UHA"</title>
    <link>https://www.uygurhaberajansi.com</link>
    <description>''UHA'' -''HABER''- ''AJANS'' -''UYGUR'' -''GÜNDEM''- ''OLAY'' -''HABERLER''- ''SON DAKİKA''</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 08:46:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan’dan Kutlama: Ebelerimiz Annelerin En Önemli Rehberidir]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/emine-erdogandan-kutlama-ebelerimiz-annelerin-en-onemli-rehberidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/emine-erdogandan-kutlama-ebelerimiz-annelerin-en-onemli-rehberidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü vesilesiyle bir kutlama mesajı yayımladı. Mesajında doğumun bir mucize olduğunu vurgulayan Erdoğan, ebelerin bu süreçteki rehberlik rollerine ve özverili çalışmalarına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Doğum Yaşamın Bir Mucizesi</strong></h2>

<p>Emine Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Doğum yaşamın bir mucizesi. Bu mucizenin ilk tanığı ebelerimiz, doğal doğum deneyiminde annelerin en önemli rehberi. Ellerine doğan hayatların sağlığı için büyük bir özveriyle emek veriyorlar. Tüm ebelerimizin Dünya Ebeler Günü'nü kutluyor, nice sağlıklı başlangıçlara eşlik etmelerini diliyorum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2><strong>Doğal Doğuma Destek Mesajı</strong></h2>

<p>Paylaşımında özellikle <strong>"doğal doğum deneyimi"</strong> vurgusu yapan Emine Erdoğan, ebelerin anneler üzerindeki rehberlik rolünün altını çizdi. Sağlıklı nesillerin yetişmesinde ebelerin büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirten Erdoğan, mesleğin özveri gerektiren yapısına dikkat çekerek tüm sağlık çalışanlarına şükranlarını sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/emine-erdogandan-kutlama-ebelerimiz-annelerin-en-onemli-rehberidir</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/eyuiuo.png" type="image/jpeg" length="47905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt Üretiminde Beklenmedik Düşüş: Hayvansal Üretim İstatistikleri Yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/sut-uretiminde-beklenmedik-dusus-hayvansal-uretim-istatistikleri-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/sut-uretiminde-beklenmedik-dusus-hayvansal-uretim-istatistikleri-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında hayvansal üretimde ciddi bir gerileme yaşandı. Kırmızı et üretimi bir önceki yıla göre yüzde 10,5 oranında düşerken, çiğ süt üretiminde de yüzde 4,9'luk bir azalma kaydedildi. Özellikle manda ve keçi sütü üretimindeki keskin düşüşler dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Kırmızı Et Üretimi 2 Milyon Tonun Altına Geriledi</strong></h2>

<p>2024 yılında 2 milyon 105 bin ton seviyesinde olan kırmızı et üretimi, 2025 yılında <strong>yüzde 10,5</strong> azalarak 1 milyon 885 bin tona düştü. Türlerine göre bakıldığında en büyük kayıp sığır etinde yaşandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p> %11,5 azalış (1,3 milyon ton)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p> %8,1 azalış (468 bin ton)</p>
 </li>
 <li>
 <p> %8,8 azalış</p>
 </li>
 <li>
 <p>%6,3 azalış</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Süt Üretiminde Manda ve Keçi Sütü Çakıldı</strong></h2>

<p>Çiğ süt üretimi ise 2025 yılında <strong>yüzde 4,9</strong> azalarak 21,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Toplam üretimin %94,5'ini inek sütü oluştururken, diğer süt türlerindeki sert düşüşler dikkat çekti. Manda sütü üretimi %33, keçi sütü üretimi %29,8 ve koyun sütü üretimi %11,9 oranında geriledi.</p>

<p><img alt="kirmizi-et-tuketimi-uyari-" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/ergdthgrthtg.png" width="1280" /></p>

<h2><strong>Üretilen Sütün Yarısından Fazlası Sanayiye Gitti</strong></h2>

<p>TÜİK raporunda, üretilen sütün kullanım alanlarına dair çarpıcı detaylar yer aldı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Üretilen sütün %60,9'u toplama merkezlerine ve fabrikalara satıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p> %17,1'i tüketiciye, pastanelere veya sokak sütçülerine ulaştırıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p> %14,1'i çiftliklerde süt ürününe dönüştürülürken, %4,8'i hayvan beslemede kullanıldı.</p>
 </li>
</ul>

<p>Veriler, üretimdeki bu daralmanın hem sanayiye giden süt miktarını hem de piyasadaki et arzını doğrudan etkilediğini ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/sut-uretiminde-beklenmedik-dusus-hayvansal-uretim-istatistikleri-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/rthjghgf.png" type="image/jpeg" length="19084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halsizliğin Altındaki Gizli Neden: Kadınlarda Demir Eksikliği Alarmı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/halsizligin-altindaki-gizli-neden-kadinlarda-demir-eksikligi-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/halsizligin-altindaki-gizli-neden-kadinlarda-demir-eksikligi-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevda Yılmaz, günlük hayatta strese bağlanan halsizlik ve yorgunluğun ardında demir eksikliği olabileceğini belirterek; bu sorunun özellikle yoğun âdet kanamaları nedeniyle kadınlarda daha sık görüldüğünü ve basit bir kan testiyle teşhis edilebildiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Vücudunuz Oksijensiz Kalıyor Olabilir</strong></h2>

<p>Demirin vücutta dokulara oksijen taşınması gibi hayati bir görev üstlendiğini hatırlatan Dr. Yılmaz, "Eksiklik durumunda vücut yeterince oksijenlenemez. Bu da yaşam kalitesini dibe çeker. Hastalar genelde bu durumu yoğun iş temposuna bağlıyor ama asıl neden çoğunlukla tedavi edilebilir bir demir eksikliğidir" dedi.</p>

<h2><strong>Kadınlar Neden Risk Altında</strong></h2>

<p>Demir eksikliğinin kadınlarda görülme sıklığının erkeklere oranla çok daha fazla olduğunu belirten Dr. Yılmaz, temel nedenleri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kadınlarda en sık neden, rutin âdet döngülerindeki kayıplardır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mide ve bağırsak kaynaklı fark edilmeyen kanamalar demir depolarını boşaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Vücudun alınan demiri işleyememesi.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Tanı Basit, Çözüm Hızlı</strong></h2>

<p>Demir eksikliği anemisinin teşhisinin oldukça kolay olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Yılmaz, "Basit bir kan tahliliyle hem serum demirine hem de depoların durumuna bakıyoruz. Ancak sadece takviye vermek yetmez; bu eksikliğin kaynağını bulmak şart" dedi. Tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Yılmaz, ağızdan alınan hapların yanı sıra gerekli durumlarda damar yoluyla (IV) hızlı takviye yapılabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Erken Tanı Hayat Kalitesini Artırıyor</strong> </h2>

<p>Tedavi sonrası hastaların enerjisindeki artışa dikkat çeken Dr. Sevda Yılmaz, sürekli bitkin hisseden herkesin mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini hatırlattı. "Erken tanı ve doğru planlama ile 'Meğer yıllarca boşuna bitkin yaşamışım' demeniz mümkün" diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/halsizligin-altindaki-gizli-neden-kadinlarda-demir-eksikligi-alarmi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/slkjhghjkl.png" type="image/jpeg" length="99258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt Kanserinde "Mayıs" Alarmı: Cilt Kanserinden Korunmanın 5 Yolu]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/cilt-kanserinde-mayis-alarmi-cilt-kanserinden-korunmanin-5-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/cilt-kanserinde-mayis-alarmi-cilt-kanserinden-korunmanin-5-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Eren, "Mayıs Ayı Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, benlerdeki şekil bozukluğu, renk değişimi ve kanama gibi belirtilerin cilt kanseri habercisi olabileceğini belirterek; erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Sağlık</strong></h2>

<p>Cilt kanseri vakaları dünya genelinde ve Türkiye’de hızla artmaya devam ediyor. Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Dermatoloji Uzmanı <strong>Dr. Gizem Eren</strong>, özellikle güneşin etkisini artırdığı bu günlerde ben takibinin önemine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>Erken Teşhis Tam Tedavi Demektir</strong></h2>

<p>Dr. Eren, cilt kanserinin derideki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluştuğunu belirterek, en büyük risk faktörünün <strong>ultraviyole (UV)</strong> ışınları olduğunu söyledi. Erken evrede yakalanan cilt kanserlerinin genellikle tamamen tedavi edilebildiğini vurgulayan Eren, her bireyin 3-6 ayda bir kendi vücudunu ayna karşısında kontrol etmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Benlerdeki "Kırmızı Alarm" Belirtileri</strong></h2>

<p>Dr. Gizem Eren, bir benin riskli olup olmadığını anlamak için şu değişimlere bakılması gerektiğini sıraladı:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Benin şeklinin bozulması ve iki yarısının birbirine benzememesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sınırların belirsizleşmesi veya girintili çıkıntılı olması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Benin birden fazla renk (siyah, kahverengi, mavi, kırmızı) içermeye başlaması.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Benin çapının hızla genişlemesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaşıntı, yanma veya durup dururken kanama yaşanması.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Güneş Kremi Tek Başına Zırh Değil</strong></h2>

<p>Güneşten korunmanın en temel kural olduğunu belirten Uzm. Dr. Eren, "En az SPF 30 korumalı kremler kullanılmalı ve 2-3 saatte bir yenilenmeli. Ancak sadece krem yetmez; şapka, gözlük ve koruyucu giysilerle desteklenmeli" dedi. Özellikle saat <strong>10.00 ile 16.00</strong> arası güneşin en dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmamasını önerdi.</p>

<h2><strong>Solaryum: Kanserojen Sınıfında</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün solaryumu doğrudan "kanserojen" olarak sınıflandırdığını hatırlatan Dr. Eren, özellikle genç yaşta solaryum kullanımının DNA hasarını tetikleyerek ileride melanom gibi en tehlikeli kanser türlerine davetiye çıkardığının altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/cilt-kanserinde-mayis-alarmi-cilt-kanserinden-korunmanin-5-yolu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/kuhjghhjjh.png" type="image/jpeg" length="92893"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Oğuz Kılınç: Elektronik Sigaralar Kanser Riskini Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/prof-dr-oguz-kilinc-elektronik-sigaralar-kanser-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/prof-dr-oguz-kilinc-elektronik-sigaralar-kanser-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Toraks Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, elektronik sigaraların kurşun dahil birçok zehirli madde içerdiğini ve kanser riskini artırdığını belirterek, "Ortaokul çağlarındaki çocuklarımız bile buna çok hızla ulaşabiliyorlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bunları onlara tanıtan mecra da maalesef sanal medya. Sanal medyanın yaygınlaşması, bağımlılıkların da artmasına yol açıyor" dedi.</p>

<p>Türk Toraks Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ankara'da 1-2 Mayıs’ta dernek tarafından düzenlenen 'Halk İçin Akciğer Sağlığı Kongresi' kapsamında DHA'ya elektronik sigara bağımlılığı ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Kılınç, elektronik sigara cihazlarının, yeni nesil nikotin bağımlılığı oluşturan, zehir içeren cihazlar olduğunu söyledi. Yanmadığı için normal tütün ürünlerine göre karbonmonoksit gibi kimyasalların az olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Oğuz Kılınç, "Kurşun dahil 'formaldehit' dediğimiz hücreler açısından çok zehirli olan maddeleri içeren, yine içindeki aromaların yüksek ısıda ısıtılmasından dolayı, ciğerimize çektiğimizde kanserleşme riskini artırıyor. Kullanımının ilk 6 ayında ‘evali’ dediğimiz bu tehlikeli, zehirli buharı içine çekmekten dolayı akciğerin hava keseciklerinde su toplanması oluşabiliyor. Bu da akciğerin fonksiyonunu bozup öldürücü akciğer yetmezliğine yol açabiliyor. Yoğun bakımda tedavi edilerek hastaların bir kısmı kurtulabiliyor ama yüzde 80'inde ölüm oluyor maalesef, akciğer fonksiyon bozukluğu nedeniyle. Dolayısıyla ‘Normal sigara içeceğine bunu iç, bu daha az zararlı. Hatta öbürünü içmediğin için avantajlısın’ sözleri, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri için geçerli değil. Bunlar normal sigaraların yaptığı zararlara ek olarak hızlı oluşan ve yaşamı tehdit eden yeni hastalıklar hediye edebiliyor insanlara. Şöyle anlatabilirim; normal sigaraları, nargileyi, puroyu, pipoyu içmek bir binanın 30’uncu katından atlamaksa, elektronik sigara ve diğer türevlerini içmek 29’uncu katından atlamaktır. İkisinin de sonu ölümdür, sakatlıktır. Onun için bu ürünler birbirinin alternatifi olamaz. Bu ürünlerin tümünün yasaklanması ve kullanımının azaltılması gerekiyor" diye konuştu.</p>

<h2><strong>NİKOTİNİN BAĞIMLILIK GÜCÜ UYUŞTURUCU İLE EŞ DEĞER</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Kılınç, Türkiye’de elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin imalatı, satışı ve pazarlanmasının yasayla yasaklandığını söyleyerek, "Ama gerçek yaşam bunu söylemiyor bize. Ortaokul çağlarındaki çocuklarımız bile buna çok hızla ulaşabiliyorlar. Bunları onlara tanıtan mecra da maalesef sanal medya. Sanal medyanın yaygınlaşması, diğer sorunlara yol açtığı gibi bağımlılıkların da artmasına yol açıyor. Bu bağımlılığı yaratan madde ‘nikotin’ dediğimiz madde ve nikotinin beyinde yaptığı bağımlılık gücü uyuşturucu ile eş değerdir. Bilimsel çalışmalar bunu göstermiştir. Yani bunların ruhsatlanması, uyuşturucu niteliğindeki bir maddenin ruhsatlı olarak satılması anlamına gelir. Ve ruhsatlandığı zaman kullanımı yüzde 180 artar bu tip maddelerin. Onun için şu andaki gibi üretilmesinin, dağıtılmasının, pazarlanmasının yasaklanması, yasaklı halde devam etmesi gerekiyor. Bunu aşmak için tütün endüstrisinin birtakım girişimlerde bulunduğunu biliyoruz. Ama biz bunun karşısındayız. Çünkü torunlarımızın, çocuklarımızın, kadınlarımızın, gençlerimizin geleceğinin ipotek altına alınmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>KALEM KUTULARININ İÇİNDE TAŞINABİLİR FORMATTA</strong></h2>

<p>Tütün endüstrisinin çocukları ve kadınları hedefe koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Kılınç, şöyle konuştu:</p>

<p>"Tütün endüstrisinin çocukların bilinçaltına 5 yaşından itibaren, 'Bu maddeleri kullanabilirsiniz' mesajlarını sanal medya üzerinden, dijital platformlar üzerinden verdiğini biliyoruz. Bu gayrimeşru bir ticaret ve sonu ölüm olan bir ticaret. ‘Konvansiyonel’ dediğimiz tütün ürünü, sigara, nargile gibi ürünler, kötü kokan şeyler. Endüstri, bu kötü imajı maskelemek için buhar haline dönüştürdü. Ama bu buhar zehirli bir buhar, su buharı değil. Ayrıca içine birtakım kokular ve tatlar koyarak gençlerin alışık olduğu, tatlarla eşleştirerek sanki onlar gibi zararsız duygusu yaratmaya çalışıyorlar. Bunların tümü pazarlama taktiği. Topyekun bütün devlet, karar vericiler, sivil toplum örgütleri, bu işin bilimini yapan bilim insanları, vatandaşlarımız el birliğiyle buna karşı bir duruş sergilememiz gerekiyor. Aileler çocuklarının elektronik sigara kullandığını fark edebilirler. Bunlar artık kalem kutularının içinde taşınabilir bellek formatında olan şeyler. Bir de bağımlı olmak, ailede bir kültür söz konusuysa daha kolay. Anne baba, kardeş özellikle ya da bir arada oldukları arkadaş grupları bunu kullanıyorsa, çocuklar da bunu normal bir şeymiş gibi kodluyorlar. Yaşları geldiğine inandıklarında bu ürünleri alıp kullanmaya başlıyorlar. Çocuğunuza diğer uyuşturucuları teklif etmiyorsanız, nikotin uyuşturucusunu da teklif etmeyin."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BİR KARTUŞ BİTİRİLDİĞİNDE 60 SİGARA İÇİLMİŞ OLUYOR</strong></h2>

<p>Normal sigara ürünlerinin; tütün ürünleri ve elektronik sigaraların içinde bulunan maddelerin DNA'larda bozukluğa yol açabildiğini de söyleyen Prof. Dr. Kılınç, "Her içilen 50 sigarada bir herhangi bir hücremizde kanser yatkınlığı artıran bir bozukluk, DNA kırığı olma riski yüzde 50. Elektronik sigaralarda bir kartuş bitirildiği zaman en az 60 sigara içilmiş gibi oluyor. Dolayısıyla güvenli olmadığı buradan belli. Nikotin bağımlılığı beyinde başlayan bir bağımlılık, irade dışı çalışan bir merkez var; o merkezi ele geçiriyor nikotin. ‘Tütün endüstrisi insanlarımızın beynine çip takıyor ve onların karar verme mekanizmalarını ele geçiriyor’ diye yorumlayabiliriz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/prof-dr-oguz-kilinc-elektronik-sigaralar-kanser-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/dwadaw-8.png" type="image/jpeg" length="23193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer’da Gizli Evre Deşifre Oldu: Belirtiler Çıkmadan Yıllar Önce Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/alzheimerda-gizli-evre-desifre-oldu-belirtiler-cikmadan-yillar-once-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/alzheimerda-gizli-evre-desifre-oldu-belirtiler-cikmadan-yillar-once-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir bilimsel araştırma, Alzheimer hastalığının ilk biyolojik izlerinin belirtiler ortaya çıkmadan çok önce, özellikle 50'li yaşların sonlarından itibaren kanda ve beyinde görülmeye başladığını ortaya koydu; bu bulgu, erken teşhis ve önleyici tedaviler için kritik bir zaman çizelgesi sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen Alzheimer hastalığı ile ilgili ezber bozan bir araştırma yayımlandı. Bilim insanları, hastalığın hafıza kaybı gibi somut belirtiler göstermeden çok daha önce, vücutta sessizce ilerlemeye başladığını kanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Değişim 50’li Yaşların Sonunda Hızlanıyor</strong></h2>

<p>Yaklaşık 2 bin 100 katılımcının verilerini inceleyen araştırma ekibi, beyin taramaları ve kan biyobelirteçlerini analiz etti. Çalışmanın ilk yazarı <strong>Doç. Dr. Mingzhao Hu</strong>, kritik süreci şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Sağlık göstergelerindeki değişimlerin daha belirgin hale geldiği yaşları tahmin ettik. Sonuçlar, bu biyolojik değişimlerin çoğunun genellikle <strong>50’li yaşların sonlarından 70’li yaşların başlarına kadar</strong> gerçekleştiğini gösteriyor."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Erken Teşhiste "Kan Testi" Dönemi</strong></h2>

<p>Araştırma, Alzheimer teşhisinde pahalı beyin görüntüleme yöntemlerinin yerine kan testlerinin merkezi bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, kandaki değişimlerin takip edilmesinin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilecek tedaviler için en doğru kişilerin seçilmesine yardımcı olacağını vurguluyor.</p>

<h2><strong>Zamanlama Her Şeydir</strong></h2>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı <strong>Jonathan Graff-Radford</strong>, önleyici taramaların hangi yaşlarda en yüksek etkiyi göstereceğini anlamanın önemine dikkat çekerek; "Biyobelirteçler değişmeden çok erken başlamak istemezsiniz, ancak çok geç kalmak da tedavinin etkisini azaltır. Bu çalışma, en kritik zamanlama sorununu çözmemize yardımcı oluyor," değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Aileler İçin Planlama Fırsatı</strong></h2>

<p>Henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer için "erken tespit", hastalara ve ailelerine bakım süreçlerini planlamaları ve yaşam kalitesini koruyacak önlemleri almaları için hayati bir zaman kazandıracak. Uzmanlar, bu bulgular ışığında bakım yaklaşımının ileri evrelerden "erken teşhis" odağına kaydırılması gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/alzheimerda-gizli-evre-desifre-oldu-belirtiler-cikmadan-yillar-once-basliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/fkghjgh.png" type="image/jpeg" length="43375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Tedavisinde MRNA Devrimi: Kişiye Özel Aşılar]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/kanser-tedavisinde-mrna-devrimi-kisiye-ozel-asilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/kanser-tedavisinde-mrna-devrimi-kisiye-ozel-asilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Ferhatoğlu, koruyucu aşıların enfeksiyon kaynaklı kanser riskini azalttığını ve kişiye özel geliştirilen yeni nesil mRNA aşılarının, özellikle akciğer ve melanom gibi kanser türlerinde 2026 yazında başlayacak yeni klinik çalışmalarla tedavi sürecinde devrim yaratabileceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserle mücadelede teknoloji ve tıp el ele vererek ezberleri bozmaya devam ediyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı <strong>Doç. Dr. Ferhat Ferhatoğlu</strong>, kanserin henüz oluşmadan önlenebileceğini ve halihazırda gelişmiş kanser vakalarında ise kişiye özel mRNA aşılarının standart tedavilerin yerini alabileceğini müjdeledi.</p>

<h2><strong>Koruyucu Aşılar Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Kanserin enfeksiyonlarla olan bağına dikkat çeken Doç. Dr. Ferhatoğlu, özellikle iki aşının kritik rol oynadığını belirtti:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>HPV Aşısı:</strong> Batı toplumlarında rahim ağzı kanserini bitirme noktasına getirdi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hepatit B Aşısı:</strong> Karaciğer kanserinin önlenmesinde en güçlü silah.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Kanser Hücresine "Genetik" Takip</strong></h2>

<p>COVID-19 sürecinde rüştünü ispatlayan mRNA teknolojisinin artık kanser için kullanıldığını ifade eden Ferhatoğlu, bu yöntemin işleyişini şöyle özetledi: "Hastanın tümöründen alınan örnekler inceleniyor, genetik mutasyonlar tespit ediliyor ve kişiye özel aşı hazırlanıyor. Bu aşı, bağışıklık sistemine kanser hücresini bir hedef olarak tanıtıyor."</p>

<h2><strong>2026 Yazında Yeni Klinik Çalışmalar Başlıyor</strong></h2>

<p>Tedavi edici aşıların özellikle akciğer kanseri, melanom (cilt kanseri) ve mesane kanseri gibi türlerde umut vaat ettiğini söyleyen Doç. Dr. Ferhatoğlu, beklenen tarihi paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>"mRNA teknolojisi ile üretilen ve bağışıklık sistemini daha güçlü uyaran bu kişiye özel tedaviler için <strong>2026 yazında</strong> yeni klinik çalışmalar başlatılacak. Eğer bu çalışmalar sağkalım süresini uzatırsa, aşılar kemoterapinin yerini tamamen alabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2><strong>Bireysel Önlemler Unutulmamalı</strong></h2>

<p>Aşılar kadar yaşam tarzının da önemli olduğunu vurgulayan uzman; sigara ve alkolden uzak durulması, Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz ve güneşten korunma gibi basit önlemlerin kanser riskini minimize ettiğini hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/kanser-tedavisinde-mrna-devrimi-kisiye-ozel-asilar</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/gjfkhjljl.png" type="image/jpeg" length="76840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde Çamaşır Kurutmak Akciğere Hasar Veriyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/evde-camasir-kurutmak-akcigere-hasar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/evde-camasir-kurutmak-akcigere-hasar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah; bakımsız klimalar, ev içinde çamaşır kurutma, pasif içicilik ve yetersiz su tüketimi gibi günlük alışkanlıkların akciğerlerde kalıcı hasara ve ciddi enfeksiyonlara yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta sıradan görülen birçok alışkanlık, hayati organımız olan akciğerleri sessizce tahrip ediyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah, modern yaşamın getirdiği çevresel faktörlerin akciğer sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Klima Bakımı Hayati Önem Taşıyor</strong></h2>

<p>Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi olan klimaların "sağlık düşmanı" haline gelebileceğini belirten Dr. Külah, düzenli bakımı yapılmayan ve filtreleri temizlenmeyen cihazların toz ve küf mantarlarını ortama yaydığını vurguladı. Bu durumun ciddi akciğer hastalıklarına zemin hazırladığını ifade etti.</p>

<h2><strong>İç Mekanda Çamaşır Kurutmayın</strong></h2>

<p>Ev içinde çamaşır kurutmanın ortamdaki nem dengesini bozarak küf oluşumuna yol açtığını söyleyen Dr. Külah, şu uyarıyı yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Gözle görülmeyen küf sporları solunum yoluyla akciğerlere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Ayrıca temizlikte kullanılan çamaşır suyu ve tuz ruhu gibi yoğun kimyasalların kontrolsüz kullanımı, özellikle astım ve alerji hastalarında krizi tetikleyebilir."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Su İçmek Akciğeri Temizliyor</strong></h2>

<p>Akciğer sağlığı için su tüketiminin önemine değinen uzman, yeterli su içilmediğinde bronşlardaki mukusun yoğunlaştığını ve solunum yollarının enfeksiyonlara açık hale geldiğini belirtti. Sağlıklı bir solunum sistemi için günde en az <strong>40 dakika yürüyüş</strong> yapılmasını ve tozlu ortamlarda mutlaka koruyucu ekipman kullanılmasını önerdi.</p>

<h2><strong>Sigara ve Pasif İçicilik Faktörü</strong></h2>

<p>Sadece sigara içenlerin değil, dumanına maruz kalan "pasif içicilerin" de büyük risk altında olduğunu hatırlatan Dr. Külah, sigara dumanının KOAH ve astım gibi kronik hastalıkların en temel sebebi olduğunu yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/evde-camasir-kurutmak-akcigere-hasar-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/puigpshl.png" type="image/jpeg" length="49017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[80 Yaşındaki Çini Ustası Umut Dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/80-yasindaki-cini-ustasi-umut-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/80-yasindaki-cini-ustasi-umut-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da 80 yaşındaki Oya Çeliker, geçirdiği felç sonrası doktor tavsiyesiyle başladığı çini sanatı sayesinde hem fiziksel engellerini hem de konuşma ve hafıza sorunlarını geride bıraktı; azmiyle çevresine umut olan Çeliker şimdi el emeği eserlerini sergiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da yaşayan 80 yaşındaki Oya Çeliker, azmin ve sanatın birleştiğinde neleri başarabileceğini tüm dünyaya kanıtladı. 2021 yılında beynine pıhtı atması sonucu kısmi felç geçiren, yürümekte ve konuşmakta zorlanan Çeliker, iki yıllık fizik tedavinin ardından asıl iyileşmeyi çini tezgahının başında buldu.</p>

<h2><strong>Doktor Tavsiyesiyle Gelen Mucize</strong></h2>

<p>Fizik tedavi sonrası motor becerilerini ve zihinsel sağlığını geri kazanmak için doktorlarının önerisiyle sanata yönelen Çeliker, Altındağ’daki Ulucanlar Sanat Sokağı’nda çini kursuna başladı. Başlarda ellerini dahi tutmakta zorlanan Çeliker, fırça ve boyalarla geçirdiği vakit sayesinde el-parmak fonksiyonlarını yeniden kazandı. Sanatın bilişsel etkileriyle konuşma ve hafıza sorunlarını da büyük ölçüde aşan Çeliker, hayata yeniden bağlandı.</p>

<p><img alt="felc-sonrasi-cini-sanati-" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/tyiullsoispio.png" width="1280" /></p>

<h2><strong>Artık Karamsar Değilim, Gözlerim Bile Daha İyi Görüyor</strong></h2>

<p>Yaşadığı iyileşme sürecini duygusal sözlerle anlatan Oya Çeliker:</p>

<blockquote>
<p>"Eskiden iki kişi koluma girmeden yürüyemezdim, yataktan kalkamazdım. Çiniye başladığımdan beri yavaş yavaş ve zahmetsizce yürüyebiliyorum. Zihnim aydınlandı, o eski karamsarlığım kalmadı. O kadar dalıyorum ki sanatımı icra ederken her şeyi unutuyorum. Yaşım 80 ama hâlâ daha fazlasını yapmak için çabalıyorum. Benim gibi sorun yaşayanlar sakın pes etmesinler." dedi.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Toprakla Gelen Şifa</strong></h2>

<p>Eğitmeni Hikmet Türker ise Oya Hanım'ın sınıftaki neşe kaynağı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Çinide dokunduğunuz şey topraktır, insanı otomatik olarak rahatlatır. Oya Hanım doktorlarının önerisiyle başladığı bu yolda fiziksel ve ruhsal olarak harika bir gelişim gösterdi. 80 yaşına rağmen hayata sanatıyla tutunuyor ve harika eserler üretiyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çeliker’in el emeği, göz nuru çini eserleri şimdilerde çeşitli sergilerde sanatseverlerle buluşuyor ve felçli hastalara "pes etmeyin" mesajı veriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANKARA, GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/80-yasindaki-cini-ustasi-umut-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/fghdhfgjkjhljljks.png" type="image/jpeg" length="87524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış Çözdürülen Dondurulmuş Gıdalar Zehir Saçıyor]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/yanlis-cozdurulen-dondurulmus-gidalar-zehir-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/yanlis-cozdurulen-dondurulmus-gidalar-zehir-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfaklarda pratiklik sağlayan dondurulmuş gıdalar, yanlış çözdürme yöntemleriyle sağlığınızı tehdit eden birer "bakteri yuvasına" dönüşebilir. Uzmanlar, özellikle oda sıcaklığında çözdürme işlemine karşı uyarırken, en güvenli yöntemin buzdolabında yavaş çözündürme olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Hale Handan Sarıkaya, dondurulmuş gıdaların kullanımı ve çözündürülmesi süreçlerinde yapılan hataların ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekti. Soğuk zincirin kırılması ve hatalı çözündürme yöntemlerinin vücutta uzun vadeli hasarlara yol açabileceğini belirten Dr. Sarıkaya, "Bakteriler pişirme ile ölse bile bıraktıkları toksinler hücrelere zarar verebilir" uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>Soğuk Zincir Market Kasasında Kırılmamalı</strong></h2>

<p>Güvenli gıda tüketiminin markette başladığını belirten Dr. Sarıkaya, dondurulmuş ürünlerin alışverişin en sonunda sepete eklenmesi gerektiğini hatırlattı. Ürünlerin eve taşınırken yalıtımlı çantalar ve buz aküleri kullanılmasının hayati önem taşıdığını ifade eden uzman, çözünmeye başlayan gıdanın bakteriler için ideal bir üreme alanı olduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>Buzdolabı En Güvenli Liman</strong></h2>

<p>Dondurulmuş gıdayı eksi <strong>18°C</strong>'den çıkarıp doğrudan oda sıcaklığına bırakmanın en büyük hatalardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Sarıkaya, güvenli yöntemleri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Buzdolabı Yöntemi:</strong> Gıdanın <strong>+4°C</strong>'de, yaklaşık 24 saatte yavaşça çözülmesi en sağlıklı yoldur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Soğuk Su Yöntemi:</strong> Hızlı sonuç için gıda, su geçirmez bir ambalaj içinde soğuk su dolu kapta bekletilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mikrodalga:</strong> Son seçenek olarak kullanılmalı ve çözünen gıda bekletilmeden hemen pişirilmelidir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Pişirmek Toksinleri Yok Etmeyebilir</strong></h2>

<p>Oda sıcaklığında veya sıcak suyla çözündürme işleminin dış yüzeyde hızla bakteri ürettiğini belirten Dr. Sarıkaya, "Pişirme işlemi canlı bakterileri öldürebilir ancak bu bakterilerin ürettiği toksinler (zehirler) ısıya dayanıklı olabilir. Bu toksinler vücutta kronik inflamasyona ve hücre hasarına yol açarak uzun vadeli sağlık sorunlarını tetikleyebilir" dedi.</p>

<h2><strong>Çözünen Gıda Tekrar Donar mı?</strong></h2>

<p>Dr. Sarıkaya, oda sıcaklığında çözünen gıdaların kesinlikle tekrar dondurulmaması gerektiğinin altını çizdi. Buzdolabında kontrollü şekilde çözünen gıdaların teorik olarak tekrar dondurulabileceğini ancak bu işlemin besin değerini büyük oranda düşüreceğini belirterek, gıdaların tek seferde tüketilecek porsiyonlar halinde dondurulmasını tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/yanlis-cozdurulen-dondurulmus-gidalar-zehir-saciyor</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/fhgjkls.png" type="image/jpeg" length="97882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbın Bittiği Yerde Sevgi Başladı: 19 Yıl Ömür Biçilen Müge, 39 Yıl Yaşayıp 3 Kişiyi Kurtardı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/tibbin-bittigi-yerde-sevgi-basladi-19-yil-omur-bicilen-muge-39-yil-yasayip-3-kisiyi-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/tibbin-bittigi-yerde-sevgi-basladi-19-yil-omur-bicilen-muge-39-yil-yasayip-3-kisiyi-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da nadir görülen 'Rubinstein-Taybi Sendromu' ile dünyaya gelen ve doktorların "En fazla 19 yıl yaşar" dediği Müge Demirci, annesinin sevgi dolu bakımıyla 39 yaşına kadar yaşayarak tıbbi bir mucizeye imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa, tıp literatürüne geçecek kadar güçlü bir sevgi ve fedakarlık hikayesine tanıklık etti. Doğduğunda nadir bir genetik hastalık olan Rubinstein-Taybi Sendromu teşhisi konulan ve ömür biçilen Müge Demirci, yaşama azmi ve annesinin sınırsız şefkatiyle tüm tahminleri altüst etti. 39 yaşında hayata gözlerini yuman Müge, son yolculuğuna çıkarken bile başkalarına hayat vererek gerçek bir "melek" misyonunu tamamladı.</p>

<h2><strong>Doktorların "19 Yıl" Dediği Ömrü İkiye Katladı</strong></h2>

<p>Müge’ye henüz 16 günlükken konulan teşhis, ailesi için zorlu bir yolculuğun başlangıcı oldu. Tıbbi verilere göre en fazla 19 yaşına kadar yaşaması beklenen Müge, annesi Sema Öztekin’in "gecemizi gündüzümüze kattık" dediği özel bakımıyla bu süreyi tam ikiye katladı. Yalova’dan Bursa’ya uzanan bu mücadelede Müge, rehabilitasyon merkezlerinde bile "saf sevginin temsilcisi" olarak tanındı.</p>

<h2><strong>Veda Ederken 3 Hastaya Umut Oldu</strong></h2>

<p>17 Nisan’da kalbinin durması sonucu Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Müge’nin, 13 günlük yoğun bakım mücadelesinin ardından 28 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşti. Acılı ama vakur ailesi, hastane koordinatörlerinin organ bağışı çağrısına "Evet" diyerek tarihi bir karar verdi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen başarılı operasyonla Müge’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen üç hastaya ulaştırılmak üzere alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İyi ki Beni Anne Olarak Seçmiş</strong></h2>

<p>Kızının ardından gözyaşları içinde konuşan anne Sema Öztekin, Müge’nin bir mucize olduğunu vurguladı: "O benim inci çiçeğimdi. Doktorlar 19 yıl demişti, biz sevgiyle onu 39 yaşına kadar yaşattık. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum. Giderken bile 3 cana can oldu, hayattaki misyonunu tamamladı."</p>

<h2><strong>Tıbbi Ekipten Örnek Dayanışma</strong></h2>

<p>Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir, sürecin hem tıbbi hem de duygusal yanına dikkat çekerek, ailenin bu zor kararı "Müge’nin hayattaki iyilik misyonunun bir devamı" olarak gördüklerini belirtti. İl Sağlık Müdürlüğü ve üniversite ekiplerinin koordineli çalışmasıyla alınan organlar, şimdi yeni bedenlerde hayat bulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/tibbin-bittigi-yerde-sevgi-basladi-19-yil-omur-bicilen-muge-39-yil-yasayip-3-kisiyi-kurtardi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/dfkhioiiuuiop.png" type="image/jpeg" length="19032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan Beyniyle Dijital Bağ]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/insan-beyniyle-dijital-bag</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/insan-beyniyle-dijital-bag" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyasında devrim niteliğinde bir adım atıldı: Northwestern Üniversitesi mühendisleri, gerçek beyin hücreleriyle "konuşabilen" basılabilir yapay nöronlar geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji ve biyolojinin sınırları hiç olmadığı kadar birbirine yaklaştı. ABD’li bilim insanları, silikon tabanlı geleneksel işlemcilerin aksine, insan beyninin karmaşık ve esnek yapısını taklit edebilen yapay sinir hücreleri (nöronlar) geliştirmeyi başardı. Northwestern Üniversitesi’nden mühendislerin yürüttüğü bu çalışma, makinelerin insan sinir sistemiyle doğrudan ve organik bir iletişim kurmasının yolunu açıyor.</p>

<h2><strong>Laboratuvar Testlerinde Başarı: Fare Beynine Yapay Uyarı</strong></h2>

<p>Geliştirilen bu yapay hücreler, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde rüştünü ispatladı. Fare beyin dokusu üzerinde yapılan testlerde, yapay nöronların biyolojik nöronlarla uyumlu elektrik sinyalleri ürettiği ve gerçek hücreleri başarıyla uyardığı gözlemlendi. Mevcut bilgisayar sistemlerinin sabit ve sert yapısının aksine, bu yeni hücreler beynin üç boyutlu, sürekli değişen ve esnek ağ yapısına uyum sağlayabiliyor.</p>

<h2><strong>Grafen ve Molibden Disülfür İle "Yazıcıdan Çıkan" Zeka</strong></h2>

<p>Yapay nöronların üretim süreci de en az işlevi kadar dikkat çekici. Araştırmacılar, yarı iletken özellikli <strong>molibden disülfür</strong> ve iletkenliğiyle bilinen <strong>grafen</strong> maddelerini içeren özel bir elektronik mürekkep kullandı. Bu maddeler, "aerosol jet" adı verilen ileri bir püskürtme tekniğiyle esnek polimer yüzeylere basıldı. Sonuçta ortaya çıkan yapı, gerçek nöronların sinyal üretim biçimini birebir kopyalayan karmaşık elektriksel tepkiler oluşturma yeteneğine sahip oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yapay Zekada Enerji Devrimi: Su ve Elektrik Tasarrufu</strong></h2>

<p>Bu gelişme sadece tıbbi protezler veya sinir sistemi tedavileri için değil, yapay zeka donanımları için de bir dönüm noktası olarak görülüyor. Günümüzdeki yapay zeka sistemleri devasa enerji ve su tüketimiyle çevre üzerinde büyük bir baskı oluştururken, biyolojik sistemleri taklit eden bu yeni nesil işlemciler çok daha az enerjiyle çok daha karmaşık işlemleri gerçekleştirebilecek. Uzmanlar, bu teknolojinin çevre dostu ve biyolojik dokularla entegre olabilen "akıllı" donanımların önünü açacağını öngörüyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu yapay nöronların ilerleyen yıllarda felç tedavilerinden, doğrudan beyinle çalışan bilgisayar arayüzlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılacağını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/insan-beyniyle-dijital-bag</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/05/werthyuiopgu.png" type="image/jpeg" length="46129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden Uyarı! Acil Servislerde Yoğunluk Başladı]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/akdeniz-universitesinden-uyari-acil-servislerde-yogunluk-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/akdeniz-universitesinden-uyari-acil-servislerde-yogunluk-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da mevsim geçişine bağlı ani sıcaklık değişimleri ve polen artışı acil servis başvurularını artırırken; uzmanlar maske kullanımı, ev temizliği ve alerjen temasından kaçınma konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Ani Sıcaklık Değişimleri Hastalığa Davetiye Çıkarıyor</strong></h2>

<p>Mevsim geçişlerinin vücudun adaptasyon sürecini zorladığını belirten Dr. Süleyman İbze, sabahın soğuk, öğle saatlerinin ise sıcak olmasının fizyolojik dengeleri etkilediğini ifade etti. Vatandaşların ne giyeceklerine karar verememesi sonucu terleme ve üşüme döngüsüne girildiğini kaydeden İbze, bu durumun üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle acil servislere başvuruları artırdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="maskeni-tak--" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/dsfsfsf.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Maske Kullanımı Faydalı Bir Önlem</strong></h2>

<p>Doğanın uyanışıyla birlikte havada dolaşan polenlerin alerjik reaksiyonları, burun akıntısını ve göz sulanmasını tetiklediğine dikkat çekildi. Özellikle alerjiye yatkın bireylerin bu dönemde daha fazla etkilendiğini söyleyen Dr. İbze, alerjenle temasın azaltılması için dışarı çıkarken maske takılmasının oldukça etkili bir koruma yöntemi olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>Astım Hastaları ve Risk Grupları Dikkat</strong></h2>

<p>Astım ve benzeri kronik akciğer hastalığı olan bireylerin bu dönemde nefes darlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği açıklandı. Sebepsiz öksürüklerin genellikle alerjik kökenli olduğunu belirten uzmanlar, şu korunma yöntemlerini sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Polenlerin yoğun olduğu saatlerde teması azaltmak ve maske kullanmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p> En sık görülen alerjenlerden olan ev akarlarına karşı düzenli temizlik ve havalandırma yapmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p> Şikayetler başladığında öncelikle aile sağlığı merkezlerine başvurulmalı; acil servisler sadece kritik durumlar için tercih edilmelidir.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/akdeniz-universitesinden-uyari-acil-servislerde-yogunluk-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/dsfsfs.png" type="image/jpeg" length="54575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağır KOAH ve Kalp Riskine Rağmen Mucize Kurtuluş]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/agir-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-mucize-kurtulus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/agir-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-mucize-kurtulus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[76 yaşındaki Gülin Gökçen, akciğer kanseri ve KOAH gibi yüksek riskli hastalıklara rağmen Medipol’de gerçekleştirilen multidisipliner bir operasyonla 5 günde sağlığına kavuşarak taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Ağzından Kan Gelince Gerçek Ortaya Çıktı</strong></h2>

<p>Gülin Gökçen’in hayatı, ağzından kan gelmesi şikayetiyle hastaneye başvurması üzerine değişti. Yapılan tetkiklerde, sağ akciğer alt lobunda yaklaşık 2 santimetrelik bir lezyon saptanarak akciğer kanseri teşhisi konuldu. Uzun yıllar günde üç pakete varan sigara kullanımı nedeniyle KOAH ve bronşektazi öyküsü de bulunan Gökçen için tıp dünyasının "multidisipliner" yaklaşımı seferber edildi.</p>

<h2><strong>Üç Branştan Ortak Operasyon</strong></h2>

<p>Medipol Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen süreçte, Göğüs Cerrahisi, Göğüs Hastalıkları ve Kardiyoloji uzmanları ortak bir çalışma yürüttü.</p>

<ul>
 <li>
 <p> Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ceyla Zeynep Çolakoğlu Gevher, hastada yüksek kalsiyum skoru saptanması üzerine anjiyografi uygulayarak ameliyat öncesi kalp risklerini dengeledi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Saltürk, yetersiz düzeydeki KOAH tedavisini yeniden düzenleyip yoğun bir hazırlık süreciyle hastayı operasyona hazırladı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Karapınar, yaklaşık 4 saat süren kapalı ameliyatla hem kanserli lobu hem de bronşektazili alanı tek seansta temizledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><strong>İkinci Baharımı Yaşıyorum</strong></h2>

<p>Operasyondan beş gün sonra taburcu edilen Gülin Gökçen, sağlığına kavuştuğu için mutluluğunu "Şu anda fıstık gibiyim, ikinci baharımı yaşıyorum" sözleriyle dile getirdi. Sigaranın hayatındaki en büyük pişmanlık olduğunu belirten Gökçen, 60 yıl süren bu alışkanlığın sağlığını nasıl tehdit ettiğine dikkat çekerek kötü bir örnek olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/agir-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-mucize-kurtulus</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/gyjygjy.png" type="image/jpeg" length="92444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç Organları Ters Doğan Reyyan Bebek, Sağlığına Kavuştu]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ic-organlari-ters-dogan-reyyan-bebek-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ic-organlari-ters-dogan-reyyan-bebek-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin’de 37 haftalıkken 2 kilo 750 gram doğan, ciddi solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilip yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan ve iç organları göğüs kafesine yerleştiği tespit edilen Reyyan bebek, 57 günlük yoğun tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez, yenidoğan bir bebeğin diyafram hernisi (diyafram fıtığı) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Suriye vatandaşı Ali İsmail ve Meha el Ahmet’in Reyyan ismini verdikleri erkek bebekleri, 37 haftalıkken 2 kilo 750 gram dünyaya geldi. Doğum sonrası ciddi solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınan bebeğin, diyaframdaki açıklık nedeniyle karın içi organlarının göğüs kafesine yerleştiği tespit edildi. Akciğerleri ve kalbi baskı altında olan ve yüksek hayati risk taşıdığı belirtilen Reyyan bebek, diyafram hernisi (diyafram fıtığı) ameliyatına alındı. Ameliyatın ardından 57 gün süren yoğun tedavisi tamamlanan bebek, taburcu edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>MARDİN'DE İLK DEFA YAPILDI</strong></h2>

<p>Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Uzmanı Adnan Azizoğlu, bebeğin sağlıklı bir şekilde taburcu edildiğini ifade ederek, “Bebeğimizi entübe bir şekilde devraldığımızda çekilen akciğer filminde, karın içi organlarının sağ toraksta yerleşim gösterdiğini tespit ettik. Bu sebeple hastamızın durumuyla ilgili acilen Çocuk Cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğerinde gelişme problemi olduğu için akciğere giden ana damarda ciddi bir tansiyon yüksekliği mevcuttu. Hastamızı tıbbi olarak stabilize ettikten sonra, Çocuk Cerrahisi Uzmanımız Doktor Feride Mehmetoğlu tarafından operasyona alındı. Bu vakanın sağ taraflı olması ve karaciğer, apendiks, kalın bağırsak ile ince bağırsağın sağ göğüs boşluğuna yerleşmiş olması sebebiyle hastamız ciddi bir mortalite riski taşıyordu. Bu operasyon Mardin'de ilk defa yapılmıştır. Şu an tamamen anne sütü ile besleniyor. Oksijen ihtiyacı yok. Bu bizim için sevinç verici bir haberdi ve güzel bir durumdu. Çekilen grafiklerde, MR'larında, beyinde herhangi bir hasarımız yok” dedi.</p>

<p><img alt="reyyan-bebek-mardin" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/grdgrdgdrdrgrgd.png" width="1280" /></p>

<h2><strong>AMELİYAT ÖNCESİNDE VE SONRASINDA CİDDİ MÜCADELE ETTİK</strong></h2>

<p>Yeni Doğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu ise bebeğin sağlığına kavuştuğunu ifade ederek, “Vakamızı özellikli kılan nokta, sağ taraflı bir diyafram hernisi olmasıydı. Normal diyafram hernileri zaten nadir görülürken, bunun sağ tarafta olması yüzde 10-15'lik bir oranla durumu daha da nadir kılmaktadır. Fıtık içine giren organ miktarı ne kadar fazlaysa, ölüm riski de o kadar artmaktadır. Bizim hastamızda ince bağırsağın önemli bir bölümü, kalın bağırsak ve hatta karaciğer bile sağ toraksın içindeydi. Bu sebeple bebeğimizle ilgili ciddi problemler yaşadık. Ameliyat gerçekleşti; ancak ameliyat öncesinde ve sonrasında 'pulmoner hipertansiyon' ile mücadele ettik ve ciddi bir süre nitrik oksit tedavisi vermek durumunda kaldık. Daha sonrasında ise bağırsak iskemisi sorunuyla uğraştık. Beslenmesine çok aşamalı ve dikkatli bir şekilde geçildi. Bu bebeğimiz yaklaşık 50 gün gibi çok uzun bir süre oksijen desteğine ihtiyaç duydu. Fakat bugün şükürler olsun ki bebeğimiz hiçbir oksijen desteğine ihtiyaç duymadan, kilosunu neredeyse ikiye katlamış ve tamamen sağlıklı bir şekilde evine gidiyor. Bu, Mardin için büyük bir olaydır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ic-organlari-ters-dogan-reyyan-bebek-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/hfthfhtfhtf.png" type="image/jpeg" length="48492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa’da Can Suyu: Ağabey Karaciğeriyle Hayat Verdi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/bursada-can-suyu-agabey-karacigeriyle-hayat-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/bursada-can-suyu-agabey-karacigeriyle-hayat-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da siroz hastalığı nedeniyle hayati tehlike yaşayan Özlem Yıldız, ağabeyi Akif Uçar’ın karaciğerinin yüzde 65’ini bağışlamasıyla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Siroz Tanısıyla Başlayan Zorlu Süreç</strong></h2>

<p>Bursa’nın Osmangazi ilçesinde yaşayan iki çocuk annesi 46 yaşındaki Özlem Yıldız için hayat, üç yıl önce halsizlik şikayetiyle gittiği hastanede konulan siroz tanısıyla değişti. Uzun süre ilaç tedavisi gören Yıldız’ın durumu, son aylarda hastalığın hızla ilerlemesiyle kritik seviyeye ulaştı. Doktorların "acil nakil" kararı vermesinin ardından kadavradan organ bekleme listesine alınan genç kadın için zaman daralırken, uygun donör bir türlü bulunamadı.</p>

<p><img alt="bursada-nakil-" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/sefefset.png" width="1280" /></p>

<h2><strong>Kardeşimin Erimesine Dayanamadım</strong></h2>

<p>Kardeşinin günden güne sağlığını yitirmesine ve hayati tehlike yaşamasına seyirci kalamayan 49 yaşındaki ağabey Akif Uçar, tereddüt etmeden donör olmaya gönüllü oldu. Yapılan tetkiklerde doku uyumunun sağlanması ve Etik Kurulu’nun onay vermesiyle, iki kardeş Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nde ameliyat masasına yattı. 11 Mart’ta gerçekleştirilen ve tıp dünyasının en zor operasyonlarından biri olarak kabul edilen nakil işlemiyle, ağabeyin karaciğerinin yüzde 65’i kardeşine başarıyla nakledildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Vereceğini Zaten Biliyordum</strong></h2>

<p>Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Özlem Yıldız, ağabeyine olan güvenini şu sözlerle dile getirdi: <em>"Başkasından değil de öz kardeşimden bu canı almak çok özel bir duygu. Donör olmayı kabul edeceğini ve bu fedakarlığı yapacağını zaten biliyordum. Şimdi çok daha iyiyim."</em> Üç çocuk babası Akif Uçar ise kardeşini yeniden ayağa kalkmış görmenin huzurunu yaşadığını belirterek, <em>"Kardeşimin erimesini izlemek çok zordu. Donör olmam gerektiğini duyunca bir an bile düşünmedim. Gönülden razı geldim, Allah nasip etti ve sağlığına kavuştu"</em> dedi.</p>

<h2><strong>Cerrahinin En Zor Sınavı</strong></h2>

<p>Ameliyatı gerçekleştiren Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercüment Gürlüler, karaciğer naklinin cerrahi branşlar içindeki en karmaşık operasyonlardan biri olduğunu vurguladı. Kadavra sırası beklerken durumu ağırlaşan hastaların canlı donörle hayata tutunmasının önemine değinen Prof. Dr. Gürlüler, her iki kardeşin de sağlık durumunun iyi olduğunu ve takibin titizlikle sürdüğünü ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/bursada-can-suyu-agabey-karacigeriyle-hayat-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/dhfhf.png" type="image/jpeg" length="95197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'da Gebe Okulu Mucizesi: Normal Doğumda Büyük Artış]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-gebe-okulu-mucizesi-normal-dogumda-buyuk-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-gebe-okulu-mucizesi-normal-dogumda-buyuk-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Ankara Hastanesi bünyesindeki Gebe Okulu, 19 ayda ulaştığı 800 anne adayı ile normal doğum oranlarını yüzde 12'den yüzde 35'e çıkarmayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Sezaryen Oranlarına "Eğitimli" Fren</strong></h2>

<p>Memorial Ankara Hastanesi, Sağlık Bakanlığı'nın 2024 yılında yayımladığı sezaryen oranlarını azaltma ve normal doğumu teşvik etme stratejisi doğrultusunda örnek bir projeye imza attı. 19 aydır kesintisiz devam eden "Gebe Okulu" sayesinde, anne adayları doğumun korkulacak bir operasyon değil, doğal ve fizyolojik bir süreç olduğu bilincini kazandı. Projenin sonuçlarını paylaşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burak Çağlarsu, "Ekim 2024’te yüzde 12 olan normal doğum oranımızı, bilinçli ebeveynlik sayesinde bugün yüzde 35 seviyesine çıkardık" dedi.</p>

<p><img alt="normal-dogumda-artış-" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/stsgdfg.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hastanede Değil, Adeta Bir Akademi</strong></h2>

<p>Anne ve baba adaylarının yoğun ilgi gösterdiği okulda eğitimler sadece teorik bilgilerle sınırlı kalmıyor. Hamile pilatesinden kahkaha yogasına, travayda ağrı yönetiminden bebek banyosuna kadar her detay uzmanlar eşliğinde uygulamalı olarak anlatılıyor. Yenidoğan uzmanları, psikologlar, diyetisyenler ve fizyoterapistlerin dahil olduğu multidisipliner ekip, bugüne kadar yaklaşık 800 gebeye ulaştı. Op. Dr. Çağlarsu, eğitime katılanlar özelinde bakıldığında normal doğum tercihinin yüzde 45 bandına kadar çıktığını vurguladı.</p>

<p><img alt="normal-dogumda-artış-ankara" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/yrrtert.png" width="1280" /></p>

<h2><strong>Babalar İçin Empati Testi: Suni Sancı Deneyimi</strong></h2>

<p>Okulun en dikkat çekici etkinliklerinden biri de baba adaylarına yönelik "empati" oyunları oldu. Doğum sürecinde eşlerinin yaşadığı zorlukları anlamaları için babalara suni sancı benzeri deneyimler yaşatılıyor. Eğitime katılan baba adayı Cahit Köker, "Eşimle empati kurmam açısından çok sarsıcı ve güzel bir deneyim oldu" diyerek eğitimin etkisini dile getirdi. Gebe Nurseli Köker ise kulaktan dolma bilgiler yerine uzmanlara ulaşmanın stres yönetimini kolaylaştırdığını belirtti.</p>

<h2><strong>Ebelerin Fedakarlığı Başarıyı Getirdi</strong></h2>

<p>21-28 Nisan Ebelik Haftası’na denk gelen etkinlikte, başarının gizli kahramanları olan ebeler de unutulmadı. 38 yıllık tecrübeli ebe Filiz Atay, gebelerle kurulan güven bağının doğum anındaki süreci kolaylaştırdığını ifade ederken; Op. Dr. Çağlarsu, normal doğum oranlarındaki bu sıçramanın en büyük paydaşının ebelerin fedakarlığı olduğunu belirterek tüm ebelerin haftasını kutladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/ankarada-gebe-okulu-mucizesi-normal-dogumda-buyuk-artis</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/tfytyrr.png" type="image/jpeg" length="58045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lazer Göz Cerrahisinde Kritik Uyarı: Kişiye Özel Analiz Şart]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/lazer-goz-cerrahisinde-kritik-uyari-kisiye-ozel-analiz-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/lazer-goz-cerrahisinde-kritik-uyari-kisiye-ozel-analiz-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Miyop, astigmat ve hipermetrop gibi görme kusurlarının tedavisinde kullanılan modern lazer cerrahileri, hastaların gözlük ve lenslerinden kurtulmasını sağlıyor. Uzmanlar, operasyonun başarısında en kritik faktörün "kişiye özel detaylı analiz" olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>HER HASTA İÇİN ÖNCE AYRINTILI DEĞERLENDİRME YAPIYORUZ</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, gözlükten ve kontakt lensten bağımsız yaşamak isteyen hastalarda öncelikle detaylı muayene ve tetkik yapıldığını belirterek, “Hastanın göz yapısı uygunsa ve beklentileri gerçekçiyse lazer tedavisi planlanabiliyor. Numaranın doğru tespit edilmesi ve gözün tüm bölümlerinin ayrıntılı incelenmesi büyük önem taşıyor. Yalnızca göz yapısının değil, kişinin yaşam koşulları ve günlük hayata dönüş beklentisi de işlem seçimini etkiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>3 FARKLI LAZER YÖNTEMİ UYGULANABİLİYOR</strong></h2>

<p>Lazer cerrahilerinin genel olarak üç ana başlık altında değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Göz yüzeyine uygulanan PRK ve No Touch lazer, korneadan ince bir tabaka kaldırılarak yapılan Lasik cerrahileri ile son yıllarda daha popüler hale gelen Smile ve Smile Pro yöntemleri hastalarımıza uygulanabiliyor. Bu yöntemler hastanın numarasına, kornea yapısına ve beklentilerine göre seçiliyor. Her hasta için kişiselleştirilmiş planlama yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>AMELİYAT KISA, İYİLEŞME HIZLI</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, ayrıntılı değerlendirme sonrası cerrahi sürenin oldukça kısa olduğunu dile getirerek, “Görsel rehabilitasyon hızlı gelişiyor. İşlem tipine göre hastaların sosyal ve iş hayatına dönüş süreleri günümüzde oldukça kısalmış durumda. Ameliyat sonrası verilen tedaviler düzenli uygulanmalı. Özellikle ilk günlerde gözün ovuşturulmaması, yıkanmaması ve güneş ışığından korunması gerekiyor” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>UYGUN HASTALARDA BAŞARILI SONUÇLAR ALIYORUZ</strong></h2>

<p>Günümüzde gelişmiş teknoloji ve artan cerrahi tecrübeyle lazer tedavilerinin güvenle uygulanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, “Uygun hastalarda gerçekleştirdiğimiz lazer cerrahileriyle hastalarımızı gözlük ve lens bağımlılığından kurtarabiliyor, daha konforlu bir yaşam sunabiliyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/lazer-goz-cerrahisinde-kritik-uyari-kisiye-ozel-analiz-sart</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/lazergozcerrahisi.png" type="image/jpeg" length="14329"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üsküdar Devlet Hastanesi’nde ‘Rüşvet’ İddianamesi Hazır: Doktorlar İçin 12 Yıl Hapis İstemi]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/uskudar-devlet-hastanesinde-rusvet-iddianamesi-hazir-doktorlar-icin-12-yil-hapis-istemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/uskudar-devlet-hastanesinde-rusvet-iddianamesi-hazir-doktorlar-icin-12-yil-hapis-istemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üsküdar Devlet Hastanesi’nde ameliyat edecekleri hastalardan usulsüz şekilde ek ücret talep ettikleri iddiasıyla tutuklanan doktorlar Gürkan Örskıran ve Cem Gülçin hakkındaki soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, sanık doktorların "Rüşvet almak" suçundan 12 yıla kadar hapsi istendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Hastalardan "Ameliyat Parası" İstendiği İddiası</strong></h2>

<p>Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma, hastaneye başvuran vatandaşların ihbarları üzerine derinleştirildi. Yapılan incelemelerde, muayeneye gelen hastaların ameliyat işlemlerini gerçekleştirmek için yasal olmayan yollarla para talep ettiği tespit edilen doktorlar Gürkan Örskıran ve Cem Gülçin gözaltına alındı. Adli makamlara sevk edilen iki doktor, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.</p>

<h2><strong>Zanlı Doktorların Savunmaları Ortaya Çıktı</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan doktorlardan farklı savunmalar geldi. Doktor Gürkan Örskıran suçlamaları reddederek, ameliyatlarda dışarıdan malzeme getirtmediğini ve sadece hastane imkanlarını kullandığını iddia etti. Örskıran, "Hastanede devlet bünyesinde bulunmayan herhangi bir malzeme kullanmadım. Bahsi geçen 'Holep' isimli cihazı zaten çoğu devlet hastanesi kullanmamaktadır" diyerek kendisini savundu.</p>

<h2><strong>Yersiz Hırslarımdan Dolayı Talep Ettim</strong></h2>

<p>Diğer sanık doktor Cem Gülçin ise hakkındaki iddiaları kabul ederek pişmanlık vurgusu yaptı. Güleryüz ifadesinde şu itiraflarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p><em>"Hastalardan para talep etmemin etik ve ahlaki olmadığının farkındayım. İçinde bulunduğum durumdan dolayı çok pişmanım. Bu parayı maddi imkansızlıktan değil, tamamen yersiz hırslarımdan dolayı talep ettim. Aileme karşı büyük mahcubiyet duyuyorum."</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2><strong>12 Yıla Kadar Hapis Cezası Talebi</strong></h2>

<p>Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, her iki doktorun da <strong>"Rüşvet almak"</strong> suçunu işlediklerine dair yeterli delil bulunduğu belirtildi. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca sanıkların <strong>4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası</strong> ile cezalandırılmaları talep edildi. Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/uskudar-devlet-hastanesinde-rusvet-iddianamesi-hazir-doktorlar-icin-12-yil-hapis-istemi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/lkfhglfiufhkfjsku.png" type="image/jpeg" length="66015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun’da "Hayat Kurtaran" Yerli Hamle: ASELSAN Üretimi Şok Cihazları Meydanlarda]]></title>
      <link>https://www.uygurhaberajansi.com/samsunda-hayat-kurtaran-yerli-hamle-aselsan-uretimi-sok-cihazlari-meydanlarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.uygurhaberajansi.com/samsunda-hayat-kurtaran-yerli-hamle-aselsan-uretimi-sok-cihazlari-meydanlarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da ani kalp durmalarına karşı kritik bir adım atıldı. Türk mühendisler tarafından geliştirilen ASELSAN üretimi yerli ve milli Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, şehrin en yoğun üç noktasına yerleştirildi. İl Sağlık Müdürü Mustafa Uras, "Cihaz kalp ritmini kendi analiz ediyor, vatandaşın hata yapma şansı yok" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Kritik Dakikalarda Milli Teknoloji Devrede</strong></h2>

<p>Ani kalp durmalarında müdahale edilmeyen her dakikanın hayatta kalma şansını %7 ile %10 arasında düşürdüğü gerçeğinden yola çıkan Sağlık Bakanlığı, yerli teknolojiyle hayat kurtarmaya hazırlanıyor. Samsun İl Sağlık Müdürü Mustafa Uras ve ilk yardım eğitmenleri, ASELSAN tarafından hibe edilen yerli şok cihazlarını (OED) Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen simülasyonla tanıttı. Cihazlar; Cumhuriyet Meydanı, Çobanlı İskelesi ve Batı Park gibi vatandaşların en yoğun bulunduğu lokasyonlara sabitlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>OED Nedir? Nasıl Kullanılır?</strong></h2>

<p>Taşınabilir otomatik şok cihazı olarak bilinen OED, sağlık profesyoneli olmayan vatandaşların bile kullanabileceği şekilde tasarlandı. Cihazın çalışma prensibi tamamen güvenli ve yönlendirici bir sisteme dayanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Sesli ve Görsel Komut:</strong> Cihaz açıldığı andan itibaren kullanıcıyı sesli olarak yönlendirir, ilk olarak 112'nin aranmasını ister.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Analiz Yeteneği:</strong> Pedler hastaya yerleştirildikten sonra cihaz kalp ritmini otomatik olarak analiz eder.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hata Payı Yok:</strong> Şok verilip verilmeyeceğine kullanıcı değil, cihazın kendisi karar verir. Eğer şok gerekmiyorsa cihaz kesinlikle şok uygulamaz, bu da "zarar verme" riskini ortadan kaldırır.</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="aselsan-uretimi-sok-cihazlari" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/rdtyuiop.png" width="1280" /></h2>

<h2><strong>2028 Hedefi: Her Yerde Bir Şok Cihazı</strong></h2>

<p>İl Sağlık Müdürü Mustafa Uras, bu uygulamanın Türkiye genelinde yaygınlaşacağını duyurdu. Yapılan yönetmelik değişikliğiyle bir takvim belirlendiğini ifade eden Uras, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><em>"2026 yılı sonundan 2028'e kadar havalimanları, tren istasyonları, AVM'ler ve 500'den fazla işçi çalıştıran kurumlar bu cihazları bulundurmak zorunda olacak. 2028 yılında ise 100 ve üzeri kişinin çalıştığı her yerde ve benzin istasyonlarında bu cihazların olması planlanıyor. Doğru kalp masajı ve zamanında şok, hastanın hayata tutunma oranını %50 artırıyor."</em></p>
</blockquote>

<h2><strong>Milli Gurur: ASELSAN İmzası</strong></h2>

<p>Cihazların tamamen Türk mühendislerinin elinden çıkmış olmasının büyük bir gurur olduğunu vurgulayan Uras, Samsun sağlığı adına yapılan bu yatırımın bir başlangıç olduğunu belirtti. Vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde bu cihazların bulunması, olası kalp krizlerinde profesyonel ekipler gelene kadar geçen "altın sürede" en büyük güvence olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.uygurhaberajansi.com/samsunda-hayat-kurtaran-yerli-hamle-aselsan-uretimi-sok-cihazlari-meydanlarda</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://uygurhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/uygurhaberajansi-com/uploads/2026/04/silukjhg.png" type="image/jpeg" length="71611"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
